Bazı yalanlar vardır, küçük beyaz yalanlar olarak kabul edilir. Bazıları ise kapkara büyük yalanlar kategorisine girerler. Büyük yalanlara bir örnek vermek istersek, "Karısı kendisini terk etti" diye Münih'ten kalkan uçağı kaçıran korsanı örnek vermek isterim. Elindeki cep telefonunun bomba olduğunu iddia etmiş. Döner dükkânı sahibi Ali Alkan'ın canı, bu duruma sıkılmış olacak ki ön taraftaki koltuğundan kalkmış, arkada kapı önünde dikilip hicranını anlataduran korsana bir tekme yapıştırıp büyük bir felâketi şıppadanak önlemiş! Mavi beyaz çizgili elbisesiyle eli cebinde bir de fotoğrafı var ki Ali Alkan'ın, Robert de Niro haltetmiş! İşte elindeki cep telefonunun bomba olduğu yalanını kıvırmanın ve yolcuların hayatını tehlikeye atmanın cezası! Bravo Ali Alkan!
Şimdi vereceğim örnekler, beyaz yalan kategorisine girer. Birinci örneğim İbrahim Tatlıses'ten geliyor. Turizmci Ali Fidan ile Finlandiyalı turist rehberi Minna Vainnionpaa'nın düğününde şarkı söyleyen Tatlıses, aynı zamanda nikâh şahitliği yapmış. İbrahim Bey nikâh masasında konuşmadan durabilir mi? Duramaz tabii. Derhal küçük de olsa bir beyaz yalan söylemiş. Ne demiş?
"Benim şahitliğini yaptığım nikâh ömür boyu sürer."
Kaç kez nikâh şahidi oldu bilmiyorum ama kendi nikahları bile doğru düzgün devam edemeyen insanların şahitlik yaptıkları nikâhlar için ömür boyu denilebilinir mi? Acaba kaç kişiye şahitlik yaptı İbrahim Bey? Üzerlerinden henüz kaç yıl geçti? Belki yarın öbür gün boşanmalar olabilir? "Ömür boyu" diyebilmek için daha çoooook yılların geçmesi gerekmez mi? Bence konjonktüre uygun düşmüş küçük bir beyaz yalandır bu!
Küçük beyaz yalanlara ikinci örneğim ise Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın TRT 1'de ekrana gelen "Büyüteç" programında söyledikleri. Hatırlarsanız. NATO zirvesinden sonra bir açıklama yapan Başbakan, sözlerine başlarken mealen dedi ki: "Geçtiğimiz 2-3 gün içinde vatandaşlarımıza çok sıkıntı verdiğimizin farkındayım, herkesten özür diliyorum. Ancak bu fedakârlıkları ülke için çok yararlı olmuştur." Büyüteç programında Haluk Bey bu ifadeye değinerek şöyle dedi:
"Sayın Başbakanım. Siz halktan özür dilediniz. Böyle bir ifadeyi ilk olarak duyuyoruz. Neden böyle yaptınız?"
İşte Başbakın'ın beyaz yalanı burada devreye girdi çünkü "Vatandaşlarımın zor günler geçirdiklerini biliyorum. Buna karşılık özür dilemem çok doğaldır..." mealinde sözler sarfetti. Oysa bence durum hiç de öyle değildi. Başbakan, gezip gördükçe öğrenen, öğrendiğini de ilk fırsatta uygulamaya koyan bir insan. Neden? Çünkü G8 Zirvesi sona erdiğinde Başkan Bush, Sea Island'da ikâmet eden tüm vatandaşlarına bu yaklaşımı aynı Başbakanımız gibi sözlerinin hemen başında yapmıştı. Yani Başbakanımız bu yaklaşımı Bush'tan duymuş ve benzer tutumu İstanbullulara uygulamıştı. Tabii ki bunu söyleyemezdi. Ne yaptı? Hemen bir beyaz yalan uydurdu.
Beyaz yalanlara hiç bir itirazımız yok. Bizim derdimiz kapkara yalanlarla ilgili. Allah herkesi kara yalanlardan korusun. (Bu sözler kime ait? Yoksa benden önce söylemiş biri var mı? Dur ben de beyaz yalana girmeyeyim sakın?)
Okuyucu mektubu
Anlamlı davetinize çok teşekkürler
* Kocaman merhabamı kabul ediniz. Ben Galatasaray Rotary Kulübü Interact üyesiyim. Köşenizin takipçisiyiz. Bu yıl kadın haklarıyla ilgili bir çalışma yapıyoruz. Eylül ayında aramızda olabilir misiniz? (Emre Kıvançlı)
* Gurur duyarım ancak eylülde her gün TRT 1'deki programım "Kardelen" devam edecek. İnanınız bana, bu program çok vaktimizi alıyor ve başka etkinliklere katılamıyorum. Beni düşündüğünüz için çok teşekkür eder sizlere başarılar dilerim.
Kara yalan ve beyaz yalan
Bazı yalanlar vardır, küçük beyaz yalanlar olarak kabul edilir. Bazıları ise kapkara büyük yalanlar kategorisine girerler
Haberin Devamı

