Seddülbahir'de tenis turnuvası

Tam da Sayın Çetin Altan'ın (ve hepimizin) arzu ettiği gibi yaşadığımız bu küçük köyde, arka bahçemize bir tenis kortu yaptırdık

Haberin Devamı

Tam da Sayın Çetin Altan'ın (ve hepimizin) arzu ettiği gibi yaşadığımız bu küçük köyde, arka bahçemize bir tenis kortu yaptırdık. Sabahları Haluk, akşamları ben kortun etrafında bisiklete binip egzersiz yapıyoruz. Çocuklarımız ve bu işi bilen dostlarımız da her hafta sonu Abide Open (!) adı altında turnuvalar düzenliyorlar. Yalnız kupa, mupa yok!

Geçen gün saat 19.00 civarında bisikletime binerken bahçe kapısından üç çocuk girdi ve doğru kortun girişine geldiler. Birisi 13 yaşında bir delikanlı, diğeri 10 yaşlarında bir kız, en küçüğü de 7 yaşlarında görünen bir oğlan çocuğu. Bisikletten indim.

Ellerinde, plastikten yapılmış siyah, kenarları sarı, küçücük iki raket var. Hani çikletten çıkmış hediye misali!

"Merhaba çocuklar!" dedim. "Ayşe Teyze" diye söze başladı en küçük oğlan. Gözleri masmavi, yanakları pespembe, kilosu yerinde maşallah!

"Ayşe Teyze. Ben Muammer'in oğluyum. Çıkarsanız tenis oynamaya başlayacağız."

Köyden Muammer Bey dostumuzdur. Demir işlerindeki ustalığına diyecek yoktur.

"Ben bırakayım bisikleti, oynayın bakalım."

Kortun biraz uzağında bir tabureye oturdum, onlar beni görmüyor ama ben onları hem görüyor hem duyuyorum. Uzun boylu işin uzmanı belli.

"Bak oğlum. Raketi al sağ eline. Solunla da topu tut. Tamam mı?"
"Tamam tamam ne var yani?"
"Şimdi at topu yere vur gitsin."
"Vururum, ne olacak yani?"
"Öyle vurma yok, fileden geçecek haaaaa!"
"Haaaa?"
"Yaaaa! Bak ben başlıyorum. Ben atınca sen de vuracaksın. Seni yenince Güler'le oynayacağım."
"Hadi, hadi at da görelim."
Uzman topu zar zor bir darbeyle geçirdi fileden, Muammer'in oğlu ıskaladı.
"Ben 15, sen 0, gene atıyorum."
"Ben 30, sen 0!"
"Ben 40, sen 0!"
"Yahu ben hep SIFIR mı olacağım? Oynamıyorum işte."

Küskün, dargın çıkıp gittiler.



Okuyucu mektubu
Yeni Tüketici Yasası'ndan haberiniz yok mu?

* İki ay önce Mahmutpaşa'daki Sahra İpek Mağazası'ndan bir eşarp aldım. Gerektiğinde usulünce yıkadım. Boya verdi. Mağazaya geri götürdüğümde hakaret boyutunda azar işittim. Kibar olmayan bir dille mağazadan çıkmam istendi. Ürün hataları firma tarafından sahiplenilmez mi? Lütfen sesimi duyurur musunuz? (Meriç Akdağ)

* Anladığım kadarıyla bu eşarbı Sahra İpek Mağazası kendisi üretiyor. Bu firma yetkililerinin yeni Tüketici Hakları Yasası'ndan haberleri yok galiba. Sizin, eşarbınızı kaç derece suda ve hangi sabun veya deterjanla yıkadığınızı bilmiyorum ancak sanki benzer eşarplarınızı uzun zamandır kullanıyor ve bakımını biliyor gibi yazmışsınız. Ne olursa olsun, yeni yasa gereğince firma size hakaret edemez, sizi dükkândan dışarı attıramaz. Bu durumda tazminat davası bile açabilirsiniz, Avrupa Birliği'ne uyum yasaları gereğince yasalar değişti. Sahra İpek bunu bir an önce öğrense iyi olur. Bence siz bir kez daha Sahra İpek'e gidin ve bu mesajı gösterin. Gelişmelerden de beni haberdar edin.

DİĞER YENİ YAZILAR