Sayın Soyaslan'dan inciler!

Demişsiniz ki: "Rüzgârın elbiselerini alıp götürmesi halinde üstünü kapatmayan kişinin durumunda ihmali bir şekilde işlenen hareket söz konusudur

Haberin Devamı

Demişsiniz ki: "Rüzgârın elbiselerini alıp götürmesi halinde üstünü kapatmayan kişinin durumunda ihmali bir şekilde işlenen hareket söz konusudur. Çünkü kadın, çıplaklığını kapatmak zorundadır! Burada da hayasızlık mevcuttur."

Sayın Prof. Dr. Doğan Soyaslan, emin olunuz 40 yıl düşünsem, 140 yıl düşünsem, "Rüzgârın elbiselerini alıp götürmesi halinde" diye bir hayal kuramam. Bir rüzgânn kadının elbiselerini alıp götürmesi fiili, son derece sağlıksız ve marjinal bir senaryodur. Yaşanabilinecek muhtemel gerçeklerle bir ilgisi yoktur. Bu demek değildir ki, şöyle koltuğa yaslanıp, başınızı arkaya dayayıp, göz kapaklarınızı kapatıp, hayallere dalamazsınız veya düşünce aleminizde böyle uyduruk bir senaryo yaratamazsınız. Yaratabilirsiniz! Belki bu senaryo hoşunuza gidip, size gerçek gibi de gelebilir.

Ancak somut yaşamda, hiçbir rüzgâr, hiçbir kadının elbiselerini alıp götürmez. Götürmesini isteyenler olabilir belki ama yapamaz! Yani rüzgâr kadının üstünden elbisesini alıp, çıkarıp, götürüp kadını çıplak bırakamaz. İnanın bana bu mümkün değildir. Eşinize danışırsanız, hanımefendi de bunun gerçekleşemeyeceğini size belirtecektir. Tabii siz kadın olmadığınız için anlamakta zorluk çekip, böyle bir varsayıma varabilirsiniz. Bazı gerçekleri burada size açıklamak istiyorum ki, yanlış yükselişler yaşanmasın.

Bir kere, kısa etek modasında esen rüzgâr, etek uçlarımızı az hareketlendirir. Uzun eteklerde (hayret bir orantı ama doğrudur), etek hareketlerinde daha çok kıvrılıp açılmalar olur. Bunun sebebi de şudur: Rüzgâr kısa eteklerde içeri girip dolaşabilecek geniş mekânlar bulamaz ama uzun etekler rüzgâra bu imkânı sağlar.

Şimdi sizin varsayımınıza inanırsak, rüzgâr kadınların eteğinden içeri girip sadece gezmekle kalmıyor aynı zamanda o eteği söküp atmaya çalışıyor. Nasıl yani? Yani tam sizin kelimelerinizi kullanırsam, "Rüzgârın elbiseleri alıp götürmesi halinde" diyorsunuz ya? İnanınız bana, rüzgâr bunu başaramaz Sayın Soyaslan.

Siz rahatladınız mı?
Böyle bir düşünce ve niyeti olduğunu da sanmıyorum. En nihayet bunu düşünebilmesi için rüzgârın en azından bir insan olması gerekir, hatta biraz daha ileri gideyim, belki de hayal gücü kuvvetli bir erkek insan olması gerekir. Bu da bence mümkün değildir. Yani bana göre, mümkün değildir. Belki bunun mümkün olduğunu düşünebilecek yapıda zihinler olabilir. Olmaz diyemem. Ama ben rastlamadım diyebilirim.

Siz ratladınız mı? Ceza kanunlarını hazırlarken her ihtimali dikkate almak zorunda olduğunuzu bildiğimizden böyle muhakemelere de vardığınızdan, sizin bu tarz düşüncede erkeklere rastlamış olmanız gerek. Hatta belki çok yakınınızda birisi de olabilir bu. Bilemeyiz tabii. Bu bir ruh bilimci konusudur. Bu konuda hangi psikolog veya psikiyatriste danışsanız, size "Böyle bir varsayım, sıhhatli bir ruh halini yansıtmaz" diyeceğinden eminim. Danışmanızı öneririm.

Tekrar edeyim, "Rüzgârın kadının elbiselerini alıp götürmesi" mümkün değildir. Çünkü eteklerimizi yerinde tutmak için bizler, belimize krogrenli, kopçalı, düğmeli, ilikli, lastikli, fermuarlı tutturucular dikeriz. Rüzgâr, bu tedbirlerle hayatta başa çıkamaz. İnanınız bana! Rüzgârın elbiseyi alıp götürmesi mümkün değildir. Buna inanmak büyük bir DON KİŞOTluk olur ki, bu beyefendiye saygım sonsuzdur ve yanlış yerde kullandım diye de kendime biraz kızdım şimdi.

Hayasız kelimesini bugün anlamayan genç okuyucularım olabilir. Hayasız, utanmaz manasına gelmektedir. Bu yazım sayesinde yeni neslin çok iyi anlamasını istediğim husus şudur: Kimin hayasız kimin hayalı, kimin utanır kimin utanmaz olduğunun ayırt edilme yöntemleriyle, bu iki durumun ülkemizde hangi cetvellerle ölçüldüğünün bilinmesi ve bu kelimenin nerelerde kullanılabileceğinin örneklerle gösterilmesidir. Gene de anlatamadım diye endişeleniyorum.

Bu bağlamda konuyu işleyebilmemi mümkün kıldığı için Sayın Soyaslan'a tüm Türk kadınlan adına da teşekkür ediyorum. Biliyorsunuz ki, bazı insanlar düşünürler ama söylemezler. Sayın Soyaslan ise düşündüğünü söyleyerek, hatta yasalara yansıtarak biz hanımlara büyük hizmetler etmektedir. Tekrar teşekkürler efendim!

Dikkat... Dikkat...
Seddülbahir ve civar köyleri 12 gündür elektriksiz. Yetkililer, "20 gün daha elektrik beklemeyin" demişler. Ayıptır! Bu sorun en kısa zamanda halledilmeli. A. Ö.

DİĞER YENİ YAZILAR