Milli Eğitim müfredatı değişiyor mu?

Geçen akşam CNN Türk'te Türkiye'nin milli eğitim müfredat sorunları masaya yatırıldı

Haberin Devamı

Geçen akşam CNN Türk'te Türkiye'nin milli eğitim müfredat sorunları masaya yatırıldı. Marmara Üniversitesi'nden Prof. Büşra Ersanlı, Türk Tarih Vakfı Başkanı Orhan Silier, Tarih öğretmeni Dilara Kahyaoğlu'yla birlikte Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu Başkanı bir açık oturumda buluştular.

Silier, Türkiye'de "Toplumsal fay hatları" bulunduğuna dikkat çekerken Kahyaoğlu, "Uçlarda dolaşmayı seven bir zihniyet yapımız var" diye ilave etti. Ersanlı ise "Osmanlı'da demokrasi diyoruz sonra 1945'ten bu yana Türkiye'de demokrasi olduğu yerde duruyor. Bir türlü yakın tarih kitapları yazılmıyor" diye itirazını dile getirdi. Talim Terbiye Kurulu (Bu adı değiştirmek gerek) Başkanı'nın not ettiğim bazı sözlerini sizlerle paylaşmak istiyorum.

"Kitaplar, demokrasi ve ekonomiyle ilişkilendirilerek akademisyenler tarafından yapılıyor. Türkiye'nin içerdiği referans noktasının eksikliğinden kaynaklanıyor!" (Ben bu ifade tarzında neyin kastedildiğini anlamadım!)

Hocalarımız çok yalın ve doğal konuştular. Mevcut müfredat kitaplarında tespit edilmiş, yönlendirici cümleleri bizlere okuyarak çocuklarımızın zihinlerinin küçük yaşlardan itibaren, nasıl çağ dışı kalıplarla şekillendirildiğini vurguladılar.

Dilara öğretmen, "Evrensel, insan hakları normlarına uymak gerek. Tarih siyasallaşmamalı. Öğretmen ve kitap araç olmamalı. Tarihin kötü kullanımıyla karşı karşıyayız. Hazırlayanlar önyargılı ve paranoyak, öğrencilerin okuma becerileri zayıf. Araştırmalara göre Türkiye 41 ülke arasında 38'inci geliyor" dedi.

Sayın Silier de, "Türkiye'de eğitim değil de güvenik sorunu var. Dünyanın uzlaşma ve barış kültürüne ters düşüyor bu" diye konuştu.

Çok önemli gördüğüm bu konuda başka panellerde Sayın Başkan ve yetkilileri dinlemek isterdim.



Tek taraflı yıldırım aşkı olabilir mi?
İkisi de manken kadar güzeldi. Biri doğal kızıl saçlı, diğeri sarışın. Birisinin elinden Singapur'dan aldığı bej/kahve/pembe renklerinde örgü çanta, diğerinin başında ise Moskova'dan aldığı sarı saçlarının rengiyle uyumlu yün bere.

Kızıl saçlı olanı, siyah uzun çizmeli bacaklarını üst üste attıktan sonra sarışın olana dedi ki:

"Sen yıldırım aşkına inanıyor musun?"

"İnanırım, inanırım. Başıma da geldi ama 6 ay sürdü ve bitti."

"Geçen gün ne oldu biliyor musun? Pemra beni bir davete görürdü. Etraf çok hoş insanlarla doluydu. Herkesle birer birer tanışıp konuşuyordum. Bir ara bir çift göz beni izliyor gibi bir duyguya kapıldım. Şömineye doğru dönüp baktım. Gerçekten duvara dayanmış bir adam, gözlerini bana dikmiş bakıyordu. Boyu benden kısa, bıyıklı ve tam çenesinde de sakalı var. Gözleri yumuk yumuk. Kimdir nedir? Tanımıyorum. Rahatsız oldum ama belli etmedim ve konuştuğum gruba geri döndüm."

"Kim acaba?"

"Mühim değil kim olduğu. Aradan 15-20 dakika geçti, ben yeni bir grupla konuşurken birden karşımdaki duvara dayanmış aynı adamı farkettim. Gözlerini benden ayırmıyor, ısrarla bakıyordu. Görmemezlikten geldim."

"Gerçekten çok merak ettim. Kim bu adam?"

"Hiç merak etme. Bak sonunu dinle. 10 dakika sonra garson bana bir şarap getirdi. Baktım aynı adam, gene gözlerini dikmiş, garsonun arkasında. Bu durumu uygun bularak yanına yaklaştım. Çok heyecanlandı.

Kulağına eğildim ve dedim ki: 'Bana gözünüzü dikip baktığınıza göre söyleyecek bir şeyiniz olmalı.'

Kıpkırmızı oldu. Afalladı. 'Yok yok söyleyecek bir sözüm yok!' dedi. 'O zaman bana bakıp durmayın çünkü çok rahatsız oluyorum' dedim"

"Ne yaptı peki?"

"Döndü arkasını ve kapıdan çıktı gitti. Utandığı besbelliydi. Bak Dilay, sana bir şey söyleyeyim mi? Yıldırım aşkı ne zaman olur bilir misin? İki kişi birbirini görüp birlikte süzmeye başlarsa olur. Öyle tek taraflı olacak iş değil bu."

DİĞER YENİ YAZILAR