21. Dünya Felsefe Kongresi İstanbul'da toplandığında, bazı günler, gene İstanbul'da toplanan Dünya Ufo Kongresi izleyici kitlesinin dörtte birine bile ulaşamamış olması beni üzüyor!
"Hürriyet" Gazetesi'nde Ersin Kalkan'ın kongreyi takip eden gençlerle yaptığı söyleşileri okuyorum. Lise 3 öğrencisi Damla Turgut soruyor: "Kayboluş, çöküş, sadizm insan doğasının bir parçası mıdır?"
Lise 2 öğrencisi Çiçek İlengiz kendi jargonuyla felsefeye olan ilgisini şöyle açıklıyor: "Dünyayı daha çok açıklayarak bu alemde kendi yerimi belirlemek için böyle bir çalışmaya başladım. Felsefe, verili olanları kendince işleyip kabul veya reddetmeni sağlıyor."
Üç bin genç var
Lise 1 öğrencisi Eda Elodie Mareau ise, "Hayat bir yolculuktur. Felsefe bize bu yolculuk boyunca geçtiğimiz güzergahı açıklayan bir harita ve kilitli kapıları açacak bir anahtar veriyor" diyor.
Türkiye Liseleri Felsefe Kulüpleri Platformu'na üye 3 bin genç varmış. Bu sayının on binleri aşmasını diliyorum.
Çok güç! Neden?
Lise ve yüksek okullarda eğitim gören gençlerimizin dikkatlerini bu düşünsel noktalardan başka alanlara çekmek için bin bir olgu, adeta yarış içinde çekişiyorlar da ondan.
Bu sırf Türkiye'ye has bir durum değil, İngiltere, Almanya ve ABD'de de gençler, 10-15 yıldır süratli bir temponun içine girmiş, buna uyum sağlamış, hatta tutku halinde bağlanmış durumdalar.
"İn bu trenden, yürümeye başla!" demek geliyor içimden. Tabana gel, yapaydan uzaklaş, satıhta kalma, derinleri keşfet, esasta buluş demek geliyor içimden.
Endişeliyim! Endişeliyim çünkü bu kulvarda yaşamak bence cehaleti geri getirir. Birinci kareye döndürür.
Oysa her ikisi paralel gitmeli. Hem düşünce, fikir, sentez ve kendini KEŞFETME, hem biraz okul, futbol, aşk, ilişki, sürat, fast-food, internet.
Düşünmezsen, düşünemezsen, senin yerine düşünürler kardeşim! Upuzun bir cümlede virgül, daha da beteri, noktalı virgül olursun kardeşim. Oysa sen cümlenin kendisi olmalısın! Hata yaparsan? Yap kardeşim! Bugünlere, yapılan hatalardan geldik. Bak kimse hesap soruyor mu?
Eda ne diyor? "Felsefe, kilitli kapıları açacak bir anahtar veriyor" diyor. Korkum ne biliyor musunuz? Kapıların kilitli olduğunun bile farkına varmayacaksınız.
Okuyun gençlerim, düşünün ve tekrar okuyun. Sonra konuşun. Aranızda konuşun. Bırakın şu televizyonu bir kenara. İnanın bana 6 ay TV izlemeseniz, değişen hiçbir şey olmayacak. 6 ay sonra bir açıp bakın, sanki hiç kapatmamış gibisiniz!
Algılama, değerlendirme, düşünce aletinizi kullanın. Önünüze koyulan hazır düşünceleri kabul etmeyin.
Sorgulayın! Sorgulamaya başladığınızda, mantığınızın kabul etmeyeceği tablolarla karşılaşacaksınız. Kimseler size bir şey yutturamasın! Aklını kullanmayanlara yutturuyorlar.
Dikkat... Dikkat...
Sahra İpek gerekeni yaptı
Hatırlarsanız, Meriç Hanım'ın Mahmutpaşa'daki Sahra İpek mağazasından aldığı eşarp yıkandığında bozulunca gidip durumu yetkililere anlatmıştı. Ancak kendisine mağazada hakaret edilmiş, hatta dışarı atılmıştı. Şikâyeti köşemizde çıktıktan hemen sonra Sahra İpek'ten Yelda Yamaç Hanım kendilerini aramışlar, gördüğü kötü muamele için özür dilemişler ve mağduriyetini gidermişler. Biz de Sahra İpek'ten zaten böyle bir yaklaşım beklerdik Hassasiyetlerine teşekkür ediyor başarılar diliyoruz. A. Ö.
Kimse size bir şeyler yutturmasın
21. Dünya Felsefe Kongresi İstanbul'da toplandığında, bazı günler, gene İstanbul'da toplanan Dünya Ufo Kongresi izleyici kitlesinin dörtte birine bile ulaşamamış olması beni üzüyor!
Haberin Devamı

