Takdir edersiniz ki her gün mesaj, faks gönderip telefon ederek bizim vasıtamızla sizlere düşüncelerini, deneyimlerini anlatarak paylaşmak isteyen onlarca okuyucumuz var. Bugün bu mesajlardan birini sizlerle paylaşma ihtiyacı duydum.
"57 yaşında, devlete 30 senesini vermiş, emekli olmuş bir ebeyim. Sizin köşenizde ve ekranda işlediğiniz ve örneklemeye çalıştığınız konuları bilhassa töreleri, adetleri, gelenekleri yerlerinde bire bir yaşamış, içinde bulunmuş ama hiçbir şey yapamamanın üzüntüsünü çekmiş bir kişiyim. İlk yaptığım doğum ayrı bir olaydı.
Oradaki kadınların töreler yüzünden neler yaşadığını, beyaz peynir diye sabun yedirilenleri, evlendiği gün bebek kız çıkmadı diye öldürülenleri, 14 yaşında çocuk denecek yaştakilerin, dedeleri yaşındaki insanlara bedel olarak verilenleri gördüm. Başıma silah tutularak muayenelere götürüldüm. Yüreğimi, cesaretimi ve öğrendiğim bilgileri öğretmek için sonuna kadar direndim. İyi şeyler de yapabildim. Kanun ve kadın haklan namına sizin ve diğer meslektaşlarınızın yaptıklarına ışık tutabildiysem ne mutlu bana. Adımı yayınlamayın."
Gerçek deneyimlerini bizlerle paylaştığı için bu okuyucumuza müteşekkiriz. Töre denen yanlış uygulamalardan genç kızlarımızı korumak için, kadınlarımıza da eşit hakların sağlanması için elimizden geleni yapmaktayız ve TCK'nın bugünlerde oylanacağını bildiğimiz için konuyu gündeme çok sık getirmemizden hiç kimse rahatsız olmasın istiyoruz.
Suç teşkil eder
Kan davaları, müebbet hapis kapsamına alındığı gibi töre cinayetlerinin de aynı kapsamda kabul görmesini istiyoruz. Neticede birinci durumda, bir erkek diğer bir erkeği öldürüyor ve müebbet hapise çarptırılıyor. İkinci durumda ise bir erkek bir kadını öldürüyor ama hafifletici maddelerden yararlanabiliyor. Böyle bir eşitsizlik nasıl olabilir?
Okuyucumuzun yazdığı gerçekleri, AB üyesi ülke halkları biliyorlar mı? Sizce ülkemizde kadın eşitliği ve bunun için hazırlanan yasalar konusundaki eşitsizlik, kısa bir süre sonra AB kriteri olarak hükümetin önüne gelmeyecek mi? Yol yakınken doğru yasalar çıksın istiyoruz. Çünkü kadın ve erkeğin yasalar önünde eşit kabul edilmediği, aynı eğitim olanaklarının sonuna kadar kullanılmadığı ve her iki cins iş hayatında omuz omuza çalışmadığı sürece hiç bir ülke kalkınamamıştır ve kalkınamayacaktır!
Kızlarımız ve kadınlarımızın bilinçlenmesi de söz konusudur. Örneğin hiçbir genç kız (veya erkek çocuk) kendi arzusu dışında, anne ve babası tarafından, istemediği hiçbir erkekle (kızla) evlendirilemez.
Zorlanırsa suç teşkil eder. Bu şekilde zorlanan kızlarımız, en yakın polis karakoluna gidip şikâyette bulunurlarsa anne ve babanın yasa dışı bir işlem yapmaya çalıştıkları meydana çıkar ve kanunlar buna mani olur. Bunu bilmeyen çok genç kızımız ve delikanlımız var. Genç kızlarımız bu bilgiyle donanıp babalarının önlerinde cesaretle bu haklarını savunurlarsa, babaların zorlamadan vazgeçeceklerdir. Türkiye bir hukuk devletidir ve bunu herkes bilmelidir.
Okuyucu mektubu
"Böyle bir uygulama olabilir mi?"
* Emekli memurum. 2000 yılında küçük oğlum evde yalnızken arabamızın teybi çalındı. Polisler hırsızı yakaladı ve teybimizi geri aldık. İki gün önce evimize polis gelerek oğlumuzun karakola, oradan da savcılığa götürüleceğini söyledi. Nedenini açıklamadılar. Annesi fenalaştı. Oğlumuzun çağrılma nedeni, Çalınan teybimizle ilgili bir evrak İmzalamak içinmiş. Şu uygulamaya bakar mısınız? (Vahdettin Tan)
* Sizi anlıyoruz. Gerçekten polis, karakol ve savcı kelimeleri çoğu vatandaşta korku ve endişe yaratır. Eve gelen memur bey, sizlere çağrının sebebini açıklamalıydı. Eşinize ve hepinize geçmiş olsun.
Kadınlarımız ve kızlarımız yeterince bilinçli mi?
Takdir edersiniz ki her gün mesaj, faks gönderip telefon ederek bizim vasıtamızla sizlere düşüncelerini, deneyimlerini anlatarak paylaşmak isteyen onlarca okuyucumuz var. Bugün bu mesajlardan birini sizlerle paylaşma ihtiyacı duydum
Haberin Devamı

