Kahkahanızı derine gömmeyin!

Dünlerime bakınca bir şeyin farkına varıyorum. Çektiğim her üzüntü, dar günler, yaşantımda işe yaradılar! Size de yarayacağını biliyorum. Şimdi en önemlisine geldim. Kahkahanızı sakın derinlere gömmeyin! İlk fırsatta çıksın ortaya! O zaman başarı sizindir, şüpheniz olmasın!

Haberin Devamı

Adım Melek. 19 yaşındayım. A. Ö. F. işletme 2. sınıf öğrencisiyim. Bir iş yerinde de sekreterlik yapıyorum. Çok mutsuzum. Her sabah 08.00-09.00 arası minibüse doluşup gidiyorum. Benim için işkence. O kadar çok gururum kırılıyor ki! Ahıra hayvan tıkar gibi bizleri minibüse bindiriyorlar. Mecburiyetten biniyorum. Böyle bir rezalete katlandığım için kendimden nefret ediyorum. Keşke ben de sizin gibi olabilsem. Gül budadığınızı ve onların açışlarını sabırsızlıkla beklediğinizi yazıyorsunuz. Ben de sizin gibi olabilsem. Değilim!"

Canım, canım Melek!

Sabırsız, heyecanlı ama tam olması gerektiği gibi olan kızım! İnanmayacaksınız ama sizin yaşınızda, ben de aynı sizin gibi minibüse binip iş yerime gidiyordum. Hem de çok eski, boyası dökülmüş, çamurlukları eğri büğrü, mavi beyaz bir minibüstü bu! Ama bir şeyin farkındaydım. Otobüsten iyiydi. Çünkü otobüs o kadar çok durakta durup kalkıyordu ki, yola yanm saat evvel çıkmak gerekiyordu. Minibüs benim kurtarıcım oldu. Gelelim iş hayatıma. Aynı sizin gibi çalışıyordum. Hem de "yedek parça" bölümünde! Onun ne demek olduğunu bilen bilir. Civata, somun, krank, şaft daha neler neler! Kendimi bıraksaydım sizin gibi duygulara kapılabilirdim. Ama yapmadım. Ayakta kalabilmek için bu parçaların kullanıldığı gemi ana makinelerini öğrenmeye çalıştım. Somun nereye takılıyordu? Civata ne işe yarardı? Böylece işime saygı duymaya başladım.

Sinema, tiyatro ve klasik müzik konserlerine gitmeye bayılıyordum. "Yeni Dalga" Fransız filmlerini çeviren yönetmenin ve senaristin hedeflerini kavrayamıyor ama kendi kendime mesajlar yaratabiliyordum. "Ahhhh! Ohhhlı! Muhteşem" diye izlediğim bir sürü saçma sapan filme gittim. Bu anlarda hayal gücüm uçar giderdi. Yaşam, avucuma ne doldurmuşsa, heyecanla karşılardım. Sobalı evlerdeydik. Sabah burnum donmuş uyanır, musluktan sular 'demir' gibi akardı. Ama ileride kaloriferliye geçince daha çok takdir ettim.

Dünlerime bakınca bir şeyin farkına varıyorum. Çektiğim her üzüntü, dar günler, yaşantımda işe yaradılar! Size de yarayacağını biliyorum.

İçinizde benimkine benzeyen bir 'hırs' da seziyorum. Okul bitecek! İngilizce öğrenilecek. Bilgisayar kullanılacak. Ama bu arada güleryüzlü, derin düşünceli ve olumlu yaklaşımlı olacaksınız. Sizin avantajlarınızı sayıyorum: Gençsiniz, eğitim alıyorsunuz, okurken çalışıyorsunuz!

Bu aynı anda iki lisan öğrenmek gibi bir durumdur! Çalışmayan arkadaşlarınızdan çok daha kıvrak bir zekânız olduğuna kalıbımı basarım. Kazandığınız o maaşla çok gururlanmaksınız. Bu size güven verir, şahsiyetinizi yerleştirir, olgunlaştım. Daha deneyim dolu ve konuşacak konusu olan bir eş, daha yapıcı bir anne olacaksınız!

Şimdi en önemlisine geldim. Kahkahanızı sakın derinlere gömmeyin! İlk fırsatta çıksın ortaya! O zaman başarı sizindir, şüpheniz olmasın!


Dikkat... Dikkat...
Boğaz'da kendinize bir iskele seçin!

"Evde canım sıkılıyor" diyenlere tavsiyem var, Boğaz'da bir iskele seçiniz, Arnavutköy, Bebek, Kandilli, Anadoluhisarı, Kanlıca'dan herhangi biri olabilir. Saat başı uğrayan küçük ve sempatik vapura binip karşıya geçiniz, Anadolu tarafındakiler Arnavutköy, Bebek'te, Rumeli'dekiler Kanlıca ve diğer küçük köylerde, hem gezinebilirler, hem çay içebilir, hem de midye ve patates tava yiyip "Ohh be, dünya varmış" diyebilirler. Cep yakmayan bir hareketlilik! A. Ö.

DİĞER YENİ YAZILAR