Sayın Demirel, 'tok söz' buna denir

Bugünlerde Sayın Demirel röportajları moda. VATAN'da Ruhat Mengi başlatmıştı. Tüm hızıyla devam ediyor

Haberin Devamı

Bugünlerde Sayın Demirel röportajları moda. VATAN'da Ruhat Mengi başlatmıştı. Tüm hızıyla devam ediyor.

Dün Hürriyet'te Yener Süsoy Bey'in yaptığı söyleşiyi okurken dikkatimi en çok çeken paragrafa değinmek istiyorum.

"12 Eylül 1980 sabahı sayın Ecevit ve muhterem eşleri, ben ve eşim helikopterle Gelibolu'ya gidiyoruz. Yeşilköy Havaalanı'ndan kalktıktan sonra eşime aşağıda sahil kıyısında benim dönemimde yapılan fabrikaları, santralleri, siteleri gösteriyorum. Nazmiye, çok tok sözlüdür. Biraz gittikten sonra, 'Bunları yaptırdığın için mi seni Gelibolu'ya götürüyorlar?' dedi."

Ağustos 2003'ün şu son günlerinde bile ne Sayın Demirel ne de değerli eşleri ve muhtemelen ne Sayın Ecevit ve ne de değerli Rahşan Hanım, hâlâ neden Gelibolu'ya gittiklerini anlayamamışlar! Ben sade bir vatandaş olarak kendilerine yardımcı olmak istiyorum.

Söyleşide bir cümle dikkatimi çok çekiyor. Diyorsunuz ki: "Yeşilköy Havaalanı'ndan kalktıktan sonra..." Kendi kendime soruyorum!

Bu cümlede Sayın Demirel neden Yeşilköy adını kullanmış? Yeşilköy'den kalkan bir helikopterle Gelibolu istikametine giderken en az 3 dakika, en fazla da 6 dakika süreyle aşağıdaki fabrika ve sitelerin üzerinden geçebilirsiniz. Bunu takip eden 84 dakikalık yol süresince sessizliğe gömüleceksiniz. Hele bu helikopter Tunceli, Siirt gibi Anadolu'nun binbir yöresine doğru ilerleseydi çooook sessiz geçen uzun bir yolculuk olacaktı. Düşünmenizi çok rica ediyorum.

Sizler iktidar ve muhalefet koltuklarında otururken halktan çok kopuk olduğunuz için dışarıda neler olduğunu anlamamışsınız. Ben size yaşatayım! O dönem biz İstanbul'un Levent semtinde otururduk. Çocuklarımız ilkokul birinci ve ikinci sınıfına giderlerdi.

Öğretmenin komutu
Emniyetli olsun diye çocuklarımı okullarına ben bırakırken kaç sabah otobüs duraklarında, kaldırımlarda, apartman önlerinde, bakkala yakın yerlerde kanlar içinde yatan insanları gören çocuklarımın dehşet içinde, "Karnı kanıyor! Başı kanıyor! Ölmüş mü? Kim öldürmüş? Neden öldürmüş?" gibi sorularına cevap veremiyordum. Okul civarındaki HER GÜNKÜ silahlı çatışmalar esnasında sınıf öğretmeni günde kaç kez, "Çabuk sıraların altına yatın, ben 'geçti' deyinceye kadar kimse kalkmasın!" komutunu sizler hiç yaşamadınız. Ambulans sesleri kulak yırtardı! Haberiniz bile yok böyle komutlarla büyüyen çocuklardan! Geceleri, evlerimizin önlerinde silahlı çatışmalar başladığı zaman, biz ne olup ne bittiğini gene yataklarında korkudan uyuyamayan çocuklarımıza izah edemezdik!

Sayın Demirel ve Sayın Ecevit! İKİNİZ DE birbirinizle ve partilerinizle giriştiğiniz bitmez tükenmez didişme, dalaşma, sataşma savaşını gerçekten unuttunuz mu? Bizim sokakta yaşadıklarımızın sizin bu didişmelerinizden ileri geldiğini daha hiç kimse sizlere söylemedi mi?

Haydi etrafınız sizi üzmek istemeyenlerle dolu! Sizler eşlerinizle bir köşeye oturup, "Yahu, nasıl kamplaştı vatandaş böyle? Nedir bu günde 30 küsur kişilik kan dökümü? Bizim hatamız var mı?" diye hiç kendi görüş, yönetim ve yönlendirmelerinizi öz eleştiriye tâbi tuttunuz mu?

Bunun dışında Bush ve ekibinin Ortadoğu planları hakkında görüşlerinizi ve ABD deneyimlerinizi okudum. Bush acaba size danışıyor mu? O danışmasa bile siz ona "memorandum"lar gönderseniz, faydalı olmaz mı? Söyleşide dikkatle diyorsunuz ki: "Onlara göre terörizmin kaynağı radikal İslâm ve fundamentalizm'dir." Sizce de öyle mi? Görüşlerinizi onlarla paylaşsanız çok faydalı olmaz mı?

Kusura bakmayınız Sayın Demirel ama "TOK SÖZ" buna denir!

DİĞER YENİ YAZILAR