Whitney Houston, İsrail'de kurulmuş "Siyah İbraniler" adlı tarikata girmek istiyormuş. Richard Gere'in Dalai Lama ile olan yakınlığını biliyoruz. Beatles'ın Nepal seyahatleri vardı galiba.
Merak ediyorum. "Neler oluyor bunlara ve nicelerine?"
Geçtiğimiz 15 yıl içerisinde Türk siyasetine girmek istemiş 7-8 arkadaşım var. Giremediler tabii. Kıyıda bırakıldılar, merkeze yaklaştırılmadılar!
Ama "yaklaştırılır gibi" yapıldılar! Yani? Yani, seçim kampanyası otobüs turlarına dahil edildiler, mitinglerde bazen kalabalığın arasında, ender olarak da podyumda, kenarda biriken kümelerin arasında kayboldular. Önleri arkaları bir kalabalık bir kalabalık! Bu kalabalık, izahı güç bir heyecan verdi onlara. Basındaki fotoğraflarda görünmediler hiç. Ama olsun. Neden olsun? Çünkü başkanlarının söyledikleri hep gündemdeydi. Onlar da bir bakıma ekibin bir
parçasıydılar. Hareketin olduğu yerde hissediyorlardı kendilerini.
Derken sayısız seçim gerçekleşti ve benim tanıdıklarım listelerin en seçilmeyecek seviyelerine yerleştirildiklerinden, milletvekili falan olamadılar!
Geçenlerde onlardan biriyle Boğaz'da çay içiyorduk. Diğer dört beş arkadaşımın söylediğini tekrar etti.
"Biliyor musun Ayşe, özlüyorum o günleri! O güne kadarki monoton yaşamım çok hareketlenmişti biliyor musun? Hep koşturmaca, hep ilgi noktası, özlüyorum diye itiraf ediyorum baksana."
"Sana bir şey söyleyeyim mi."
"Söyle Ayşe!"
"Bu ülkede böyle özlem içinde, başka yapacak heyecanlı işi olmayan, bu yüzden siyaseti terketmeyen, direnen politikacılardan da biz seçmenler bıktık haberin olsun. Yeter be kardeşim. Yok heyecanlıymış, yok kalabalıkmış, yok medya üstündeymiş bu ne zayıf altyapı sizin ki yahu? Bu halk bu kör talihe mahkûm mu?"
"Yokuz artık, sildiler bizi defterden biliyorum ama özlüyorum ve itiraf ediyorum. Bunda yanlış bir şey var mı?"
"Bence var arkadaşım, var! Daha zengin bir iç dünyaya, daha meraklı bir beyne, daha becerikli ellere sahip olmalısın ki boşa düştüğünü anladığında, başka tıpalarla doldur ezikliğini. Bak ABD'ye.
Bili Clinton seçimi kazandı. Bush'tan tık yok. Reagan gitti, tık yok. Giden kendi dünyasına ve mütevazılığa dönüyor. Dönemeyen olursa, o da İsrail'de bir tarikata falan giriyor. Ama doğrusu mütevazı olmak arkadaşım!"
Okuyucu mektubu
'Faks çekin, yeniden çekin, bir daha çekin...'
* Benim sorunum Akbank Axess kartla ilgili. 12 Ocak 2003 hesap kesimli kredi kartımın hesap ekstresinde kullanılabilir çip param 32.433.332 TL. Bunu kullanmak istediğim bir üye firma, kartımın çipinde 5.000.000 TL. bulunduğunu, gerisinin görünmediğini söyledi. Çilem başladı. Müşteri hizmetlerini aradım, "düzeltiriz" dediler ama miktar yükselmedi. Tekrar aradım, "faks çekin" dediler. Çektim, "sistemde görmedik" dediler. "Tekrar çekin" dediler. Çektim, yine görmediler, "yine çekin" dediler. Çektim, en nihayet gördüler. Kartı iade etmek istedim. Şayet öyle yapılırsa 60 milyonluk çip param yanarmış. Yetkililerle görüşemiyorum. Yüzüme telefonlar kapatılıyor. Ne oluyoruz? (Bülent Ünal)
* Uzun olan mesajınızı kısaltarak köşemize alıyorum. Yetkililer bizimle irtibat kurdukları anda sizin numaranızı vereceğiz. Teşekkürler.
Mütevazı olmak faydalıdır!
Bili Clinton seçimi kazandı. Bush'tan tık yok. Reagan gitti, tık yok. Giden kendi dünyasına ve mütevazılığa dönüyor. Dönemeyen olursa, o da İsrail'de bir tarikata falan giriyor. Ama doğrusu mütevazı olmak arkadaşım!
Haberin Devamı

