Geçenlerde bu köşede dünya güzelimiz Azra Akın'ın Türkiye'nin tanıtımı çalışmaları için Kültür Bakanlığı tarafından seçilmiş olmasını çok olumlu bir gelişme olarak değerlendirmiş, yazımın bir cümlesinde de "artık kılıç kalkan ekibi gösterimlerine" de son verilmesini istemiştim. Bunun tamamen bir şahsi görüş olduğunun altını çiziyorum ve sebebini açıklamak istiyorum.
Bu konuda gelen e-mail'lerin bir çoğu Bursa'da kaim, kılıç kalkan ekibindeki sanatçılardan geldi. Bana çok kızmışlardı. Tarihi bir halk dansı olan kılıç kalkan oyunu "kardeşliği simgeler ve barışı anlatır" bir tür olduğunu ve tüm halk danslarımız içinde hiç değişmeden, özgün yerini koruyarak bugünlere geldiğini belirtmişlerdi.
Ben ilk olarak bu oyunu sanırım 6-7 yaşlanmda izlemiştim. Belki de ön sırada olduğumuzdan, gördüğüm hareketlerden ödüm kopmuştu ve ağlamaya başlamıştım.
İlerleyen yaşlanmda izlemeye devam ettim ancak her izleyişimde içimde daima bir dehşet ve korku duygusu uyandı. Vazifem icabı yabancılarla çalıştığımdan, folklor gösterilerine çok giderdik ve hepsi de coşkuyla alkışladığım çalışmalardı. Ama kılıç kalkan oyunu başladığında, aynı benim gibi yabancı misafirlerimin de bu ekibin dansını hafif geriye çekilerek, gözlerini kısarak, korunarak izlediklerine şahit oldum.
Basbayağı korkuyorlardı. Aynı benim gibi korkmuşlardı. Grubun ne kadar büyük bir şevkle oynadığını biliyorum. Bıyıklı, heybetli beyler bir ellerinde kalkan, diğerinde kocaman kılıçlarla önce kendi yerlerinde ayakları üzerinde zıplayarak kılıçlarını, kalkanlarına sürterek biliyorlar, sonra da gözleriyle temsili düşman sayılan karşıdaki oyuncuyu kara kara gözlüyorlar.
Bir konçertodaki kreşendo gibi bu iki grup, yandım Allah birbirlerine girişmelerinin işaretlerini verip tansiyonu artınyorlar. Bunda da çok başarılı oluyorlar. İzleyenlerin ruhu geriliyor, savaş anını bekler bir moda giriliyor.
"Kimseye batmadı!"
En nihayet vakti geldiğinde bir yandım Allah ile iki taraf birbirlerine girişiyorlar. Hoplaya, zıplaya bir savaş cengaverliği başlıyor. Sonunda bitiyor ama ben de bitiyorum.
Gerilen sinirlerim yerine geliyor. Şimdi oyun sonunda en garibime giden sözleri söylüyorum! İzleyiciler kendi aralarında her seferinde şu sözleri söylüyorlar: "Aaaa! O kadar saldırdılar ama kılıçlar çok yakından geçti, kimseye batmadı. Bravo doğrusu." Bu söylemi neye benzetiyorum biliyor musunuz? "Türk jet pilotları o kadar cesurdurlar ki en alçaktan onlar uçar, Boğaz Köprüsü'nün bile altından geçebilirler. Gözüpektirler vallahi." Bence bir saçma görüş de budur. Ne gereksiz bir gurur konusudur ve ne kadar yanlıştır. En nihayetinde pilotlarımızın altlarında mekanik bir alet vardır. Hiç belli olmaz.
Bozulabilir, tekleyebilir, tehlike yaratabilir. O kadar alçaktan uçmakta ne cesareti görülür ki? Yani söyleyeceğim, kılıç kalkan oyununda da gurur duyulan benzer konu, "Aaaaa bak kılıç düşmanın koluna ne kadar yaklaştı ama sıyırdı, kesmedi..." Bence bu gurur konusu olmamalıdır.
Bu oyunun bir başka özelliği de müzik eşliğinde oynanmamasıdır. Bu durum bizi nereye getirir? İki metalin birbirine sürtünme sesine getirir ki bu da dehşet vericidir. Kalkanların birbirleriyle çarpışması, kılıçların kalkan kenarında bilenmesi, beni ve istisnasız her yabancıyı ürkütmektedir. O garip ses dehşet saçarken kılıç neden bilenmektedir?
Karşıdaki düşmanın kafası kesilsin, en azından yaralansın diye bilenmektedir? Böyle bir hedefi yoksa bile izleyicide bu duyguları uyandırmaktadır kılıç kalkan oyunu. Ülke turizmini geliştirmek istiyorsak, Türkler kafa keser, düşmana şöyle şöyle saldırır teması işlenmemelidir. Bence bu oyun genelde böyle duygular uyandırmaktadır. Bunları beğenen izleyiciler olabilir.
Çağdaş dünya, genelde böyle duygulardan uzaktır. Türkiye'nin vurducu, kırdıcı, kuvvetli imajı, kılıç kalkan oyunu yerine zarif ve güzel Azra Akın ve tüm diğer dünya birincisi, olağanüstü cazip ve hayran bırakıcı yöresel halk oyunlarımızla yaratılmalıdır.
Kılıç kalkan oyunundan ödüm patlıyor doğrusu
Geçenlerde bu köşede dünya güzelimiz Azra Akın'ın Türkiye'nin tanıtımı çalışmaları için Kültür Bakanlığı tarafından seçilmiş olmasını çok olumlu bir gelişme olarak değerlendirmiş, yazımın bir cümlesinde de "artık kılıç kalkan ekibi gösterimlerine" de son verilmesini istemiştim
Haberin Devamı

