Çok sevdiğim birisi buradan ayrılırken bir pina alıp götüremediği için aklı geride kaldı. Ben de geçenlerde kendisine, sonra veririm diye pina aramak için flipper ve gözlüklerimle derinlere açıldım. 6-7 dakikalık esaslı bir yüzüşten sonra baktım, dipte kocaman ama kocaman bir pina yatıyor. Kontrol için daldım. Yanılmamışım. Ölü, yani içi boş bir pina. Hemen iki elimle aldım. Hem kıyıya yüzüyorum hem de içinde birikmiş kum tanelerini boşaltıyorum. Arkadaşım sevinecek diye ben de çok seviniyorum.
Kıyıya yaklaşınca flipperlerimi ve gözlüğümü çıkardım, sandaldan cırt fermuarlı ayakkabılarımı alıp giydim. Yürüyorum sahile doğru... Bir elimde kocaman pina, diğerinde gözlük ve flipperler. Birinci basamağı çıktım. O esnada iki genç motorlarıyla benim koya gelmişler, motoru rölantiye almışlar sahilde balık yemi arıyorlar.
Birden bire "paat" diye bir patlama oldu. Çok korktum. Geri döndüm, dengem gitti. Gerisin geriye taş ve kayaların üzerine kapaklandım. Dizimde bir acı hissettim. Kırık olmadığı belliydi.
"Ne oldu çocuklar?" diye sordum. "Afedersiniz Ayşe Teyze, egzoz patladı" diye cevap verdiler. Ayağa kalktım, merdivenleri yavaşça çıkarak rıhtıma geldim. Duşa doğru yürürken sağ dizimden kanlar akıyordu. Ama acı falan pek yok gibiydi.
Koltuğa oturup hasara göz attım. Diz derimin büyük bir kısmı sıyrılmış gitmiş. Bir de vadi gibi bir kesik var.
İşte o andan itibaren yaralarımı dikkatle izlemeye başladım.
İnanılmaz bir sistem
Küçükken bin kere başıma gelen bu olayın üzerinde hiç durmamıştım. Şimdi büyük gözüyle bir mucizeyi izlemeye başladım.
Vücut, hasarı derhal onarmaya başlamıştı. Yani ambulans falan beklemeye gerek yok! Hani pantolonun yırtılır da yama yapmanız gerekir ya! Vücudum sıyrılan derilerin yerine derhal bir yama yapmaya girişti. Kanı yavaş yavaş ve nokta nokta dolduruyordu açılan bölgeye. Teşbihte hata olmazmış, digital noktalarla örtünüyordu açık bölgeler.
Vadi gibi yarılan yere balon balon, yavaş yavaş kan hücrelerini doldurdu. Birden balonlar birleşip vadi derinliğini tıkadılar.
Ne bir milim fazla kan hücresi vardı ne bir milim eksik. Ne fazlası aktı ne az geldi, inanılmaz bir matematik sistemiyle karşı karşıyaydım.
İpince kabuklarım hazırlandı. Kurutuldu. Renk koyulaştı. Bu, vücut dışı etkenlere karşı korunma sistemiydi. O kabuğun altında muazzam bir çalışma başlamıştı. Yeni bir deri örülüyordu. Ordu gibi işçiler, hiç itiraz etmeden, miskinlik yapmadan, vazifelerinin başına üşüştüler.
Yıllardır hiç bu kadar çalışmaları gerekmemişti. Ama işlerini hiç unutmamışlar, tam programlandıkları gibi gene çalışıyorlardı.
Üç gün sonra, dizim tatlı tatlı kaşınmaya başladı. Demek kabuğu kendisi atamıyordu ve benim elimden yardım istiyordu. Hay hay hem de zevkle kaşıyarak kabuğu düşürdüm. Altından çıkan yeni derinin eskisinden hiç ama hiç farkı yoktu. Sanki kapaklanıp düşen ben değilmişim, iki gence rezil olan ben değilmişim, bu yaşadıklarım sadece bir hayalmiş gibi..
Vücut mucizesinde belki de kainatın anahtarı gizli. Ancak görebilene dostlar, görebilene...
Kainatın anahtarı belki de vücut mucizesinde gizlidir
Çok sevdiğim birisi buradan ayrılırken bir pina alıp götüremediği için aklı geride kaldı. Ben de geçenlerde kendisine, sonra veririm diye pina aramak için flipper ve gözlüklerimle derinlere açıldım
Haberin Devamı

