Geçtiğimiz pazar, Ertuğrul Özkök Bey'in, "Da Vinci Şifresi" üzerine hazırladığı Paris yazısını ve bizden Haşmet Babaoğlu'nun harikulade yorumlarını büyük bir keyifle okudum. Bu konuda benim öğrendiklerime göre İsa çarmıha gerilmiş, işleri bu ileri boyutlara getirdiği için kendisiyle uzun süredir dargın olan annesi ve sayesinde doğru yolu bulmuş Maria Magdalena, idam meydanına gelmişler.
John ile diğer havariler ve Museviler çarmıhın altını kuşatmışlar. İsa son bir isyanla göğe başını çevirmiş ve Allah'ı, "Neden? Niçin?" diye sorgulamış. "Bundan böyle geçmişte işlediğiniz, bugün işlemekte olduğunuz ve yarın işleyeceğiniz günahlarınız için artık kurban kesmenize gerek yoktur. Benim şu anda akan kanlanm tüm günahlarınızı kapsayacaktır" demiş, annesini John'a teslim etmiş ve son nefesini çarmıhta vermiştir.
Kefensiz mi gömüldü?
Çarmıhtan indirilen İsa'yı havarileri hemen gömmemişler, kucaklayıp bir mağaraya götürmüşler. Orada kefen bezine sarıp yatırmışlar, gece olunca mağaranın kapısına kocaman bir taş sürerek başkalarının içeri girmesine mani olmak istemişlerdir.
Sabah olup da mağaraya gelen havariler, kefen bezini bulmuş ama İsa'nın vücudunun kaybolduğunu görmüşlerdir. İsa, yerini bilenler tarafından kaçırılmış ve bilinmeyen bir yere kefensiz mi gömülmüştür? Yoksa...
İsa kefeninden sıynlıp asansiyon (bazılan bu kelimeyi aynı kökten gelen asansör ile karışıtırırlar) ile yükselerek Allah'a mı kavuşmuştur? Bu tartışma hâlâ süregelmektedir. Kefen bezi kutsal emanet olarak, bir biçimde Doğu Almanya'ya getirilmiş, çekilen bir fotoğrafta böyle bir karartılı görüntü belirince, derin bilimsel araştırmalar başlatılmıştır. Fotoğraf hilesi olmadığı gerçektir. Kumaşın lifleri mikroskop altına alınmış, hangi bitkiden yapıldığı araştırılmıştır.
Neticede iplik liflerinin Urfa civarında yetişen keten ve kenevirden yapıldığı ortaya çıkmış, o tarihte gerçekten de Kudüs ve yöresinde Urfa kumaşları satıldığı tespit edilmiştir. Yani bu bezin, o tarihte Urfa'da dokunduğu bilimsel olarak saptanmıştır.
İsa'nın ölümünden sonra çok ilginç bir olay daha meydana gelmiştir. Hazreti İsa'nın mahkûm edilerek idama gitmesinde en büyük rolü, Tarsuslu Musevi bir anne ve Romalı bir babadan doğma Paulus oynamıştır. İsa çarmıhtayken uzaktan başarısıyla gururlanan Paulus bir iki gün sonra Tarsus'a dönmek üzere yola çıkmıştır. Hava sıcaktır, etraf kavrulmaktadır ve Paulus çölde ilerlemektedir.
Birdenbire karşısında İsa'yı görür. İsa, Paulus'a görünmüştür. Paulus, muazzam bir korkuya kapılır. Daha önce hiç böyle bir olay yaşamamıştır ve vicdan azabı ile yaptıklarına pişman olur. O dakikada, oracıkta İsa'dan özür diler ve onun düşüncelerini ve inançlarını yaymaya söz verir. Bu işi başarabilmesi için ikna etmesi gereken en önemli ve varlıklı insanlar, Anadolu'da yaşamaktadır. Çoğu pagan, bir kısmı da Musevidirler.
İsyanlar ve yangınlar
Paulus, durmaksızın Anadolu'yu defalarca yürüyerek kateder ve her köyde, her kasabada, her kentte İsa'nın düşüncelerini yaymaya çalışır. Ona karşı gelenler çoktur.
Kurulmuş tezgahlar tehlikeye girdiği için Paulus'un ölüm fermanı yazılır. Babası Romalı olduğundan, Roma'da mahkeme edilmesi kararlaştırılır. Bir gemiyle yola çıkılır.
Fırtına kopar. Malta Adası'na sığınılır. Sonunda Roma'ya gelinir. Hıristiyanlığın, Roma'nın kenar mahallelerinde konuşulmaya başlanıldığı dönemdir. İsyanlar ve yangınlar çıkıp durur.
Paulus, başı kesilerek idam edilir. Nerede? Roma'da. Roma'nın neresinde? Bugün Aşk Çeşmesi diye anılan Trevi Çeşmesi'nde. Neden Trevi Çeşmesi? Çünkü Paulus'un kellesi kesildikten sonra yerde üç kez zıplamıştır. Trevi de İtalyanca'da üç demek olan tres kelimesinden türemiştir.
Okuyucu mektubu
Tülin evlensin mi evlenmesin mi?
■ Biz Evleniyoruz programını izliyorum. Tülin adlı bayanın evlenmesini hiç istemiyorum. Sanırım benim gibi arkadaşlarım da aynı fikirdedir. Tülin, Türkiye'nin yeni Türkan Şorayı'dır. Caner evlenme teklif etse bile kabul etmemeli. Türk sinemasına girmeli, televizyon dizilerinde rol almalıdır. (İstanbul'dan M. K.)
* Mesajınızı yansıtıyoruz.
İsa'nın son sözleri...
Geçtiğimiz pazar, Ertuğrul Özkök Bey'in, "Da Vinci Şifresi" üzerine hazırladığı Paris yazısını ve bizden Haşmet Babaoğlu'nun harikulade yorumlarını büyük bir keyifle okudum
Haberin Devamı

