Milliyet'te Melih Aşık'tan öğrendiğime göre Ord. Prof. Dönmezer ve Prof. Soyaslan'ın Ruhat Mengi'ye açtıkları tazminat davasında talep edilen toplam 120 milyar liralık tutar, hukuk tarihimizde istenen en yüksek miktarmış! Bu yüksek rakamı istemeleri çok ilginç geldi bana. Bu rakamın Türk adalet tarihinde en yüksek olduğunu bu beyefendilerden daha iyi kimse bilemez. Bir profesörümüz 50 milyar istemiş, diğeri 70 milyar. Gerçekten muhteşem rakamlar.
Miktan belirlerken bayağı düşünüp, hesap yapmış olmalılar. Çünkü bilemem ama tazminat davaları hesaplanırken bir iki parametre kullanılır herhalde. Acaba burada hangi cetveller kullanıldı? Bu kadar astronomik tazminat rakamı isterken beyefendiler ne düşündüler diye merak ediyorum. Birinci düşünceleri herhalde şu oldu: "Öyle bir rakam isteyelim ki bir daha hiç bir medya mensubu böylesine kışkırtıcı ifadeler kullanamasın." İkinci düşünceleri de şöyle olabilir mi? "Öyle bir rakam isteyelim ki bir hukuk profesörüyle bir hukuk ordinaryüs profesörünün şanına eş değerde olsun."
Veya şöyle bir düşünceye de katılmış olabilirler: "Öyle bir rakam isteyelim ki yaşamımızın bundan sonraki zamanında biraz rahata kavuşabilelim." Tabii tüm bu saydıklarım tamamiyle bir varsayımdan ibaret.
Oysa, bence bu rakamlar anons edildikten sonra aşağıdaki açıklama gelseydi, kamuoyu çok daha anlayışla bakabilirdi bu davaya: "Prof. Soyaslan ve Ord. Prof. Dönmezer, rekor tazminat davasını kazanırlarsa (Allah korusun!) bu parayı falanca vakfa veya filanca hayır kurumuna bağışlayacaklardır."
Böyle bir açıklamayı bu noktadan sonra yapmaları hiç doğru olmaz. Bu yazıyı okuyup böyle söyledikleri belli olur. Adaletin dengeli biçimde uygulandığı uygar ülkelerde benzer tazminat davalarında istenen rakam nedir bilir misiniz?
Tam tamına 1 $ (Bir tek Amerikan Doları). Tamamiyle sembolik mahiyette olmak üzere bir tek dolar istenir. Çünkü mesele masaya yatırılsın ve taraflar kendilerini ifade edebilsinler, hak yerini bulsun diye. Şimdi bizdeki rakamlara bakınız, uygar ülkelerdekiler bakınız. Ve şaşıp kalınız!
Alev Karaca'dan inciler dinliyoruz
Adnan Kahveci ile yaşadıkları büyük aşkı anlatma zamanının artık geldiğine nasıl karar verdi acaba Alev Karaca? Adnan Kahveci'nin Türk halkı arasında özel bir yeri olduğunu hiç kimse reddedemez. Evli olduğunu, parlamentodan ziyade halkın yanında daha rahat hareket ettiğini, ülkeye çok yardımcı olabilecek yeteneklerle donatılmış olduğunu çoğu kişiden duymuşumdur.
1993 yılında otomobiliyle ters istikametteki yola girişi, kaza ve aramızdan ayrılışı. Bohça böyle kapalı kalamaz mı? Hayır efendim, haşa kalamaz. Neden? Çünkü "Yaşarken, onunla olan aşkını saklamakta pek usta" olan Alev Hanım bu bohçayı açarak sanırım dikkatleri üzerine çekme ihtiyacında.
Zaten Alev Hanım hep ihtiyaçlar içinde zahir. Muhabirimiz soruyor: "Eşiyle tanışıyor muydunuz?" El cevap: "Tanışıyorduk. Ama ilişkimiz yoktu." Yok canım! Üzüldüm doğrusu! Keşke eşiyle tanıştığınıza göre ilişkiniz de olsaydı ha? Evlerine girip çıkabilirdiniz, onlar da size oturmaya daha rahat gelip gidebilirlerdi. Bir çok bakımdan size de rahatlık olurdu. "Cenazesine katıldınız mı?" "Hayır. Mümkün değildi. Çünkü çok sansasyonel bir şey olduğu için..."
İşte buyrunuz kilit kelimeyi! Ne kadar sansasyonel AYOL? Vefat etmiş olduğu için kendini müdafa edemeyen Adnan Kahveci'nin sesini duyar gibi oluyorum: "Susturun şunu lütfen!"
Ruhat Mengi'ye açılan dava
Milliyet'te Melih Aşık'tan öğrendiğime göre Ord. Prof. Dönmezer ve Prof. Soyaslan'ın Ruhat Mengi'ye açtıkları tazminat davasında talep edilen toplam 120 milyar liralık tutar, hukuk tarihimizde istenen en yüksek miktarmış!
Haberin Devamı

