Pazar günleri tatil günüdür. Küçük çocuklu aileler hariç, bütün aile geç saatlere kadar yatak keyfi yapabilir. Yaparlar da bir kişi hariç! Kimdir o kişi? Anne! Evet, anneler için pazar günleri tatil olmayıp belki de işlerin en yoğun olduğu günü teşkil eder. Neden? Anlatayım. Bir kere ailenin tüm fertleri evde olduğundan, evin en karmakarışık olduğu gündür pazar. Uyanan her kişi pijamalarıyla, sabahlıklarıyla, ayaklarına terliklerini geçirip, ellerine aldıkları gazete veya ilavesiyle bir koltuğa gömülür. Saat süratle ilerler... 11.00, 11.20... Hâlâ annenin hazırladığı kahvaltı sofrası ortalıktadır. Anne, "Yavrum şu kahvaltını yap da masayı toplayayım. Öğlen yemeğini hazırlamam gerek" dese de bir rehavet, bir rehavet...
Her yer karışıyor
"Dur anne, n'olur? Bir pazar günüm var zaten. Şu gazeteyi rahatça okuyayım." En nihayet sofra toplanmış, kahvaltı bulaşıkları yıkanmış, anne öğlen yemeğini yapmaktadır. Ama dikkat dikkat, salon ve yatak odaları gittikçe karışmaktadır.
Herkes okuduğu gazeteyi biçimsiz bir külah misali, sözüm ona katlayıp bir kenara bırakmıştır. Bazılar çayını içmiş, fincanı sehpada unutmuştur. Kimi, "Ay çok başım ağrıyor bu sabah" diyerek ağrı kesici kutusunu alıp ilacı içmiş, kutuyu, prospektüsünü ve yarım bardak suyu orta sehpada bırakmıştır. Özellikle pazar günlerinde CD'ler kutularından çıkarılır. Birkaç parça çalındıktan sonra orta yerde, bir tarafta kutu, uzağında CD, annenin yardımını istemektedir. Kiminin terliğinin teki yerde, diğeri koltuk yastıklarının arasında keyif çatmaktadır.
Derken, duş faslı başlar. Herkes bir anda duş alma hevesine kapılır. Tüm bornozlar, büyük boy havlular dolaplardan çekilir, sırılsıklam nemlendirilir ve yatak odalarının bir köşesine fırlatılır. Sanki otel servisinde kat görevlileri vardır ve hizmet vereceklerdir.
Akşamüstü gelecek misafir varsa, yandı gülüm keten helva! Anne, sağ eliyle öğle bulaşıklarını kaldırırken sol eliyle ununu biraz fazla kaçırdığı kek hamurunu karıştıradurur. Aklı fikri sehpalardaki tozlardadır. Bir an evvel alması gerekir ama fırını da derhal yakmalıdır.
AB ülkelerinde ise durum bambaşkadır. Bir kere AB'liler pazar sabahlan da erken kalkar. Yataklarını kendileri toplar.
Herkes derhal duşunu alıp dişini fırçalar. Anne bir tek sofra kurup sıcak su hazırlamıştır. Herkes kendi kahve veya çayını yapar ve sofraya oturur. Ekmeğini kendi kızartır. İşi bitince derhal tabağını bardağını, çatal ve bıçağını sıcak suda sabunlayıp, kurulayıp, yerli yerine yerleştirir.
Kiliseye gidilmiyorsa, gazetelere göz gezdiren azdır. Bahçeli ev ise baba bahçede iş yapmaya, çocuk da bisikletle gezmeye başlar. Öğlen vakti herkes evde buluşup, anneye sarılırla ve kendisini kucaklayıp otomobile atarlar. Etraf kahkaha doludur. Çünkü ailece öğlen yemeğini restoranda yiyeceklerdir.
Daha fazla devam etmeyeyim. Bizim annelerimizin çektikleri çileler, kendimizden kaynaklanmaktadır. Herkesi, kendi işini kendisi görmeye alıştırmayan bizler olduğumuz için pazar günleri, en çok yorulduğumuz günlerdir. Eeeeee.... Ne ekersen onu biçersin! Hepinize hayırlı pazarlar diliyorum!
Ne ekersen onu biçersin!
Pazar günleri tatil günüdür. Küçük çocuklu aileler hariç, bütün aile geç saatlere kadar yatak keyfi yapabilir. Yaparlar da bir kişi hariç! Kimdir o kişi? Anne!
Haberin Devamı

