Geçen sabah kalktığımızda kıpkırmızı güneş henüz doğmak üzereydi. Güzel bir çay yaptım, gün doğuşunu izlemeye koyulmuştuk ki köyümüzün en yaşlı kişilerinden aziz dostumuz Abidin, bahçe kapısından girdi.
"Heyyyy kimse yok mu?"
"Buradayız Abidin gel. iğdenin altındayız. Gel çay içelim."
"Günaydın Ayşe Teyze, getir bakalım bi çay içelim."
Haluk, Abidin ve ben çaylarımızı yudumlarken Abidin eski hatıralarını anlatmaya başladı.
"Lanet bir adamdım ben yahu. Gençken Bozcaada'dan balıkçı arkadaş Niko gelirdi. Onunla birlikte balığa çıkardık. Hangimiz daha çok balık tutacaz diye birbirimize girerdik neredeyse."
"Bozcaada'dan Seddülbahir'e kürekle mi gelirdi?"
"Tabii yahu. Ben de kürekle gider gelirdim. O zamanlar gençlik vardı gençlik."
"Abidin, dün Celal'den bir şey öğrendim sana da sorayım doğru mu bakalım?"
"Sor be yahu sor!"
"Celal diyor ki, 10 sene öncesine kadar bu köy ve tüm Çanakkale'de her yere bakla ekilirmiş. Baklalar kurutulur, rüzgârda savrulur ve iç baklalar Yunanistan'a ihraç edilirmiş. Her yaz 10 koca gemi Çanakkale'den bakla yükler, Yunanistan'a gidermiş. Doğru mu bu?"
"He doğrudur yaa! Neden biliyon mu?"
"Bilmiyorum neden?"
"Çünkü Yunanlılar baklayı çok ama çok sever de ondan. Bak benim bütün Rum balıkçı arkadaşlarım bakla yirdi."
"Nasıl pişirilirdi?"
"Ne pişirmesi yahu? Bu Rum arkadaşlarım ne yaparlardı bilir misin? Şimdi alırlar iç baklayı, koyarlar kaynar suya, haşlarlar haşlarlar, sona da doldururlardı ceplerini, kestane gibi yirlerdi o baklaları. Heee!"
"Peki Yunanlılar sizden nasıl alırlardı baklaları?"
"Tüccalar vadı be yahu! Bizden alıcık diğiller ya? Tüccalar alır, gemilere yükler, Yunan'a gönderirlerdi baklaları."
"İyi para bırakır mıydı?"
"Hem de nasıl bırakırdı. Ama 10 sene önceydi. Sona bitti işte."
"Nasıl bitti?"
"Bilmeyiz. Bi yaz geldi, baklalar elimizde kaldı. Tücca gelmedi. Herhalden başka bir yerden almaya başladı Yunanlılar, biz bilmeyiz ki!"
"Keşke gene başlasa değil mi Abidin?"
"Keşke keşke ama keşkeyle olmuyo bu hayat yahu! Keşkeyle olmuyo! Hadi bana müsade. Valdanım bekler şimcek beni. Sağlıcakla kalın."
Okuyucu mektubu
Aktur site yönetimi kapıya tabela koyabilirdi
* Ailece ve iki misafirimizle Marmaris'te Aktur diye tanınan siteye tatile gittik. Her fırsatta uğrarız. Sahilde misafirlerimize buranın güzelliklerini anlatırken bîr bekçi geldi ve "Hemen burayı terk edin. Dışarıdan yabancıların girmesi yasak" dedi. Misafirlerimizin yanında nasıl yerin dibine girdiğimi tahmin edebilirsiniz. Bilmek istediğim şu: Buraya girmek ne zamandan beri yasak? (Nebahat H.)
* Sizin için üzüldüm. Şayet yönetmelik değişmiş ve orada evi olmayanlara bu site yasaklanmış ise o vakit kapıdaki bekçilerin ilgisizliklerinin kurbanı olmuşsunuz. Ben Aktur'a hiç gitmedim. Neresidir, kimler oturur bilmem. Kapıya, "site sakinleri dışında girmek yasaktır" diye bir tabela assalardı hiç böyle bir nahoş tavra maruz kalmazdınız. Bir daha orayı gezmek istemeyeceğinizden eminim. Ama ülkenin o kadar daha güzel yerleri var ki. Üzülmeyin.
'Keşkeyle olmuyo bu hayat yahu!'
Geçen sabah kalktığımızda kıpkırmızı güneş henüz doğmak üzereydi. Güzel bir çay yaptım, gün doğuşunu izlemeye koyulmuştuk ki köyümüzün en yaşlı kişilerinden aziz dostumuz Abidin, bahçe kapısından girdi
Haberin Devamı

