Neden "uyuyoruz?"

Beyin konusunda uzman olan, dünyanın en ileri gelen bilim adamına yukarıdaki soruyu sorun, size şöyle bir yanıt verecektir. "Bilmiyorum!" Uzmanların yıllardır araştırdığı bu 'uyku' konusu hâlâ esrarını koruyor

Haberin Devamı

Beyin konusunda uzman olan, dünyanın en ileri gelen bilim adamına yukarıdaki soruyu sorun, size şöyle bir yanıt verecektir. "Bilmiyorum!" Uzmanların yıllardır araştırdığı bu 'uyku' konusu hâlâ esrarını koruyor. Tüm memeliler, kuşlar ve sürüngenler değişik sürelerle de olsa, bir gün içerisinde muhakkak uyumak zorundalar. Yunuslar ise uykuları sırasında beyinlerinin bir bölümünü kapatırken, diğerini kullanıp yüzmeye devam ediyor. Bir müddet sonra kapalı devre yeteri kadar dinlenince o devreyi açıp bu kez beynin uyanık bölümünü uyutuyormuş.

Peki ama neden? Bir insan (farelerin aksine!) uykusuzluktan "ölmemekte" diyor araştırmacı. Ancak bir gece uyuyamamış bünye, fırsatını bulur bulmaz verdiği borcu tahsil eder gibi, acısını çıkartırcasına yatağa yatar yatmaz, her zamanki uykusundan çok daha uzun süre uyurmuş.

Hızlı göz hareketi
REM uykusunu biliyorsunuzdur. "Hızlı Göz hareketi" olarak tercüme ediliyor. 1953 yılında REM hareketini uyku anında keşfeden bilim adamları "Uyku, beyin ve bünyenin elektrik düğmesi gibi 'kapanma' işlemi olmadığını" anlamışlar.

Araştırmacılar o günden bu yana, "Peki, ne işe yarıyor uyku?" diye sorup duruyorlar kendi kendilerine. Çocuklar daha uzun REM uykusuna daldıkları için bir dönem de bazı uzmanlar "uyku büyüme zamanıdır" diye bir tanımda bulundu. Diğer bir görüş de "Uyku esnasında hafıza dosyaları elden geçiriliyor" şeklindeydi. Çok eski bir teoride ise, "Geceleri 'tehlikeli' hayvanlar ortaya çıktığında, uyku ve hareketsizlik insanı bu tehlikelerden koruyor" biçimindeydi.

Amerika'dan gelen diğer bir tez ise uykuya farklı açıdan bakıyor. Harvard Üniversitesi'nde görevli bilim adamları uyku konusunda yaptıkları deneylerde "Uyku hafıza çalışması için gereklidir" sonucuna ulaşmış. Ancak, daha sonra tekrar bu konuya eğilen araştırmacılar, "Uyuyan" kişinin hafızasının 'uyumayan' kişinin hafızasından daha güçlü olmadığını ispat etmiş.

Uyku hakkındaki diğer bir garip gerçek ise canlıların büyüklükleriyle ilgili... Küçük ebatlı canlılar, büyük ebatlılardan daha çok uyuyorlarmış! Örneğin atlar günde 3 saat uyurken, dağ gelincikleri en az 15 saat uyumak zorundaymışlar.

REM uykusu esnasında, aynı uyanık zamanda olduğu gibi, beynimizdeki nöronların ateşlemeye devam ettikleri biliniyor. Ancak buradaki tek istisnai durum, serotonin, norepinephrine ve histamine gibi kimyasal taşıyıcı maddeleri barındıran sinir hücreleriymiş. Bir ihtimal uyanık zamanımızda da hücreler yorulduğu için, uyku esnasında dinlenerek hassasiyetlerini tekrar artırıyorlarmış. Tabii bu da bir teori! Ama bunun da ispatı yok!

Bazı kişiler uyandınldıklarında çok sinirli olabiliyorlarmış. Laboratuvar araştırmalarında uyutulup, sonra her beş dakikada bir uyandırılan deneklerin nasıl bağırıp, çağırdıkları görülmüş. "Uykusuzluk hiçbir zaman psikolojik bir hastalığa dönüşmüyor" diye konuşan uzmanlar, aynı zamanda "Uyandırılan bazı kişilerin asabi bir duruma geçtiğini de görüyoruz" yorumunda bulunuyor.

Esrarını koruyor
Uyku, çok kritik, henüz bilinmeyen ve esrarını koruyan biyolojik bir olgudur. Bu cümleye her bilim adamı kesinlikle katılır. Ama ben diğer tanımlamayı daha çok beğendim. Keşke gençliğime yeni başlayıp, tıp konusunnda eğitim alıp araştırmalar sonucu "Önümüzde muazzam bir durum var. Fakat bir şey keşfedemedik. Bulamadık" diyen bilimadamı Rechtschaffen'in önüne tüm cevapları serebilsem Efendim. Bu bayramda hepinize güzel uykular dilerim...



Düzeltme:
Dünkü yazımın İngilizce'den oluşan paragrafında "led" kelimesi yanlışlıkla "lead" olarak yazılmıştır. Düzeltir, özür dileriz...

DİĞER YENİ YAZILAR