"Abla, eşim de annem de sizin programınızı hiç kaçırmazdı. VATAN Gazetesi'ndeki köşenizde yer alan yazılarınızı da durakta her gün okuyoruz."
"Teşekkürler."
"Geçenlerde başıma ne geldi anlatayım mı?"
"Tabii anlatın."
"Ayşe Sultan'dan bir müşterim dedi ki: 'Salıpazarı'na yanaşan büyük yolcu gemisinden iki ahbabımı al ve akşama kadar İstanbul'u gezdir. Masrafları neyse ben ödeyeceğim.' Ben de çat-pat ingilizce biliyorum. Tabii' deyip, hemen gemiye gidip yolcuları aldım."
"Hava güzel miydi?"
"Şahane bir hava var. Sabah saat 9'da Topkapı Sarayı'ndaydık. Baktım 500 kişilik bir kuyruk var."
"O saatte mi?"
"O saatte abla. Kaçta kalkmışlar, kaçta sıralanmışlar? Şaşırdım. Bıraktım bunları kuyrukta gişeye doğru yürüdüm. Bakacağım, ne var, ne yok? Gişeye gelince hemen iki bilet istedim ve alıp sevinçle geri geldim."
"Sahi mi?"
"Abla, ben biletleri uzatınca, bu iki yabancı bana bir kızdılar, bir kızdılar."
"Nasıl yani?"
"Dediler ki, 'Neden sırayı beklemedik? Neden başkalarının hakkını yedin? Bu haksızlık. Siz bu şekilde AB'ye nasıl girersiniz?' Falan filan... Nasıl utandım biliyor musunuz? Yerin dibine geçtim. Sesim çıkmaz oldu."
"Anlıyorum sizi."
"Ama telafi ettim abla. Kapalıçarşı'da, bu açığı kapayabildim."
"Nasıl kapattınız?"
"Bunlar bir yastık beğendiler. İşli, mişli. Dükkân sahibi 250 dolar istedi. Benim de yardımımla 30 dolara indirdik. Bu sefer de dediler ki, 250 dolarlık mal 30 dolara nasıl iner? Acaba defolu mu? Bir yerinde kesik mi var?' Alıp iyice kontrol ettiler. Ben de söyledim tabii."
"Ne söylediniz?"
"Dedim ki, dükkân sahipleri bu fiyatları turistlere atarlar böyle. Alışverişte çok pazarlık yapılırsa normal fiyatına inerler. İkisi de başlarını sallayıp, Anlamıyoruz, anlamıyoruz' deyip durdular. Ama neyse, ben bir önceki hatamı kapamış oldum Ayşe Abla!"
İşte, İstanbul'da "turizm"
"Abla, eşim de annem de sizin programınızı hiç kaçırmazdı. VATAN Gazetesi'ndeki köşenizde yer alan yazılarınızı da durakta her gün okuyoruz."
Haberin Devamı

