Aramızdan ayrıldığından beri bizler de seni özlüyoruz. Geçen gün bir gazetede çıkan beyanatın beni çok duygulandırdı. Kullandığın her kelimeden içinde yaşadığın büyük özlemi hissettim. Sana bazı önerilerde bulunmak istiyorum. Duygularımız çoğu zaman içine ılık ılık girip yerleştiğimiz çok rahat, yumuşak minderlere benzerler. Bu minderler, karanlıkta göz gözü görmezken bile düğmesini çevirip etrafı aydınlatabileceğin bir tanıdık lambayı yakabilme konforunu sağlar insana.
Yabancı bir ülkede mesleğini icra etmeye gittiğin zaman ise yepyeni bir ortamda çalışıp yaşamak zorunda kalırsın. Almanya'dan Türkiye'ye gelmiş olsan da sanki İstanbul Boğazı'ndan Marmara Denizi'ne geçmiş gibiydin. Oysa Japonya için aynı şeyleri söyleyemeyiz. Marmara Denizi'nden Batı Hint Okyanusu'na yelken açmış gibi bir duygu sarabilir içini.
45 bin taraftar
Bu denizin durgun, dingin hali nasıldır? Fırtınası ne kadar şiddetlidir? Dalgaları hangi yüksekliktedir? Geceleri çok mu karanlıktır? Suyu çok mu tuzludur? Yüzebilecek misin? Üstte kalabilecek misin? O fırtınayı yenebilecek misin? Dalgaları alt edebilecek misin? İlk vardığında birçok çelişki içinde olduğunu zannediyorum.
Saçlarını kesip gitmiş olman, bana bu sessiz isyanın sembolü gibi gelmişti. Tüm Japon gençleri seni samuraya benzetirken, kucaklarını Türk asıllı samuraya açmışken birdenbire Tokyo Havalimanı'nda senin neredeyse sıfır numara kesilmiş saçlarınla karşılaştılar. Eminim üzülmüşlerdir.
Neden? Çünkü, 'Samuray, Samuray!!!' diye haykırarak alkışladıkları sen, belki de onların hayallerinde yarattıkları Samuray'dan çok uzaktın. Belki de bu gerçekle, Japon genç hayranların da ilk defa karşılaşmış oluyorlardı. Ancak seni alkışlamaya devam ettiler. İlk lig maçında kendi stadınızda 45 bin taraftar varmış. Belki o stadyum, tarihinde bu kadar kalabalığı hiç toplamamıştı. Senin sayende oldu belki de. Bu, Japon hayranlarının seni alkışlamaya devam etme arzularının en belirgin göstergesidir.
Şimdi İlhancığım, sen mesleğinde gerçek bir profesyonel olarak şu Pasifik Okyanusu'nu keşfedip, girdisini çıktısını öğrenerek başarıyla fethettin mi, senin sırtını bu dünyada hiçbir rakibinin yere getiremeyeceğinin farkında mısın? Bu önemli midir? Bence çok önemlidir. O küçücük minderden, dünyanın en muhteşem koltuğuna yerleşme imkânını yakalamış olursun. Burada göstereceğin üstün başarıyı Juventus antrenörleri, Ajax yetenek avcıları, Manchester United yetkilileri görmeyecekler mi sanırsın? Sana anlaşman bittiği zaman talip olmayacaklar mı sanırsın? Bak Ronaldo'ya, bak Beckham'a daha niceleri... Onlar da alıştıkları rahat minderleri, daha geniş ve derin denizlere açılmak için terk ettiler. Çok da iyi ettiler. Geçenlerde Ronaldo hakkında bu köşede bir yazı yazdım. Evinde durmadan Brezilya dizileri izlermiş. O kadar çok izlermiş ki, bazılarının senaryolarını ezberlemiş! Neden? Bu gerçek bir özlemin ipucu değil de nedir İlhancığım?
Yani büyük ve yürek isteyen denizlerde yüzmen, sırf sana has bir gelişme değil. Sınırlı seyirci hayranlığını terk edip, dünya seyircileri tarafından bağırlara basılma özgürlüğü ve muhteşemliğidir bu! Kıymeti ve değeri çok yüksektir İlhancığım. İnan bana birçok fedakârlığa değer.
Bunu yapabilirsin
"Ne fedakârlığı?" dersen, biraz duygularına esir olmama fedakârlığı, alışık olduğun ortamı aramamak için kendini zorlama fedakârlığı, biraz duygularını törpüleme, biraz hislerini nasırlaştırma fedakârlığı İlhancığım. Bunu yapabilirsin yetenekli oğlum. Bu sayede elde edeceğin her başarı, seni gönderdiklerine inandığın Beşiktaş yöneticilerine de en büyük cevaptır. Üstün başarından sonra seni tekrar çağırmak istediklerinde belki de Chelsea takımının teklifiyle yarışmak zorunda kalacaklardır. Değmez mi İlhan? Değmez mi?
Haydi göster kendini. Alt et şu sakatlığını, büyük bir hırs, arzu, istek, derslerini öğrenmiş bir efendilikle fırla Japon sahalarına. Sanma ki bizlerin gözü sende değil! Aman bu hataya düşme. Nefes almadan, gözünü ayırmadan, her Türk futbol meraklısı seni izliyor. Yolun açık olsun!
Sevgili İlhan Mansız!
Aramızdan ayrıldığından beri bizler de seni özlüyoruz. Geçen gün bir gazetede çıkan beyanatın beni çok duygulandırdı. Kullandığın her kelimeden içinde yaşadığın büyük özlemi hissettim
Haberin Devamı

