Rus çocukları küçük yaşlarda tenise başlıyor

Ağabeyim Uluç, arkadaşım Zeynep Alp, rahmetli ağabeyi Gürhan, Savaş Tevetoğlu, Kaya Demirtaş ve Dilek Basmacı grubu yaz tatillerinde, şimdiki Boğaziçi, eski Robert Kolej'in aşağısındaki kortta her gün tenis oynarlardı

Haberin Devamı

Ağabeyim Uluç, arkadaşım Zeynep Alp, rahmetli ağabeyi Gürhan, Savaş Tevetoğlu, Kaya Demirtaş ve Dilek Basmacı grubu yaz tatillerinde, şimdiki Boğaziçi, eski Robert Kolej'in aşağısındaki kortta her gün tenis oynarlardı. Ben de zaman zaman onları izlemeye giderdim. Ağabeyim Uluç, attığı servis hariç olunca muhakkak, "aamaaan beeee!" diye sinirli bir şekilde bağırırdı. Sesi hâlâ kulaklanmdadır. bu kişiler, rakibe hızlı giden bir topa vurdukları zaman da, "Pardon yahu. Affedersin!" derlerdi. Bazı günler efsane adam "Nadolski" korta uğrar, ihtilalden önceki Çarlık Rusyası'nı anlatıp bizleri aydınlatırdı.

Elmadağ'daki Tenis Eskrim ve Dağcılık Kulübü'nde her yıl yapılan tenis turnuvalarını hiç kaçırmazdık. En gösterişli kıyafetlerimizle gider, saatlerce güneşin altında zevkle başlarımızı bir sağa bir sola çevirirdik. Özellikle final günleri en sona bırakılan "mixed doubles", çok eğlenceli olurdu. Kortta oyuncuların en ufak bir esprili hareketi veya sözü, tüm izleyicileri kahkaha tufanına uğratırdı.

İlie Nastase'nin finalini hiç birimizin unutması mümkün değildir. Simsiyah uzun ve düz saçları, başından omuzlarına düş perdesi gibi sarkar, servis karşılamak için belinden öne bükülüp sağa sola sallandığında, perde rüzgârda nasıl sallanırsa Ilie'nin saçları da o öyle sallanırdı.

Her yıl köyümüzde, "Seddülbahir Open" turnuvası yapıyoruz. Avusturya'dan Yücel Bey, eşi Helga, Ahmet, Canan ve arkadaşları sıkı bir finale hazırlanırlar, bizler de seyirci olarak ya alkışlarız ya da tam çizgiye düşen toplan, "Hariç", "Yok içerde" diye bağıra çağıra eleştiririz.

Ahmet, bu turnuvada herkesi siler süpürür. Neden biliyor musunuz? Çünkü Ahmet topa toplamasına vurur. Ne demek? Raketi kaşık gibi kullanarak gelen topu alır, kalıbını çıkaracakmış gibi kaşığın merkezine yerleştirir ve irmik helvasını kaşıktan tabağın kenarına boca ettiğimiz gibi topu karşı korta boca eder. Karşı taraf bu inişe kolay kolay cevap veremez.

Şeker mi şeker, genç mi genç, güzel mi güzel Anastasia Myskina'yı, Paris'te düzenlenen ve TRT'den canlı yayınlanan, teniste yılın ikinci Grand Slam turnuvası olan Roland Garros'ta ilk topa vuruşuna baktığımda kazanacağını anlamıştım. Neden? Çünkü Myskina da aynı Ahmet gibi topu her seferinde loplayarak karşı korta gönderiyordu. Dementieva'yla oynadığı ilk setin ilk oyununda bunu gördüm ve "Oyun, maç, set Myskina'nındır arkadaşlar" dedim. "Nereden biliyorsun?" diye sordu arkadaşlar. "Görürüsünüz bakın" dedim.

Dediğim çıktı. Kocaman kupa Myskina'nın oldu. Buyrun size bir Grand Slam turnuvası! Buyrun size Rusya'nın bayanlarda üstün başansı. Buyrun Myskina, size de bol para!

Geçenlerde Açık Radyo'da dinledim, Rusya'nın hemen hemen her mahallesinde açılmış olan tenis kulüplerine herkes 5-6 yaşındaki çocuklarını gönderiyormuş. Bu kadar kalabalık seçenek içinden Myskina gibi muhteşem oyuncular çıkmaz mı? Kimbilir Türkiye'de ne yetenekler, yeteneği olduğunu bile bilmeden, keşfedemeden, bu ülkede doğup, büyüyüp, göçüp gidiyor. Bravo sana Myskina! İnşallah bundan sonra katılacağın her maçtan başarıyla çıkarsın!

Okuyucu mektubu
İçimde çiçekler açtıran bir mesaj
■ Sizin köşenizde çıkan yazı üzerine Doğu Anadolu'da bir okulun kitap ihtiyacını karşıladık. Çevremize duyurarak 800 kitap ve çeşitli oyuncaklar topladık, bunları koliler halinde TEV Celalettin Buluğ İlköğretim Okulu Müdür Yardımcısı Mustafa Etfal Gölgeli'ye teslim ettik. Bilginiz olmasını istedim. (Elif Çevirgen)

* İçimde çiçekler açtıran mesajınıza ve pozitif yaklaşımınıza teşekkür ediyorum. Bir deniz yıldızı daha sizler sayesinde denize döndü. Hepinizi kucaklıyor, öğrenci ve öğretmenlere saygı ve sevgilerimizi gönderiyorum.

DİĞER YENİ YAZILAR