Elime bir sağlık dergisi geçti. Neler öğrendim, neler!! Bir kere her burca göre uygulanacak bir diyet varmış. İnanabiliyor musunuz?
Terazi'ye baktım, bakın ne diyor: "Bu burcun insanlan zaten kilo almaz!" (ALO??!!? Benim Terazi burcundan 4 arkadaşım var, hepimiz taş gibi kiloluyuz. Kilolu geldik bu dünyaya, kilolu gidiyoruz!!)
Devam ediyor: "Terazi burçları, devamlı kilolarını kontrol ederler." Ben ve arkadaşlarım iki yılda bir tartılırız, o da belki! Terazide beliren rakamları da o anda unuturuz. Birisi bize kilomuzu sorsa, "Deli misiniz siz? Ne biçim soru bu?" diye dikenlerimizi gösteririz. Tartılara, ağırlık yapacak giysilerle binmeyiz. Hatta ben, ojelerimi bile silerim.
Devam ediyor: "Terazi burçları, moral bozukluğunda aşın tüketim devresine girerler." İşte bu doğru! Ama moral bozukluğunda aynı tüketimi yapıp da Oğlak veya Balık burcundan arkadaşlarım da var. Peki buna ne buyrulur?
Sayfayı çevirdim. O da ne?
"Sırtınız yeterince güzel mi?" diye bir yazı. Bayılırım böyle konuları okumaya.
"Sırtınızı pürüzsüz ve heykel (!) gibi güzel görmek istiyorsanız, aşağıdaki egzersize hemen başlayın." Tamam.
Derhal. Ne yapacağım?
"Önce sırtınızı duvara dayayınız ve ayaklarınızı öne doğru uzatınız." Hemen yere yerleştim.
"Şimdi, çenenizi öne eğiniz ve aynı zamanda sırt üst kısmınızı duvardan ayırınız (5 kere). Biraz sonra bu işlemin tersini yapınız (6 kere)." Bu kez neden 5 değil? Daktilo hatası mı? Sonra kaç hafta, kaç ay veya kaç yıl yapacağız bu hareketi? Cevap yok! Hele "tam tersi" nasıl olacak? Duvarı mı deleceğiz? Anlayan beri gelsin.
Bu bilgileri hepiniz deneyin diye veriyorum.
Dergiyi okuduğumu gören bir hanım, öneride bulundu.
"Kilo mu vermek istiyorsunuz?"
"Evet, ama kolay değil."
"Kolay kolay, müthiş kolay bir yolu var."
"Nasıl, anlatınız?"
"Her akşam yatmadan önce, bir kase yoğurda, sarı kuru soğan doğrayın."
"Sade kabuğunu mu?"
"Yok canım, soğanın kendisini. Sonra bir güzel kaşıkla yiyiniz. Bakın nasıl fark edeceksiniz."
Hele bunu hiç denemeyeceğim. Haksız mıyım ama?
Okuyucu mektubu
'Hormonsuz sebze - meyve yemek istiyoruz'
* Biz, bir grup ev hanımı olarak Tarım ve Köyişleri Bakanı'na şikâyette bulunmak istiyoruz. Nedir bu domateslerin lezzetsizliği? Nerede eski kıpkırmızı, kokulu domatesler? Siz bu çiftçilere nasıl tohumlar veriyorsunuz da biz bunları yemek zorunda kalıyoruz? Sayın Bakan'ın artık bu saçmalığa bir son vermesini istiyoruz, (Bir grup hanım adına Müzeyyen Tunç)
* Müzeyyen Hanım ve arkadaşlarını duydunuz. Yanlız çiftçiye tohumları Tarım Bakanlığı'nın verdiğinden şüpheliyim. Bahsettiğiniz lezzetsiz, kokusuz, hormonlu sebze ve meyvelere, büyüme esnasında bu hormonlar veriliyormuş. Tavukların da hormonlu olduğunu Sayın Erman Toroğlu'ndan Türkiye yeni öğrendi. Oysa dünya, 25 yıldan bu yana biliyordu. Çiftlik balıkları da hormonluymuş! Bu konuda ben de sîzlere katılıyorum. Türkiye'nin meyve ve sebzesi kesinlikle hormonsuz yetişmeli. Ama bilir misiniz, hormonsuz yetişen sebze ve meyvelerin miktarları az olduğundan bu kez fiyatlar çok yükselecektir. Tabii bu durum ev hanımlarının bütçelerinde sıkıntılar yaratacaktır. Sizler buna razı mısınız? Teşekkürler!
Sağlık dergileri üzerine...
Elime bir sağlık dergisi geçti. Neler öğrendim, neler!! Bir kere her burca göre uygulanacak bir diyet varmış. İnanabiliyor musunuz?
Haberin Devamı

