Ben bu sene kurbanımı kendim kesmedim, bir hayır kurumu vasıtasıyla kestirdim. Geçmişte kurbanı kendimiz kestirdiğimiz zaman rahmetli annemi dinleseydiniz, "Ayşe, altıda biri evde kalabilir" der, bir butu muhakkak alıkoymak isterdi. Nur içinde yatsın. Bu nedenle aramızda bir çekişme başlardı. Ben tümünün ihtiyaç sahiplerine dağıtılmasından yana olurdum.
Bir keresinde yetimhaneye kurban paramı vermiş sonra da onlardan gelen bir mektupta kesilen hayvan için makbuz almıştım.
Yaşar Hoca ile yıllarca yaptığımız programlarda bu konu gündeme gelmiş, kurban alamayanların bir fakire yardımda bulunmalarının da Allah katında kabul göreceği belirtilmişti.
Ben Kurban Bayramı'nın manasını, hedefi seviyorum. Yurdun dört köşesinden gelen mektup, faks ve mesajlarda, kişilerin maddi yokluktan, nasıl sorunlar yaşamak zorunda kaldıklarını okuyorum, biliyorum. Bu gibi zor durumdakilere yardım elini uzatan daha şanslı insanların da özellikle yılın bu günlerinde, mümkün oldukça cömert olmalarını rica ediyorum. Hiç unutmuyorum, bir keresinde Yaşar Hoca şöyle bir tabir kullanmıştı: "Verdiğin, acıtmalı!" Yani, cebini acıtmalı. Sakın haaa, aman sakın haaa, ruhunuzu acıtmalı diye düşünmeyin. Verene, geri verildiğini biliyorsunuz herhalde. Hem de çoğalarak geri geldiğini bilirsiniz çoğunuz. Onun için cömertçe veriniz, paylaşınız. Bayram günlerinin bir beğendiğim tarafı da eski dargınlıkların, bayram coşkusu içerisinde eriyip gitmesi. Hiçbir şey olmamış gibi kişilerin birbirlerini kucaklaması.
Bazı tanıdıklarım var diyorlar ki:
"Hayatta affetmem. Haşa sarılmam, öpmem!" Anlıyorum ki, yapamayacaklar. O zaman ben de diyorum ki bir selamınızı esirgemeyin. Bir merhaba çok gelmemeli.
Zor günlere doğru ilerliyoruz. Cephede, cepheden de ötede yakınlarımız var şu anda. Onları hepiniz namına kucaklıyor, alınlarından öpüyorum. Vazifelerinin ne kadar zor olduğunu biliyorum. Yakınlarından uzakta olmalan zaten yeter. İnşallah en kısa zamanda, sıcak yuvalarına geri dönerler ve nice Kurban Bayramları'na aileleri, arkadaşları ve sevgilileriyle girerler.
Askerde yakını olan herkese çok önemli bir konuda sesleniyorum. Cephedeki yakınlarınızı, sakın ama sakın mektupsuz bırakmayın. Bana gelen çeşitli mektuplardan anlıyorum ki, cephede memleketten mektup gelmesi kadar önemli bir olay yok. Mektuplaranızı da uzun ve anlatıcı yazın. Okuduğu zaman, kendisini yanınızda hissetsin!
Sizlerin de Kurban Bayramı'nızı kutluyorum!
Yetkililerin dikkatine sunuyoruz
Balıkesir'den Doktor Bahar
* 1997 yılında dişhekimi olarak üniversiteden mezun oldum. 1. Devlet Memurluğu Sınavı'na girdim ve kazandım. Halen bir yere yerleştirilmedim, ilgili bakanlıklara dilekçeler yazdım. Cevap olarak dediler ki: "Diş hekimliği atamaları gazetelerde ilanlarla olur," ilanları takip etenem lazımmış. Acaba hangi gazetelere veriyorlar bu İlanlar»? Ben bu smavla elde ettiğim hakkımı istiyorum. Şayet vermeyeceklerse neden böyle bir sınav yapıyorlar?
* Yetkililerin dikkatini çekmek için mesajınızı köşemize alıyorum. Keşke özel bir diş polikliniğinde iş bulabilseniz. Mesleğinizden uzak kalmak istemeyeceğinizi anlıyorum. Arayan olursa size yönlendireceğiz.
Kurban Bayramınız mübarek olsun
Ben bu sene kurbanımı kendim kesmedim, bir hayır kurumu vasıtasıyla kestirdim. Geçmişte kurbanı kendimiz kestirdiğimiz zaman rahmetli annemi dinleseydiniz, "Ayşe, altıda biri evde kalabilir" der, bir butu muhakkak alıkoymak isterdi
Haberin Devamı

