Geçen gün eğitim sistemimizde "öğretmenlerin değerlendirilmeleri" konusunda yazdığım yazıya cevap, bizzat yeni Milli Eğitim Bakanımız Sayın Hüseyin Çelik'ten geldi.
"Ayşe Hanım, evet! Bu konuyu önemsiyorum ve deneme niteliğinde uygulamaya konduğunu müjdelemek istiyorum. İstanbul'daki Kabataş Lisesi'nde ilk uygulamaya geçildi. Biz bu uygulamaya, Performans Ölçme adını verdik. Başarılı olursa tüm ülke çapında ilk öğretimde uygulamaya geçeceğiz."
"Efendim yüksek öğretimde uygulanacak mı?"
"Evet. YÖK yasasında ele alacağımız konulardan birisi de bu olacak. Yazınızda altını çizdiğiniz konuya da katılıyorum. 100 öğrencilik bir derslikte 70 öğrenci ikmale kalıyorsa, ya öğretim sisteminde ya müfredatta ya da öğretmende bir hata olmalıdır. Şu anda 18,5 milyon öğrencinin çağdaş bir eğitim
sistemine kavuşmalarını sağlamaya çalışıyoruz."
"Bunu nasıl başaracaksınız?"
"Bir kere her ilin eğitim müdürlükleri daha çok sorumluluk yüklenecekler. İnanır mısınız, Anadolu'nun her ilinin okul müdürü, terfileri, atamaları konusunda biz burada Ankara'dan işlem yapmak zorundayız. Oysa yerel olarak bu sorunlar hallolabilir.
Milli Eğitim Bakanlığı'nın koskoca binasında en yoğun çalışmak zorunda olan bölümler adeta bir Personel Genel Müdürlüğü gibi çalışıyor. Atamalar, görev yükselmeleri, tayinler, her şey ve her işlem bizim binanın çeşitli katlarındaki yetkililerce yapılmaya uğraşılıyor.
Oysa yerel idareler sorumlu kılınsalar biz de burada daha verimli işlerle uğraşabiliriz."
"Nasıl daha verimli işler efendim?"
"Mesela 18,5 milyon öğrencinin ihtiyaçlarını karşılamak üzere daha çeşitli kaynak araştırması yapabiliriz. Bu gençlere daha çağdaş imkânlar nasıl sağlanabilir, müfredat çağdaş bir şekle nasıl konulabilir?
Sorun çok Ayşe Hanım. Burası fonksiyonel bir bakanlık olmak zorundadır."
"Sayın Bakan, hazır planlama safhasındasınız, bir de Milli Eğitim'in müfettiş konusuna eğilseniz."
"Hiç merak etmeyiniz. Bu konuyla da meşgul olacağız. Önerilere her zaman açığız."
Okuyucu mektubu
Neden bize kâr payı dağıtılmıyor?
* Atatürk, bu bankayı kurdurturken ana sözleşmeye bir madde koydurmuştur: "Net kârın yüzde 20'si çalışanlara dağıtılacaktır." Yüzde 29'unu CHP'nin idare ettiği bu bankada vasiyet neden yerine getirilmiyor? Bunu BDDK mı önlüyor? Biz şubelerde müşterilerle masraf komisyonu konusunda binbir pazarlık yaparak kâr elde etmeye çalışırken bize kâr payı dağıtılmıyor. (Gerçek Türkiye İş Bankalılar)
* Uzun mesajınızı kısaltmak zorunda kaldım. "Masraf komisyonu" üzerine pazarlık yapılması kadar yanlış bir uygulama olamaz diye düşünüyorum. Bir skala vardır, ona uyarsınız veya skala ortadan kalkar. Başka bankalar daha az masrafla iş yapıp müşterinizi kapar, İş Bankası kadar köklü ve büyük bir bankanın çalışanlarının adil bir idareyle mutlu olmalarını diliyorum.
Sayın Çelik'le bir görüşme!
Geçen gün eğitim sistemimizde "öğretmenlerin değerlendirilmeleri" konusunda yazdığım yazıya cevap, bizzat yeni Milli Eğitim Bakanımız Sayın Hüseyin Çelik'ten geldi
Haberin Devamı

