Doğduğu yöreye el sürmemesini istediğim birisi varsa o da Fadıl Akgündüz'dür. Kendisi hiç terlemeden, çalışıp kazanmadan, sadece laf ebeliğiyle Avrupa'daki vatandaşlarımızdan Siirt'in gelişmesi için büyük paralar toplamış, bunları çarçur etmiş ve Porto Rico'dan bizlere seslenirken bile hiçbir pişmanlık veya üzüntü duymadığını göstermiştir. Bu da doğaldır çünkü terlemeden elde edilen paranın kıymetini bilmek zordur.
TEKFEN'i, üç ortağın olağanüstü heyecanla kurduğu yılları hatırladığımda da Nihat Gökyiğit bey ve ortaklarının (biri hakkın rahmetine kavuşmuştur), bugün titizlikle kullandığı paraları nasıl terleyerek kazandıklarını da bilenlerdenim.
Ülkemizde doğduğu yöreye hizmet etmekte olan Sayın Nihat Gökyiğit Artvinli'dir. Gürcistan ile komşu Macahel köyünü kalkındırmak ve korumak için nasıl ele aldığını geçenlerde Boğaziçi Üniversitesi'ndeki TEMA toplantısında öğrendim.
Bu yöreye gitmelisiniz
Olağanüstü sinematografiyle çekilmiş, muhteşem bir belgesel sayesinde Artvin'in Macahel köyünü tanıdık. Macahel'de küçük çapta arıcılık varmış. Nihat Bey, arıcılık uzmanlarını yöreye yollamış. Bir müddet sonra uzman telefon etmiş ve demiş ki:
"Efendim bu arılar Kafkas arısı!" "Ne demek yani Kafkas arısı?" "Efendim Kafkas arısı dünyanın en leziz, en mükemmel balını üreten arılardır. Buradakilerin hepsi ama hepsi Kafkas arısı."
Nihat Bey bizi bilgilendiriyor. Bir Kafkas kraliçe arısı 80 dolarmış! Yörenin gelişmesi için cevize de el atmış Nihat bey. Araştırmalardan sonra farkedilmiş ki, Macahel'in 4 ceviz ağacı, dünyanın en lezzetli ve ince kabuklu cevizlerindenmiş. Hemen o dört ağacı kontrol altına aldıran Nihat Bey, civardaki diğer ceviz ağaçlarını bunlarla aşılatmış. Başlamış mı bir de bereketli ceviz ticareti! Yetmemiş, Nihat Bey trekking ve dağcılık içeren turistik turlar düzenletmeye başlamış. Başkanı olduğu TEMA Vakfı bir de misafirhane kurdurmuş. Doğaya saygı kuruluşu TEMA'nın çok özel ve olağanüstü güzellikteki yerel dokuya duyduğu saygıyı tahmin edersiniz.
Bunlar tam gerçekleşmeden çekilmiş belgeselde konuşan bir dede diyordu ki: "Doğa doğa deyip durursunuz ama insan ne olacak? Önce insan, sonra doğa!" Nihat Bey sayesinde asırlardır ihmal edilmiş bu yöre halkının artık maddeten de yüzü gülmeye başlamış. Baharda veya yazın dünyanın binbir bitki ve kuş türünün yaşayıp konakladığı bu yöreye gitmenizi hararetle tavsiye ediyorum. Hele doğal bir havuz var ki! Akademia'nın hazırladığı muhteşem bir belgesel, hem yazı hem de kışı görüntülüyordu. Kış görüntülerinde gözlerinizi yaşartacak sahneler de yaşayabiliyorsunuz. Kar yolları kapatınca, ağır hastalarını kızaklı bir sedyeye yerleştirip, kocaman dağı iğneyle kuyu kazma misali adım adım geçmeleri, oradan Gürcistan sınırına varmaları ve sonra tekrar Türk kentlerine devam etmeleri.
Diğer köyler ne olacak
Gürcistan'daki çekimlerde dikkatimi çeken, tüm sokaklar asfalt, otomobillerin vızır vızır işlediği, gelişmiş kent görüntüleriydi.
Ben, Sayın Nihat Gökyiğit bey ile Gürcü ve Artvin potpurileri sunan orkestrasıyla beraber, emeği geçen her elemanı tebrik ediyorum.
Kokteyl öncesi Sayın Feyyaz Berker ile Nihat Bey'le tatlı bir sohbet yaptık. "Siz Artvin'de doğdunuz, ya diğer köyler ne olacak?" sorumu Nihat Bey, hafif tebessümle geçiştirmek istedi. Ancak ben ucunu bırakmak istemiyorum ve diyorum ki:
"Nihat Beyefendi. Bu yaz bizim Seddülbahir köyümüze misafir olmanızı rica ediyoruz. Bizde de çok badem ağacı var ama bu bademi kırıp, şehit günlerinde ve bayramlarda açılan leziz baklavalarımızın içine yerleştirmekten başka bir şekilde değerlendiremiyoruz. Lütfen bize de yardım ediniz!"
Gerçekten her işadamımızın örnek alması gereken çalışmalardan birini daha mükemmel şekilde gerçekleştirmiş Sayın Nihat Gökyiğit. Kendisine, ekibine ve TEMA'yı destekleyen tüm dostlara teşekkürü borç bilirim.
Nihat Gökyiğit ve Jet Fadıl!
Doğduğu yöreye el sürmemesini istediğim birisi varsa o da Fadıl Akgündüz'dür. Kendisi hiç terlemeden, çalışıp kazanmadan, sadece laf ebeliğiyle Avrupa'daki vatandaşlarımızdan Siirt'in gelişmesi için büyük paralar toplamış, bunları çarçur etmiş...
Haberin Devamı

