Ekselansları, ülkenizin hükümet yetkilileri ve halkından, bizim Meclis Başkanımız adına özür dilemek isterim. Konu kendilerinin Japonya'da ifade ettikleri yersiz, yakışıksız, bir temennidir.
Ekselansları, Türk halkının Bülent beyden başka hiçbir ama hiçbir ferdi, Japon halkının 1600 yıllık dini inançlarını bırakıp, Müslümanlığa geçmesini dilemiyor, düşünmüyor; bunu aklının ucundan bile geçirmediği gibi geçirebilecek birisini de son derece ama son derece yadırgıyor. Bu gerçeği tüm Japon halkının duymasını ve bilmesini isteriz.
Ne kadar zarif, düşünceli ve nazik karakterde bir halka sahip olduğunuzu tüm dünya bilmektedir. Bir fikri ifade etmeden önce birkaç kez düşündükten sonra dilinizden döktüğünüzü de biliyoruz. Biz Türkler de genelde öyleyizdir. Takdir edersiniz ki hiç arzu etmememize rağmen arada bir beklenmedik biçimde böyle çok utandırıcı bir durumu yaratanlar olabiliyor. Bizim Meclis Başkanımız Bülent beyin böyle bir cümle sarf edeceğini hayal bile etmemiştik. Şaşkın ve üzgünüz.
Ben California'da otururken bir sabah kapıma genç bir bayanla bey gelmişlerdi. Bana İsa'yı tanıtmak ve Hıristiyanlık dinini anlatmak istediklerini belirttiklerinde, benim çok bağlı olduğum bir dinimin bulunduğunu söylememe rağmen ricalarını kıramadım ve bahçede onları dinledim.
İnanır mısınız? 10 dakika sonra kendilerini susturdum ve şöyle dedim: "Siz bana şuna benzer bir şeyler söylemeye çalışıyorsunuz. 'Sizin Ali, Canan ve Ahmet diye üç çocuğunuz var. Ama onlar aslında sizin değil.' Bu söylemeye çalıştıklarınızı ben böylesine güçlü ve yanlış olarak algılıyorum. Ateist kişilere hitap edebilirsiniz ama bana, asla! İyi günler çocuklar!"
İnanın bu konuda bir daha da kapım çalınmadı.
Ben de zaten bu olayı, onların tecrübesizliklerine ve düşüncesizliklerine bağladım, içinizde böyle bir duyguya kapılmış olanlarınız varsa, sizlerden tekrar tekrar özür diliyorum.
Bizim Meclis Başkanımızın vazifeleri (job description) arasında İslam dinini yaymak gibi bir faaliyet yoktur. Çok üzgünüz!
İşin daha endişe verici boyutu nedir bilir misiniz? Türk halkını temsil eden bu kişinin benzer bir hatayı başka bir ülkede tekrarlamayacağı garantimiz mevcut değildir. Saygılarımla.
Ayşe Özgün
Son Dakika: Sayın Bülent Arınç konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Japonlan İslamiyet'e çağırmam, böyle bir şey konuşmam mümkün değildir" dedi. Bunu duyduğumuza çok sevindik.
Okuyucu mektubu
Bakarsın şansın bir anda açılıverir
* Ben Eğitim Fakültesi Fransızca öğretmenliğini 2 yıl önce bitirdim ve o zamandan beri hâlâ onun bunun eline bakıyorum. Fabrikada bile iş bulamadım. Beni Afganistan'a göndersinler. Oranın vatandaşı olmak istiyorum. (Oğuz Dağ)
* Ukalalık yapmak istemem ama Oğuz, ben senin yerinde olsam bu mesajı başka türlü çekerdim. "Fransızca lisanım var (Başka ne becerilerin varsa sıralamalıydın). Şu semtte oturuyorum, irtibat için telefon numaram şu..." Ne tür işlerde çalışmak İstersin. Hangi saatler arasında çalışmak istersin.
İlk başında gönüllü olarak bile çalışabilir misin? Bu çok kısa ve öz bilgileri okuyan bir işveren belki sana bir teklifte bulunabilirdi. Afganistan'ın dertlerine dert mi katmak istiyorsun oğlum?
Sen aramızda kal. Şansın bir anda açılıverir bakarsın.
Japonya'nın Ankara Sefiri'ne açık mektup
Ekselansları, ülkenizin hükümet yetkilileri ve halkından, bizim Meclis Başkanımız adına özür dilemek isterim. Konu kendilerinin Japonya'da ifade ettikleri yersiz, yakışıksız, bir temennidir
Haberin Devamı

