Sanki dünyaya gelmeyi biz mi istiyoruz!

Çocuk sahibi olmuş çiftlerin, boşandıktan sonra kuracakları yeni evliliklere girmeden evvel iyice düşünmeleri gereken bazı noktalara değinmek istiyorum. Hiç birimizin doğmadan önce varolacağımız ailemizi seçme hakkımız yok!

Haberin Devamı

Çocuk sahibi olmuş çiftlerin, boşandıktan sonra kuracakları yeni evliliklere girmeden evvel iyice düşünmeleri gereken bazı noktalara değinmek istiyorum. Hiç birimizin doğmadan önce varolacağımız ailemizi seçme hakkımız yok! Dünyaya geldikten sonra ailemizle özdeşleşip sevgi ve saygı içinde yoğrularak, güven sahibi olup, içine gireceğimiz o çok zor ve çetin yaşam serüvenine katılmak için birçok savunma aletine ihtiyacımız olacaktır. Önce emekleyip sonra ayağa kalkmak, bir iki adım atabilmenin bile ne kadar zor olduğunu bilmeyen var mıdır?

İlk kaşığı kullanma, ilk bisiklet, ilk sevinç, ilk kızgınlık, ilk kıskançlık, alışılması en zor anlarımız değil midir? Yaşamın bizlere şüphesiz sunacağı böyle zor anları rahatlıkla geçiştirip kendimizi hiç arzu etmediğimiz durumlara bile alıştırabilmemiz için dehşetli bir güven ve emniyet duygusuna, çocukluk dönemlerimizden itibaren şiddetle ihtiyaç duyarız.

Çocuğa güven duygusunu, en güvenilir kişi olarak anne ve babalar sağlar. Onların olmadığı yerlerde bu vazifeyi aile yakınları vermek zorunda kalır. Güven duygusu kırılan, çatlayan, hasar gören çocuk yaşama; ruhunda meydana gelmiş, fiziksel olarak hiç görünmeyen ezik, eksik veya hasarlı diye tanımlayabileceğimiz defolarla başlar. Bu çocuklara alınan hiçbir pahalı oyuncak, renkli, dantelli giysi, ruhlarındaki hasarı tedavi etmez. Bu biçimde gelişen insanlar yaşam kurallarına uymakta, onlara uyum göstermekte, kendilerini emniyette hissetmekte zorluk çekerler. Çektikleri bu zorluklan her günün her dakikasında hissettiklerinden olumsuzluklar, uyumsuzluk ve isyan halleri önce kendi benliklerini, sonra halka halka etraflarındaki kişileri değişik ölçülerde sarar ve etkiler.

Anne ve babanın boşanmaya karar verdiği durumlarda zaten çocuğun henüz tam gelişememiş güven ve emniyet duyguları ilk fırsatta depreşir. Kıskançlık, hınç, kızgınlık hisleri henüz oluşan kişilikte en ön plana çıkma fırsatı bulur. Güçlü şahsiyetle doğmuş kişiler, zor şartları yenerler ancak güçlü şahsiyetle varolmamış çocukların ruhlarında bitmez bir kemirme başlar.

Ortada ihanet varsa bunu durmadan çocuğa işleme gafletinde bulunan anne veya baba, çocuğun zaten hasarlı ruhunu aynı bıçak gibi biler de bilerse çocuğun duygusal dünyası öylesine çarpılıp, deforme olup, yumrulur ki artık bu formasyon her ve ilk fırsatta ortaya çıkıp kendini tatmin etmeye çalışır. Varlıklı ailelerde maddi imkânlar, yangına benzin dökmeye benzer. Para faktörü haddinden fazla önem kazanır ve tüm araziler, "Ona daha çok verdin, bana daha az verdin, benim hakkımdı, yeni çocuğunun (veya yeni eşinin) üzerine geçirdin" gibi saçma sapan dengesizliklere yol açar. Üvey anne - bananın diğer eşinden olan oğlunun, aile arabasını çaldığını polise şikâyet ederken çocuğun da, "Üvey annem, babamın her şeyini kendi üzerine yaptı" gibi şu dünyada beş para etmez değerlerle birbirlerini yargıladığını medyada görürüz. Evi terk etmiş ve başka bir hanımdan yeni bir oğul (veya kız) edinmiş baba (veya anne), ilk çocuk tarafından kıskanılır. Neden? Çünkü anne babalar olarak dünyaya getirdiğimiz her çocuğumuza olan güven verme vazifemizi yerine getirmeden egoistçe kendi duygularımızı tatmin yoluna gitmiş, arkamıza bile bakmamışızdır. Arkamızda sersefil, gözle görülmeyen kırık dökük ruhlar bıraktığımızın farkında bile olmamışızdır.

Bu kırık dökük ruhlarda güvensizlik duyguları yıllar içerisinde artarak büyür, gelişir ve yaşlar ilerleyince, kaslar serpilince patlayan bir volkan, yatağından taşan bir nehir, tsunami boyunda bir dalga şeklinde sorumluluğunu taşımakta zorlanmış, yeni birlikteliklere, yeni yuvalar kurmaya yelken açmış ebeveyne hesap sormak için yaman bir yumruk gibi geri gelir.

Şunu rica ediyorum, evlilikler dağılabilir. Yeni kurulacak evliliklerde anne veya babanın daha önce dünyaya gelmiş çocuklarına en güzel, en şefkatli, en anlayışlı üvey anne ve babaları seçmeleri şarttır! Şayet bu seçim cazip gelmiyorsa, tercih edilmiyor, kendi egolarını hoş tutacak birlikteliklere giriliyorsa o zaman yıllar sonra meydana gelecek patlamalara hazır olunmalıdır. Doğanın şaşmaz kanunu burada da işler. Ne ekilirse o biçilir! Tabii ki yukarıda belirtilen durumlara istisna olacaklar vardır. Bu istisnaların, kaide şekline gelmesini o kadar isterim ki!

Okuyucu mektubu
Güneş Sigorta açıklama gönderdi
* "1 milyar 400 milyonumu ödemediler" başlıklı yazınızda Muzaffer Dede, hırsızların hasar verdiği arabasında meydana gelen masrafları karşılamadığımızı belirtmiş. Kazayla ilgili evrakları tetkik ettik. Bu durum, poliçedeki 3'üncü maddenin J bendindeki, çalınan veya gasp edilen araçların sebep oldukları zararlar nedeniyle ileri sürülecek talepler maddesine girdiğinden müşterimize herhangi bir ödeme yapılmamıştır. Bir eksperin, onarım bedelinin tespiti yönünde yapmış olduğu ekspertiz, söz konusu hasar tutarının ödeneceği anlamına gelmemektedir. İlgili eksper Yaşar Kurt'un ifadesi, mağdur araç malikiyle ödeme konusunda herhangi bir görüşmeleri olmadığı yönündedir.
(Genel Müdür Yar. Ömer Faruk Ergin)

* Size şöyle bir öneride bulunmak isterim. Poliçenize "Başka araçların gasp edilip kaçırılma anında müşteri aracında bir zarar oluşursa, şu kadar ilave ödemeyle hasar karşılanabilir" diye bir madde ekleyin. Eksper Yaşar Kurt size öyle söylemediğini, okuyucum da söylediğini belirtiyor. Kim haklı? Ben Güneş Sigorta olsam, müşteri sözüne güvenir, meydana gelebilecek maddi zararı öderdim.

DİĞER YENİ YAZILAR