Haluk dedi ki: "Tamam Ayşe, yarın köye gidebiliriz." Dedim ki: "İmkânı yok olmaz Haluk. Geçen akşam Habertürk'teki Basın Kulübü'nü izlemediğin için böyle konuşuyorsun."
"Ne oldu Basın Kulübü'nde?" "Hakan Aygün, Türkiye'nin en ileri gelen, en parlak bilim adamlarıyla program yaptı. Şu gruba bak! Prof. Dr. Kerem Döksat, Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk, Boğaziçi Üniversitesi'nden bir fizik profesörü, bir felsefe profesörü. Matrix filmini ele aldılar, senaryoda neden Mevlânâ'dan bahsedilmediğini tartıştılar. Ben bu önemli filmi görmeden dünyada köye gitmem!"
Gördük. Wachowski kardeşlerin yarattığı senaryodan elimde kalan sadece şu oldu: "Yeni bir insan grubu yaratmak için 16 kadın ve sadece 7 erkeğe gerek var!" Neden? Hangi aritmetik?
Bakınız anlatayım. 1982 yılında tanıştığım pek içine kapanık, çok az fikir beyan eden bir İngiliz gencin, hazırladığım yemeği annesi, o ve ben sofrada yerken birden yerinden fırladığını, balkondan atlayarak kaçtığını hatırlıyorum. Annesi bin kere özür diledi. "Gerekmez" dedim.
Belli ki bunalmıştı. Bana karşı değildi. Asosyal bir yapısı vardı. Herkese ve her şeye karşıydı. Topluma, ailesine, okuluna, eğitim sistemine, kız arkadaşlara, erkek arkadaşlara, her şeye diyorum ya! Her şeye karşıydı. İşte bir gün annesi, Rex'in devamlı ve durmadan "Dungeons and Dragons" oyunu oynadığını söyledi. Ben bu oyunun ne olduğunu bile bilmiyordum.
Şimdi tercüme de edemiyorum ama sanal bir alemde, sanal canavarlarla ve kapanlarla karşılaşıp, bilgisayar ve internet ortamında bunlarla savaşıyorsun. Öyle bir oyun işte!
Matrix filmi bana bu ve bunun gibi oyunları hatırlatıyor. Hedef kitlesi kendisini 11-19 yaşında hisseden herkes; bunalmış, sıkılmış herkes, monotonluktan bıkmış herkes, umutsuzluk dolu herkes, annesi babası boşanmış herkes, her şeye isyan eden herkes, topluma ayak uyduramamış herkes, sesini henüz duyuramamış, şahsiyeti oturmamış herkes. Toplanın ve Matrk filmini izleyin. Yok efendim Zion İsrail'miş. Neo İsa imiş, cinlerden perilerden bahsediliyormuş, Yunan felsefesi temel alınıyormuş! (Oracle'ları dile getiren hanım! Kim o ayol? Üstünde yeşil bir ceket. Her izleyenin teyzesi olabilir!!!)
Dungeons and Dragons oynamakta usta iki kardeş, oturup düşünmüşler. Yahu biz bol para nasıl kazanırız? Gel uçuk bir senaryo yazalım.
Her mutsuz genç bayıla bayıla izlesin. Neler gerekir? Uzak Doğu dövüşleri! Başka? Otomobil takip sahneleri! Başka? Ha bir de motosiklet takibi var! Peki, bir dövüşü de gel tren üstüne yerleştirelim?
Olmaz oğlum, o çok yapıldı. Peki nerede dövüştürelim? Gel TIR üstünde dövüştürelim. Yahu sırf dövüş sahneleriyle olmaz bu iş, kemiğin üstüne biraz et koymak gerek. Tamam. Gel babama soralım. Tarih ve dinden bir şeyler serpiştirirsin oraya buraya, görenler de önemli sansın. Sonra? Nasıl bitirelim? Boşver, bitirmeye gerek yok, "Devamı ilerde" deriz olur biter! Haydi yürü babama...
Matrix mi? Boşa akan Manavgat!
Okuyucu mektubu
'Devlet gazilere neden sahip çıkmıyor?'
* Kocam Kıbrıs gazisi. Tedavi görüyor. Devlet ayda 143 milyon veriyor. Bu insanlara neden sahip çıkılmaz? İki çocuğum var. Gaziler üç kuruş maaşta onur savaşı verirken hırsızlar refah içinde yaşyor. Mesajımı lütfen yayınlayın. (Fatma Turgut)
* Mesajınızı kısaltarak da olsa yetkililerin dikkatine sunuyoruz.
Matrix mi? Boşa akan Manavgat
Haluk dedi ki: "Tamam Ayşe, yarın köye gidebiliriz." Dedim ki: "İmkânı yok olmaz Haluk. Geçen akşam Habertürk'teki Basın Kulübü'nü izlemediğin için böyle konuşuyorsun."
Haberin Devamı

