Rüzgârın bitkilerle dansı

Seddülbahir ve tüm Ege'de, 19 gündür şiddetli bir rüzgâr esmekte. Bu yüzden balığa çıkmak, keyifle yüzmek, yelken açmak çok zor, hatta imkânsız. Ege'ye açılmak için kuzey limanlarından hareket eden tekneler, bizim koya sığınıyorlar. Herkesin dilinde şu sözler hakim

Haberin Devamı

Seddülbahir ve tüm Ege'de, 19 gündür şiddetli bir rüzgâr esmekte. Bu yüzden balığa çıkmak, keyifle yüzmek, yelken açmak çok zor, hatta imkânsız. Ege'ye açılmak için kuzey limanlarından hareket eden tekneler, bizim koya sığınıyorlar. Herkesin dilinde şu sözler hakim:

"Havalar mı değişiyor? Bu mevsimde hiç böyle rüzgâr olmazdı. Hatta evimizde vantilatör bile çalıştırmak zorunda kalırdık."

Bana gelince, dün sabah bahçemde oturdum ve rüzgârın hangi ağaç ve bitkilere yakıştığına karar vermeye çalıştım. İlk önce fırtınaya yakın esintinin her bir bitki ve ağaca yakışmadığını kabul ettim. Örneğin, şeftali, kiraz ve mürdüm eriği ağaçları bu rüzgârda estetik bir biçimde sallanmıyorlar. Dallar, alçak gövdeden itibaren uzun ve tek parça olduklarından mı nedir, bu ağaçların dalları hep beraber uygun adım bir sağa savruluyorlar, bir sola... Bu da hoş durmuyor. Arka bahçemdeki ayçiçekleri durmadan başlarını öne eğip, bu işten hoşlanmadıklarını belirtip duruyorlar. Estetik mi? Bence değil.

Sarmaşıklar? Her biri ayrı telden çalıyor. Sağdaki yaprak sola savrulurken, soldaki tam tersini yapıyor. Bir keşmekeşlik durumu mevzubahis. Hanımeli? Aynı sarmaşıklar gibi biraz sersemleşmiş durumda. İncirin uzun dalları da biraz şaşkın. Onlar yukarı aşağı sallanırken, kocaman kocaman yaprakları bambaşka ve daha hızlı bir tempoda ayrı telden çalıyorlar. Saksıdaki fesleğenlerim hepsi bir küme olmuş, hep birlikte sırtlarını fırtınaya vermişler öne eğilip kalmışlar. Beli ağrıyan bir insan misali, eski dimdik hallerine kavuşabilmek için rüzgârın dinmesini bekliyorlar.

Bütün bunlara karşın rüzgârın hatta fırtınanın resmen yakıştığı bitki ve ağaçlar var. İlk önce iğde ağaçlarına değinmek isterim. Uzun fakat çok ince dallarının her bir kenarı, ince ve uzun yapraklarla kaplı olduklarından, bir sallanmada ahenkli bir kıvrılma meydana geliyor. Hani ipi önünüzde yere doğru dalgalandırarak sallarsınız ya? İğde dalları da öyle bir ahenk içinde rüzgârla oynuyor.

Fırtınanın yakıştığı ikinci ağaç salkım söğüt. Bu ağacın da ince dalları, zarif yapraklarla dopdolu olduğu için aynı iğdeler gibi ama daha da ahenkli bir sallanım içindeler. Rüzgâr estiğinde salkım söğüt adeta gıdıklanan bir hanım gibi kıkırdamalarını koyvermeye başlıyor.

Bunu gören rüzgâr daha hızlı esmeye başlıyor ki, işte bu noktada bizim söğüt, apaçık ve bariz bir biçimde kahkahalarla gülmeye başlıyor. Bitkilerden rüzgâra en fazla hayran ve âşık olanı bence lavantalar. Onlar da hemen hemen hiç gövdesiz, sanki topraktan bin kollu şamdan misali gökyüzüne yükseldikleri için rüzgârın, onların yemyeşil dallarında ve uçlarındaki mor çiçeklerde etkisi olağanüstü.

Bence esinti ve fırtınayla en güzel dans eden bitki, hiç şüphesiz lavanta! Eğilip bükülmeler, gülüp eğlenmeler, naz etmeler, çapkın çapkın gidip gelmeler hep lavantalara ait. Celal'in küçük lavanta kütüklerini, bundan 4 yıl önce toprağa daldırdığını hatırlıyorum. Kim derdi ki bu kadar zamanda bu kadar büyüyüp bu kadar güzelleşecekler diye.

Evet! Bence rüzgâr ve fırtına en çok lavantalara yakışıyor!

Okuyucu mektubu
Bir kotun ömrü üç ay olmamalı
* 2 Mart 2004'te Nautilus Diesel Kadıköy'den bir kot pantolon aldım. 3 ay yıkama talimatına uyarak pantolonumu giydim. Sonra pantolon tüylendi. Geri götürdüm. 8 gün sonra aradılar ve kullanma hatası olduğunu söyleyip kargoyla geri gönderdiler. Kargo parasını da ben verdim. Bunu Diesel'e yakıştıramadım. (Kadir Talikatccı)

* Diesel, tüketici haklarına önem veren, dünya çapında çalışan, kaliteyi ön planda tutan bir firmadır. Bir kotun ömrü 3 ay olmamalıdır. Size tamamen katılıyorum. Acaba üretimde yahut da kullanılan kumaşta mı hata vardı? Olabilir böyle durumlar. Bence bu yazıyla birlikte mağazaya kısa bir ziyaret daha yapıp beni durumdan haberdar ediniz.

DİĞER YENİ YAZILAR