Önce size selamlarımı gönderiyorum efendim! Geçen gün gazetede çıkan ifadenizi okudum. "Kadınlar, iadeli taahhütlü mektuptur" buyurmuşsunuz. Devam ederek demişsiniz ki: "(Kadınlar) Erkekleri tahrik edici kıyafetler giyemez, tesettürü ön plana tutan giysiler giyilmeli."
Biliyor musunuz Sayın Müftü, düşündüm düşündüm, kadınları "iadeli taahhütlü mektup"a benzetmenizi bir türlü anlayamadım.
Zat-ı aliniz biz hanımları biraz da "geri zekâlı" kabul etmeniz ihtimaline güvenerek, bu benzetmenizi açmanızı rica edebilir miyim?
Hangi ayette var?
Tabii kısıtlı beynimi de çalıştırmaya gayret ediyorum, "iadeli taahhütlü" mektuplar belli bir kişiden belli bir kişiye gönderilir. Şayet alıcı kişi yerinde yoksa gönderene iade edilir. "Acaba" diyorum, her hanımı Allahımız erkek sahibine gönderir de, "erkek yerinde yoksa" acaba hanım gönderildiği noktaya geri mi gider? Yoksa başka bir erkeğe havale mi edilir? İşin içinden çıkamadım.
Acaba yorumunuz hangi ayetten kaynaklanmaktadır?
"Erkekleri tahrik edici kıyafetler giyemez" diye buyurduğunuzu gazetede okuyunca aklıma hemen bir başka soru daha geliyor.
Belki duymuşsunuzdur, "Kağıthane'de başına sert bir cisimle vurularak öldürülen 13 yaşındaki Hilal Karaçar"ın katil zanlısı marangoz Hayrettin bey, cinayet masasında sorgulanınca demiş ki: "Hilal, olay günü ödevini yapmak için bana geldi. Çalışanlar çıktıktan sonra Hilal ile yemek yedik. Daha sonra onunla birlikte olmak İSTEDİM..."
Şimdi düşünüyorum, acaba Hilal bu marangoz beye iadeli taahhütlü gönderilmiş miydi, yoksa başka bir erkeğe gönderilecekti de havale adresi mi değişti? Marangoz beyin dürtüleri kader miydi? Hilal'in bu şekilde ölümü kader miydi? Asıl sahip nerede?
Şimdi Sayın Müftü, buradaki durumu da anlamaya çalışıyorum ve zorlanıyorum. Yardımınıza ihtiyacım var. Sizce o gün Hilal'in üzerinde tesettür kıyafeti olsaydı marangoz bey aynı duygulara kapılmayacak mıydı?
Ben mesleğim boyunca tecavüze uğramış çok tesettürlü hanıma rastladım. Siz rastlamadınız mı? Çoğunun adını değiştirerek, yüzüne maske takarak ekranda yaşadıkları travmaları anlattırdım. Durum böyle olunca, sizin teziniz çürüyor.
Yani tesettür, erkeklerin hayal alemlerinde yüzerek, tecavüze yeltenmelerini önleyemiyor. Hatta birkaç bey benim programımda tesettürün, daha gizemli bir durum yarattığını, daha çok merak ettirdiğini ve erkekliklerini daha çok kamçıladığını itiraf ettiler! Erkek olduğunuz için bu durumları siz bizden daha mükemmel anlayabilirsiniz.
Bizi aydınlatınız!
Ben de diyorum ki, gizli saklı daha gizemli ve tahrikkâr oluyorsa o zaman yavaş yavaş, erkeklerimizi en ufak görüntüde hayallere kapılıp tecavüze yeltenmemeleri için hanım görüntülerine alıştırmak yanlış mı olur? Böylelikle kaba kuvvetlerini kullanıp tesettürü kolaylıkla açıp, işlerini görmesinler.
Gördükten sonra tanınıp şikâyet edilme korkusuyla kurbanlarının başına vurarak (ama "başını makineye çarptı" diyerek) öldürmesinler.
Zat-ı alinize de danışıyorum. Derin bilgilerinizle lütfen bizi aydınlatınız.
Hilal, sizin kızınız olsaydı neler düşünürdünüz?
Sakarya Müftümüze danışıyorum
Önce size selamlarımı gönderiyorum efendim! Geçen gün gazetede çıkan ifadenizi okudum. "Kadınlar, iadeli taahhütlü mektuptur" buyurmuşsunuz
Haberin Devamı

