Çarşamba günü Washington'da, Irak'taki Ebu Garib hapishanesinde tutuklulara yapılan Cenevre Konvansiyonu'na aykırı hareketlerin soruşturmasına yetkili generallerle devam edildi. General Abizaid'e, Demokrat Senatör Evan Bayh şöyle yaklaştı: "Bir diktatörlüğü yıkmak ve hiç tecrübesi olmadığı halde, o ülkeye demokrasi getirmek için yapılan harekât planlamasında kullanılması tahmin edilen askeri güç miktarı yeterli miydi? Bana öyle geliyor ki, başından beri tüm hesaplar, gerçekleşenin çok altındaydı. Bu harekâtın cesametinin farkında mıydık? Belki de bu yanlış hesaptan doğan hallerdir bu gelişmeler."
General Abizaid şöyle diyor: "Evet. Belki de ben yanlış hesap yaptım. Asker adedimiz yeterli değil. 21'inci yüzyılda böyle bir savaşı kazanmak için gerekli ön önlemleri almadan işe giriştik. Ön yapımız eksikti. Bir de şuna işaret etmek istiyorum. Uluslararası ordu birlikleri de yetersizdi. Bu askeri bir savaş değil, siyasi bir savaştır. İşin cesametini kavramak bile son derece zor. Ordumuzun gücü, askeri bir yenilgiye uğramayacak kuvvette ancak siyasi savaş kazanabilecek mi?" Senatör Bayh'in düşünce yapısına göre askeri gücünü Irak'ın her bir köşesine yığıp kuş uçurtmazsan, diktatörü hapse atarsan, haydi en iyi ihtimalle diyelim ki karşı grupları da etkisiz hale getirirsen Irak'ta demokratik bir rejim kurabilirsin. Yeni konzervatiflere kâğıt üstünde işlemesi çok muhtemel görünen bu plan, uygulamada gerçekleşemez. Neden?
Çünkü Türkiye Cumhuriyeti demokrasisinin kuruluş deneyiminden biliyoruz ki bir ulus, bırakınız Bremmer'i, kendi içinden Mustafa Kemal gibi bir lider çıkarsa dahi, o doğru rotayı çizip halkını demokrasi kulvarında yürütmeye başlasa dahi, bu yürüyüşü yapması beklenen halkın da bir aydınlığı, bir bilgeliği, bir dünya görüşü, uyumlu bir tarafı, esprisi, olgunluğu, dünya insanıyla karışmışlığı, alışmışlığı, affedici ve hoşgörülü tarafı olması gerekir. Başarının yarısı lider ve kadrosu ise diğer yarısı da muhakkak ve muhakkak halkın ta kendisidir.
Irak'ta genel kanı şu olmalı: "Bakın, bizim petrolümüz var. Yabancı güçler buna göz koydular. Yıllardır bizi eziyorlar. İşgalden itibaren de tüm petrol kuyularımıza ve gelirimize el koydular. Kendi malımızın ortasında oturuyor ama yabancı güçler tarafından yokluk içinde esir tutuluyoruz."
Ben tam bu düşünceler içerisindeyken tekrar CNN haberlerine gözüm ilişti. Irak Geçici Konsey üyelerinden bir grup bugünlerde BM'ye bir ziyarette bulunuyormuş. Biliyorsunuz Irak'ın işletilen kuyularından çıkan tüm petrol gelirinin kontrolü BM'de. Konsey üyesini dinliyorum: "Petrolümüzü biz kontrol etmeliyiz. Bizim en büyük gelirimiz bu. BM'ye geldik ve bu isteğimizi dile getireceğiz."
Son dakika: Irak'ta dün şaşırtıcı gelişmeler oldu. Irak Geçici Konsey üyesi Çelebi'nin evine CIA, FBI ve Iraklı polislerce yasal olmayan bir baskın gerçekleştirildi. Çelebi, bunun üzerine düzenlediği basın toplantısında, BM'nin petrole karşılık gıda programında yolsuzluklar yapıldığını ve bunu yakında açığa çıkaracağını, ABD'ye teşekkür ettiğini ancak Irak'tan çıkıp gitmeleri gerektiğini, Irak'ın kendi yöneticiler tarafından özgürce idare edilmesinin şart olduğunu belirtti. Çelebi, baskında kan dökülmesine ramak kaldığını da sözlerine ekledi. Koalisyon sözcüsü Dan Senor ise baskının Irak emniyet güçlerince yapıldığını belirtti.
Irak'ta durumlar son derece zor ve karışık.
Sayın Erkan Mumcu'nun dikkatine!
Geçen gün, "Truva" filmiyle ilgili yazımda belirttiğim yöredeki çirkin kahverengi tahta atın yerine, filimde görünen gri renkli atın kopyasının yapılıp tarihi bölgeye yerleştirilmesi gerekliliği üzerinde hassasiyetle durmuştum. Bana gönderilen birçok mesajda, vatandaşların da bu konuda benimle aynı fikirde olduklarını memnuniyetle gördüm. Gelecek olan turistler filimdeki atı görürlerse çok heyecanlanacaklardır. Bir çok okuyucu atı, yapımcı firmadan istememizi öneriyor ancak bence senaryo gereği bu at yakılmıştı. Türk ustalarının resme bakarak atın aynısını yapabileceklerine eminim. Yoğun okuyucu ilgisine de çok teşekkür ediyorum. A. Ö.
Irak'ta durumlar zor ve karışık
Çarşamba günü Washington'da, Irak'taki Ebu Garib hapishanesinde tutuklulara yapılan Cenevre Konvansiyonu'na aykırı hareketlerin soruşturmasına yetkili generallerle devam edildi
Haberin Devamı

