Mars'a bakıp anlayınız!

Seksenli yılların ortalarında Los Angeles'a yerleştiğimizde eşim Haluk eve ilk geldiğinde, Palos Verdes diye tanımlanan bir rapora göre ABD'nin en varlıklı insanlarının oturduğu Pasifik'e bakan tepede gezinirken, "Ayşe, ABD bu varlığa el değdirmemek için kimbilir neleri göze alır?" demişti

Haberin Devamı

Seksenli yılların ortalarında Los Angeles'a yerleştiğimizde eşim Haluk eve ilk geldiğinde, Palos Verdes diye tanımlanan bir rapora göre ABD'nin en varlıklı insanlarının oturduğu Pasifik'e bakan tepede gezinirken, "Ayşe, ABD bu varlığa el değdirmemek için kimbilir neleri göze alır?" demişti.

Tamam. Ama düşünüyorum da çalışıp, terleyip, kazanan onlar. Kurduklan, saat gibi işleyen insanca bir sistem sayesinde bu varlığı tüm ülke sathında elde etmişler. Onlar zenginleşirken dünyanın geri kalmış ülkeleri gittikçe kalabalıklaşmış ve fakirleşmiş. "Emperyalist ülkeler, fakirleri sömürdükleri için..." felsefesi bana yakın gelmiyor. Bence her ülke, külahını önüne koyup hangi alanlarını geliştirip dünya ticaretinde etkili olacağına kendi başına karar vermek zorunda. Beceremeyince, "Emperyalist ülkeler..." martavalını ben benimsemiyor ve yutmuyorum.
11 Eylül'den sonra gözümüze sokulan, Afganistan'daki insanlık dışı yaşam şartlarının ortadan kaldırılması için biraz çaba sarfedileceğini tahmin etmiştim. Bakıyorum, Sayın Karzai'nin yeşil
tuniğinden öteye pek bir gidiş yok. Duyduğuma göre Kabil dışında etkili olan bir hükümet de yok. Amerika, sosyal yardım için kesenin ağzını açmayacak mıydı? Verilen sözler ne çabuk unutuluyor? Şimdi Irak gündeme geldi.

Burada da sözler veriliyor. Yazılı belge istiyoruz. Farzedin yazılı belgeyi aldık. Ama sular durulduktan sonra ABD sözünde durup yardımını yapmadı.
Kimi kime şikâyet edeceğiz? "Bakın elimizde imzalı kağıt var ama vermiyorlar?"mı diyeceğiz?
Gelelim bize. Evet, terörle çok başarılı bir mücadele yapıldı. Hiç unutmuyorum. Sayın Ecevit, artık Güneydoğu ve Doğu Anadolu'ya yardım programları hazırlamakta olduğunu belirtmişti ancak hâlâ adımlar atılmıyor. Gelişememiş bölgelerimizdeki görüntüler bana kâbus gibi geliyor. Önceki gün bir haber bülteninde izledim. Doğudaki bir köyde cefakâr kadınlarımız, kar suyunu varillerde biriktirmişler. Bir tanesi tipi altında, iki büklüm, önündeki tasa eğilmiş, erittiği kar suyunda çamaşır yıkamaya çalışıyor. Kar bastırdıkça artan, kapanan ulaşıma ait rakamlar var. "500 köy yolu kapandı. 800 köy yolu kapandı. 1300 köy yolu kapandı..."

"Şer ekseni" diye bir üçgen belirtildi. Kimse Yemen'den bahsetmiyor. Sudan? Güney Amerika'da yokluk içindeki halklar? Afrika'nın durumu? Nepal, Keşmir v.s? Daha çok var, çok! Enerji kaynaklarıyla işler bitmez. Terör, enerji kaynaksız da yapacağını yapmaktadır. Uzun vadede ne olacak? İsyanları, zorla ne kadar zaman döndürebilirsin?
Galiba dünyaya erken gelmişiz. 500 sene sonra gelebilseydik belki daha insanca bir düzen kurulmak zorunda olduğunu ve kurulduğu görürdük! Veya veya? Mars'a bakınız ve anlayınız! Belki de saçmalıyorum! Kardan evde mahsur kalmanın getirdiği bir umutsuzluk!

DİĞER YENİ YAZILAR