Rekora din adamından tanıklık mı?

Vallahi, tallahi inanamıyorum okuduklarıma. Kayseri'de 139 tesisin temeli atılıyor

Haberin Devamı

Vallahi, tallahi inanamıyorum okuduklarıma. Kayseri'de 139 tesisin temeli atılıyor. Guinness Rekorlar Kitabı Türkiye Temsilcisi Prof. Dr. Orhan Kural, yemiyor, içmiyor, düşünmüyor, durmuyor ve herhalde "Aman Sayın Başbakanım, bu müthiş bir olay. Biz bunu, benim temsilciliğimden kayda geçirelim. Bunca gayret boşa gitmesin" mi diyor? Guinness Komisyonu da bu temel atma törenine bir din adamının herhalde şahit olması için hazır bulunmasını istiyor. Nereden çıkmış bu istek? Komisyon, daha önce herhangi bir yerde rekor denemesi yapıldığında din adamının hazır bulunmasını istemiş mi? Yoksa uluslararası bir kuruluş, Türkiye ile açık seçik dalga mı geçiyor?

Sanayi hamlesi!
Kayseri'de temeli atılan tamı tamına 139 tesisin parası hangi dereden gelecek? Elverişlilik raporları çarçabuk nasıl hazırlandı? Bu raporları kim onayladı?

Ecevit-Erbakan döneminde de benzer hamleler yapılmıştı. Anadolu'nun her köşesine yaptığım iş seyahatlerimde ne zaman derme çatma bir-iki çukur, üç tuğla görsem, "Burada neler olmuş?" diye yetkililere sorardım. Onlar da bu sorumu, "Necmettin Erbakan'ın Ağır Sanayi Hamlesi'nden kalma çukurlar" diye cevaplarlardı. Asıl CHP-MSP koalisyon döneminde, yurdun her bir köşesi rekor düzeyde atılmış temellerle tamamen
delik deşikti.

Ama onlar Guinness'i falan çağırmamışlardı! Hükümetin, aynı bugün olduğu gibi o zaman da parası olmadığı için Avrupa'da çalışan işçilerimiz ikna edilmiş, bin-bir zorlukla biriktirdikleri paracıkları DESİYAB adıyla kurulmuş bir bankaya yatırılmış, bu ağır sanayi hamlesinin maddi rüzgârı vatandaşların birikimleriyle karşılanmak istenmişti. O tarihte parasını DESİYAB'a yatıranlar, atılan temeller fos çıkınca paracıklarını geri alabilmişler miydi? Hiç unutmuyorum, sanırım Gaziantep periferisinde benzer bir çukura rastladığımda, yanımdaki yetkililer açıklamalarında demişlerdi ki: "Sümerbank tekstil sanayiinin dokuma makineleri bu fabrikada imal edilecek." Kendi savunma aletlerimizi kendimiz yapacaktık. Ne oldu? Hepsi boş, hepsi uçuk; olağanüstü pahalı ve çöpe gitmiş hayaller olarak benim hafızama kazıldı kaldı. Bunu asla unutmadım!

Şimdi bakıyorum aynı pikapta aynı şarkı tekrar çalmaya başladı! Başbakan, her temeli atarken o 139 tesisin her birinin kaça mal olacağını, ne kadar sürede biteceğini, kaç işçi istihdam edeceğini, amortismanını ne kadar zamanda sağlayacağını, ürünleri nerelere satacağını, kaç liraya (veya euro ve dolara) mal olacağını, iki yıllık işletme masraflarının ne kadar olacağını ve gerekli mali gücü nereden bulacağını şeffaf ve yalın bir biçimde kamuoyuna açıklamadan bütün çabalar benim bir kulağımdan girer ve diğerinden çıkar. Bu sefer papaz pilav yemeyecek beyler!

139 tesis!!! Ne biçim bir rakam bu? Guinness Komisyonu, bu rakamla alay ediyor diye korkuyorum doğrusu. Yapacaksan yap! Şeffaf ol! Halka maddi imkânlarını anlat. Ülkemizin ücra köşelerinin nasıl fabrikalara ihtiyacı olduğunu biliyoruz.

Ne gerek var?
Yapılmalarını tabii ki destekleriz ama ortada (kurutulmak istenen bir de bataklık ve sazlık da varmış) uluorta bağırmalara, dünya rekor şirketlerini çağırmaya ne gerek var? Ben de yarın Guinness'cileri bahçeme çağırayım, "Bakın 10 metre kareye kaç adet maydanoz tohumu ekiyorum" diye rekor denemesinde bulunayım! Bakalım benden de bir din adamı şahitliği isteyecekler mi?

Garip şeyler oluyor, garip! Devlet adamlığı ciddiyetinden gün geçtikçe uzaklaşıyoruz gibi bir his dolduruyor içimi. Ben, Başbakan'ın danışmanı olsam hayatta böyle saçmalıklara izin verdirmem. Hayatta!!!

DİĞER YENİ YAZILAR