Değeli sanatçımız Demet Akbağ'ın babası Oktay İybar, yıllar önce Tercüman Gazetesi'nde foto muhabiri olarak işe başladığından yurdun her köşesini gezebilmiş ve resmedebilmiş. Dün Beşiktaş Kültür Merkezi'nde Oktay Bey'in fotoğraf sergisine gittim.
Siyah beyaz sergide benim en çok etkilendiklerimi sıralamak isterim. Pamukkale'nin Pamukkale'likten çıkmadan önceki tarihlerde çekilmiş fotoğrafları çok güzel. Etraf bakir, nefis havuzlar tertemiz ve berrak. "İyi ki çekmişim bu fotoğrafları. Şimdi gidip bakın, bu görüntüler ne kadar kirli, betonlaşma ne kadar yoğun" diyor Oktay Bey. Rahmetli sanatçı Ayhan Işık'ın portresi önünde dakikalarca durulması gerekiyor. Kendisine neden Kral lakabının takıldığı bu resimde anlaşılıyor. Türkan Şoray, Emel Sayın ve Filiz Akın'ın gençlik portreleri nostaljik duygular yaşatıyor. Yılmaz Erdoğan'ın Vizontele 2'yi yönetirken çekilen bir fotoğrafı var ki, projeye kendisini ne kadar kaptırdığı besbelli.
Oktay Bey, portre çalışmalarına ilaveten doğa görüntülerine meraklı olduğundan çok zarif bitki ve su görüntüleri de dikkat çekiyor. Tüm fotoğraflar satılık. Fıyatları da 250-300 milyon TL arası değişiyor. Sergi hafta sonuna kadar acıkmış. Kaçırmayın diyor, Oktay İybar'ı tebrik ediyorum.
Sergiden çıkınca sıradaki ilk taksiye bindim. Şoför, arkadaşlarına seslendi: "Bize müsaade, Ayşe Hanım'la çekime gidiyoruz!" Hoş bir sohbet başladı aramızda. Beşiktaş'ın Ihlamur Dere Sokağı'ndan girdik ve arkadaş başladı anlatmaya:
"Ayşe Hanım, bilseniz yıllardır her yağmur yağdığında iki tarafımızdaki dükkânları nasıl su basardı. İlk olarak bu sokakta altyapı çalışmaları tamamlandı. İnanın altımızda, içinden kocaman bir otomobilin geçebileceği genişlikte künkler var. Yağmur ve kanalizasyon suları ayrı. Arıtma tesislerinden geçen sular denize dökülüyor. Ben eski Beşiktaşlıyım. İnanır mısınız bu sokağı açınca, altında Bizans devrinden kalma künklerle karşılaştılar.
Bakın şu eski belediyelerin muntazam çalışmalarına. Hem de öyle sağlam tuğla duvarlardan yapmışlar ki kırmak isteyen buldozerlere dayandı ve inanır mısınız, kırılmadı."
Bu durumda ben de üzerime düşeni söyleyeyim: "Bravo Bizans mimarlarına, bravo İstanbul Büyükşehir Belediye yetkililerine!"
Okuyucu mektubu
"Sayın Sinan Aygün'den destek bekliyoruz"
* İstanbul'da iki tane birlik bulunuyor. Bir tanesi Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği diğeri Madeni Sanatkârlar Birliği. Bunlara bağlı birkaç meslek odası var. Ben, İstanbul Marangozlar Odası üyesiyim, 4 yıl da görev yaptım, Ağaç işleriyle ilgili 14 meslek odası mevcut. Buna ilaveten kahveci, ayakkabıcı, bakkallar, büfeciler, minibüsçüler gibi 160 civarında oda daha bulunuyor. Her odada 5-11 kişilik bir yönetimle 5 kişilik murakıplar görev yapıyor. 11 kişilik yönetim kurulunda 1 başkan, 2 başkan yardımcısıyla 8 de üye yer alıyor. Bu kişilere oturum başı ücret ödenir. 33 senelik oda üyesiyim. Bu odaların bizlere hiç bir katkısı olmadı. Yasalar yeniden düzenlenmeli ve işçilerin de yönetime katkıları sağlanmalıdır. Üyelere bizzat haber verilmiyor, gazete ilanı veriliyor. Kim okuyor ki? Sinan Aygün Bey bu işi halledemez mi? Kredi kartında olduğu gibi bu organizasyonu da çalışır hale getiremez mi? (Adı bende saldı)
* Kısaltmak zorunda kaldığım yukarıdaki mesajınızı köşemize alıyor ve Sayın Sinan Aygün'den her zamanki yakın ilgiyi bekliyoruz.
Oktay İybar'ın fotoğraf sergisi
Değeli sanatçımız Demet Akbağ'ın babası Oktay İybar, yıllar önce Tercüman Gazetesi'nde foto muhabiri olarak işe başladığından yurdun her köşesini gezebilmiş ve resmedebilmiş. Dün Beşiktaş Kültür Merkezi'nde Oktay Bey'in fotoğraf sergisine gittim
Haberin Devamı

