"Bazı olaylar kalleşçedir!"
"Nasıl yani?"
"Kilyos'ta denize girerken yaşarsın bunu. Neşeyle denizde oynarken birden bir telaş, bir anafor ve ayağının altındaki kum yok olurken Karadeniz akıntıları alır sürükler seni sonsuz bir süratle derin karanlığına, kalleşçe."
"Ama doğada bir kasıt yok. Planlı bir yok etme, yok. Tehlikeli yerde denize girmeyi insanoğlu seçmişse doğanın suçu ne?"
"Peki ama güneşin ılıklığıyla uyanan erik baharları yaşamaz mı benzer kalleşliği? Tüm şartlar oluşmuştur. Her şey 'Gel aç bahar, korkma hiçbir şeyden' diye bağırır. O da tatlı tatlı, narin narin açmaya başlar. Ama işte kalleşçe olaylar başlar! Bir kar bastırır, bir tipi! Dalında donar, meyve ihtimalleri."
"O doğanın bir dengesidir. Gelecek yıl ağaç insanlara daha iyi mahsul sunsun diye yapılan bir güzel harekettir."
"Ya depremlerde yaşamını yitiren insanlarımız?"
"İnşaat hatasını doğaya yüklememelisin."
"Bazen insan ilişkilerinde de kalleşlik duyguları yaşıyorum."
"Nasıl yani?"
"Mesela bir ağustos günü Üsküdar'a giden vapurun küpeştesinde, yanımdaki ailenin 5 yaşlarındaki çocuğu fazla soru sordu diye ana ve babasından sille tokat dayak yemeye başladığı anda aynı duygu sarıyor içimi. Bir insan kaçırılıp öldürülünce kalleşlik vardır bu karanlık köşede. Bazen kaçırıp öldürme yetmez bu 'insan' diye geçinenlere. Domuz bağı dedirtinceye kadar kalleşçe bağlarlar elleri ve ayakları, daha çok eziyet daha iyidir diye! Her namus ve töre cinayeti, terör hareketi, her beklenenin dışına çıkan tehlikeli fırlama bir kalleşliktir bence."
"Kalleşlerin ortak paydası ne olabilir sence?"
"Karşı tarafla konuşamamak derim. Dinlemiyorlar. Dinleseler bile anlayamıyorlar. Benmerkezlerinden çıkmak istemiyorlar. Olumsuz duyguları onları bir melhem gibi sarıyor."
"Bir de her zaman kendilerini haklı görür kalleşler. Her olayı izah edecekleri bir yanlış mantıkları vardır mutlaka."
"Yanlış mantık yaratamadıkları zamanları da biliyorum."
"Haklısın! O vakit, bilmemezlikten özellikle duymazlıktan, anlamazlıktan gelir kalleşler. Derhal sessizliğe gömülürler."
"Sanırlar ki herkes bu palavra duruşu yutar!"
"Yutmaz mı yani?"
"Güldürme beni!"
Okuyucu mektubu
Böyle mesajlar beni mutlu ediyor
■ Perşembe Pazarı'ndaki Nurkan Makine şirketinden bir mutfak aspiratörü aldım. Bir ay sonra arıza yaptı. Ümraniye'deki servisi aradım. "Mamulü söküp getir" dediler. Bunun üzerine şirket yetkililerinden Hakan Bey'le görüşüp durumu kendisine açıkladım. Hemen fabrikayı aradı. Bir müddet sonra fabrikanın gönderdiği eleman arızayı giderdi. Böyle duyarlı insanlara ve özellikle ciddi firmalara teşekkür ediyorum. (Murat Aydın)
* Ben de Nurkan Makine'ye ve Hakan Bey'e ve size teşekkür ediyorum. Satış sonrası hizmetten memnun kalan o kadar çok okuyucu var ki, bunu bana mesajlarıyla iletiyorlar. Bu, Türk halkının ne kadar düşünceli olduğunun bir işaretidir. Böyle mesajların artması beni çok mutlu ediyor.
Okuyucu mektubu
Bu gençlere kulak verin
■ Sayın yetkililer, YÖK'ün tanıdığı üniversiteden mezun olup diplomalarına denklik verilmeyen öğrencilerin durumları ne olacak? Üç yıldır denklik belgem olmadığı için çalışamıyorum. Binlerce genç perişan. (Ali Acar)
* Bu konuda yetkililerden kapsamlı bir açıklama bekliyoruz.
Kalleşlik nasıl olur?
"Bazı olaylar kalleşçedir! Nasıl yani?"
Haberin Devamı

