Kendimizi herkesin yerine koyabilmemiz çok zordur

Avusturya'dan dostum Helga ile iğde ağacının altına oturduk. Çaylanmızı da elimize aldık. Onunla konuştuklarımızı şimdi size tercüme ederek veriyorum

Haberin Devamı

Avusturya'dan dostum Helga ile iğde ağacının altına oturduk. Çaylanmızı da elimize aldık. Onunla konuştuklarımızı şimdi size tercüme ederek veriyorum.

"Ayşe Hanım. Otelde ilginç bir olay yaşadık, size danışmak istiyorum."

"Tabii Helga. Ne oldu?"

"İki gün evvel otele bir aile geldi. Baba, anne ve küçük bir kız çocuğu. Anne tesettürlüydü. Kız çok sempatikti. Yemeklerde Yücel ile oturduğum masaya geliyor, bizimle şakalaşıyordu.

"Ne güzel."

"Annesi de kızını alıp yanımıza geliyordu. Cici bir aileydi diyebilirim."

"Peki bir sorun mu oldu?"

"Ertesi sabah Yücel ile ben denize indik. Otel'in güzel kum plajı var biliyorsunuz. Biraz yürüyelim dedik. Otelden sizin eve doğru gidiyorduk. 100 metre kadar gitmiştik ki, denizin içine oturmuş anne ve babayla küçük kızı gördük. Anne bikiniliydi. Upuzun ve çok güzel siyah saçları vardı. Bu aileyi hemen tanımıştık."

"Onlar sizinle selamlaştı mı?"

"İşte onu söyleyeceğim. Anne bizi görür görmez saçlarını önüne döktü ve saklandı. Ben hiç anlamadım bu durumu. Sizce niçin öyle yaptı?"

"Helga, bunu izah edebilmek için size onlarca sebep sıralayabilirim. Hangisi doğrudur onu da bilemem."

"Ama biraz sonra ne oldu biliyor musunuz? Üç delikanlı karşı istikametten otel plajına doğru yürüyorlardı. Dikkat ettim, gençler geçerken anne saçlarıyla yüzünü kapatmadı. Hiç rahatsız bile olmadı diyebilirim. Bunu ne ben ne de Yücel anlayamadık."

"Aslında böyle durumları dışarıdan izah edebilmek çok zordur. İnsan kendisini kişinin yerine koyabilmesi için onun gibi düşünmesi gerekir. Anlatabiliyor muyum Helga?"

"Hayır! Benim anladığım bu anne, bir çifte standart yaşıyor. Etrafa karşı kapalı görünüyor ama aslında canı açılmak istiyor. Bunu yanlış mı düşünüyorum Ayşe Hanım?"

"Yanlış olabilir bu düşünce. Bence kapalı yaşamaktan şikâyetçi değil ama özel yaşamında da rahat olmak istiyor. Belki bu sebepten dolayı otel plajının 100 metre ötesine yürümüşler. Orada hiç kimsenin olmayacağını, özellerine karışılmayacağını düşünmüş olmalılar. Tabii sizin oradan geçebileceğinizi hiç mi hiç tahmin edememişler, akıllarının ucuna bile getirmemişlerdir herhalde."

Çifte standart mı?
"Peki. Bunu anladım ama biz geçerken neden saçıyla yüzünü kapatıyor da hiç tanımadığı üç delikanlı geçerken aynı şeyi yapmıyor?"

"Sizi otelde sık sık görmeye devam edecek. O üç genci ise belki yaşamı boyunca bir daha hiç görmeyecek, bence sebep bu olabilir."

"Böyle bir sebep olur mu?"

"Helga, herkes çok çeşitli ve çok değişik düşünce ve muhakeme hakkına sahip bulunuyor. Bence duruma bakıp hemen değerlendirmemek gerekir. Dediğim gibi kendinizi o kişinin yerine çabucak koymamalısınız. Koyamazsınız da. Bilemezsiniz."

"Ama ben burada bir çifte standart olduğunu düşünüyorum. Bence hanım, benim gibi rahat yaşamak istiyor ama bir baskıyla kapalı. Ne dersiniz?"

"Emin değilim derim. Böyle bir baskı olsa, o hanım bikini giyip denize giremez. Oysa plaja gelip denize de girmiş işte! Sen de görüyorsun. Hâlâ otelde mi bu çift?"

"Hayır. Yoklardı, gitmişler. Ama biliyor musunuz, ertesi gün de baktık aynı yerde aynı bikiniyle denize giriyordu anne."

"Aman inşallah tekrar önlerinden geçmemişsinizdir. Ters istikamette yürümenizi sürdürseydiniz keşke."

"Evet biz de öyle yaptık."

"Eminim sizi görünce zor anlar yaşamışlardır. Belki de yanlış anlaşılmaktan çekinmişlerdir. Oysa onlar da tatil yapıyorlar. Hem de mevsimin en sıcak günlerinde. Denize mayoyla girmekten başka doğal ne olabilir ki? Yeter ki özel köşelerinden, başkalarının gözlerinden uzakta girsinler, serinlesinler."

"Ayşe Hanım. Şunu anlamıyorum. Ben ve kocam, o hanımı bikinili görünce neden fena oluyor da onlar beni bikinili görünce fena olmuyor?"

"Helga, zor sorular soruyorsun. Bende cevabı yok. Diyorum ki, gelin birer bardak çay daha içelim ve şu önümüzdeki deniz kabuklarının değişik fermuarlarını inceleyelim. Bence bu farklılık Darwin'in teorisini çürütebilir."

Önümüzde sekiz değişik türde deniz kabuğu duruyordu. İkimiz de midyeye uzandık.

Okuyucu mektubu
Taşınırken kolideki eşyalar kaybolur mu?
* İzmir'den İstanbul'a taşındık. Eşyalarımızı Duna Nakliyat getirdi. Ancak evde kolileri açınca bir çok eşyamızın eksik olduğunu fark ettik, hemen Duna'ya durumu anlattık. "Meseleyi haledeceğiz" dediler ama hiç bir şey yapmadılar. Artık telefonlarımıza da cevap vermiyorlar. Nedir bu sorumsuzluk? Eşyamıza mı yanalım? Tazmin edilmeyişine mi? Çektiğimiz üzüntüye mi? Verdiğimiz uğraşa mı? "Sıfır" neticeye mi? (Elbrus Aslan)

* Duna Nakliyat şirketi malları nakletmek için kurulmuş bir firma ise işini doğru dürüst yapması gerekir. Kaybolan eşyalar nerededir? Kim almış olabilir? Kolideki eşya kaybolur mu? Bir yanlış anlaşma mı vardır? Sigorta neden sizin adınıza yapılmadı? Ne biçim bir iştir bu? Duna Nakliyat son çıkan Tüketici Hakları yasasından hebardar değil mi? Eminim bu mesajınızdan sonra Duna, sorununuzla yakından ilgilenecek, meydana gelmiş bir hata varsa düzeltecektir. Durumu bana bildirirseniz, gelişmeleri köşemizde yayınlarız. Geçmiş olsun!

DİĞER YENİ YAZILAR