Sevgi Gönül'ün arkasından...

Sevgi Gönül'ü kaybetmenin büyük üzüntüsünü yaşıyorum. Yıllar önce hakkında bir belgesel hazırlamıştım. Koç Ailesi'nin en açık sözlü, dobra ve esprili kişisiydi Sevgi Gönül

Haberin Devamı

Sevgi Gönül'ü kaybetmenin büyük üzüntüsünü yaşıyorum. Yıllar önce hakkında bir belgesel hazırlamıştım. Koç Ailesi'nin en açık sözlü, dobra ve esprili kişisiydi Sevgi Gönül.

Söyleşiyi, Ortaköy Yahya Efendi Yokuşu'ndaki harikulade dairesinde gerçekleştirmiştik. Siyasete göz kırptığı günlerdi.

"Bu delege sistemini anlamış değilim. Hiç sağlıklı değil. 'Başka yolu da yok' diyorlar bana. Siyasetin içerisine girdikçe, öğrendikçe tatsız durumlarla karşılaşıyorum." Bu sözleri sarfettiğinde ANAP İstanbul İl Başkanlığı'nda faaliyet gösteriyordu. Yaşama çok geniş ve olgun bir pencereden bakıyordu Sevgi Gönül. Evlilik müessesesine çok önem verdiğini her fırsatta dile getiriyordu.

New York Müzesi
"Karşılıklı fedakârlığa dayanır bu iş. Çekişmeler olacaktır. Doğaldır da... Ama karşı taraf parlayınca sen susmayı bileceksin, sen parlayınca o susacak. Bir de daima kafanı kullanacaksın. Akılsızlığı kaldırmaz bu müessese."

Sanata düşkünlüğünü bildiğimiz Gönül'ün en meraklı olduğu eserler İznik çinileriydi.

"Dünyanın hangi kentinde olursa olsun, İznik çinisi müzayededeyse, ben oradayımdır. Bunların hepsini toplayıp ülkemize getirmek istiyorum. Geçenlerde Sotheby's'de bir açık artırmaya katıldım. Tüm dünyada çok değerli olduğu için fiyatlarda kıran kırana bir mücadele yaşanıyor. Ben seyahate çıkmadan önce tırmanabileceğim en yüksek fiyatı, yetkililerle görüşüp belirleriz.

Gelgelelim, müzayede esnasında telefondaki alıcıyla kıran kırana bir artırmaya giriştim ki sormayın! Telaffuz edilen miktar, bana tanınan tavan fiyatın üzerine çıktığında gözümü kırpmadan artırmaya devam ettim. Karşı taraf çok kararlıydı. Bırakmadı bize. Alamadım. O salondan çıkışımda siz beni görecektiniz. Öyle üzgün, bitkin ve yenilmiş hissettim ki kendimi."

Dünyanın hangi noktasında kendisini en mutlu hissettiğini sorduğumda şunları söylemişti:

"Beni bırakın New York Metropolitan Müzesi ne, unutun gidin! Buradaki mutluluğumu hiçbir yere değişmem. Belki yüz kere New York'a gitmişimdir. Ama her seferinde, evet her seferinde ilk işim soluğu Metropolitan'da almaktır. Hiç bıkmadım ve bıkmam da! En büyük hayalim, böyle bir müzenin, küçüğü bile olsa, benzerini Türkiye'de gerçekleştirmektir. Müzenin küratörüyle yakından tanışırım. En son hangi eserler, dünyanın neresinden gelmiş, bana anlatır, gezdirir. O cesametli binanın içinde yaşayıp, hiç dışarı çıkmasam mutlu olurum, inanın bana!"

Sevgi Gönül kadar masmavi, ışıl ışıl, pırıl pırıl çocuk heyecanıyla bakan bir pozitif göze daha rastlamadım yaşamımda.

5 ay kadar önce, Aya İrini'de bir konserde karşılaştık. Benim etrafım sarılıydı. Onunki de öyle. Kısacık sapsarı saçlarını gururla taşıyor, herkese pozitif enerjisini dağıtmaya devam ediyordu. İkimiz de yaklaştık, öpüştük ve gruplarımıza geri döndük.

Meğer bu bir veda öpücüğüymüş! Ben olgunluğunu hissetmiş ve kendisini çok takdir etmiş bir kişiyim. Hiç konuşmadan bile çok şey konuştuğum bir insandı Sevgi Gönül. Değerli ailesine başsağlığı diliyorum.



Dikkat... Dikkat...
Rüya yorumu yapamam!

Bana, "geçen akşam gördüğünüz" rüyayı anlatıp, yorum getirmemi beklemeyiniz lütfen. Bu işlerden hiç anlamam» "anlarım" diyene de biraz şüpheyle bakarım. Buna Freud'un "Rüya Tahlilleri" de dahildir! A.Ö.

DİĞER YENİ YAZILAR