III. Etik Zirvesi yapıldı

Perşembe günü Türkiye Etik Değerler Vakfı'run III. Etik Zirve toplantılarında bir paneli dinleme fırsatım oldu

Haberin Devamı

Perşembe günü Türkiye Etik Değerler Vakfı'run III. Etik Zirve toplantılarında bir paneli dinleme fırsatım oldu. Panelde Prof. Dr. Mehmet Altan, Akbank Genel Müdürü Zafer Kurtul, ERC Direktörü Alex Zalami ve Erol Bilecik gibi değerli konuşmacıların 'etik değerler' konusunda belirttikleri düşünce ve fikirlerini sizlerle paylaşmak istiyorum: Mehmet Altan çarpıcı örnekler sunarak her kesimin rahatlıkla anlayabileceği üslubuyla dedi ki: "Ülkede hem zengin, hem de fakir insanlanmız el birliği etmişçesine devletin kaynaklarını ele geçirmeye çalışıyor. Fakir, elektriği 'kaçak' kullanmanın yollarını ararken zenginler banka hortumlama sistemleri geliştiriyor. Oysa iş dünyasında etik değerler devlet ile ekonomi arasında dürüst bir paylaşımın var olmasını gerektirir." Bankalarda sınırsız güvencenin kaldırılmasını isteyen Zafer Kurtul da en azından sınırın 10.000 Euro'ya indirilmesinin gerektiğini vurguladı. ERC Direktörü Alex Zalami şirketlerin hem hissedarlarına hem çalışanlarına hem de içinde bulundukları topluma karşı sorumlulukları olduğunu belirtti ve ekledi: Etik programları şirket idaresi belirlemelidir. Gerekli bilgiler şeffaf ve en küçük hissedara bile "açık" olmalıdır. Yasalar gereği ya da talep üzerine değil, şirket tarafından 'gönüllü' olarak bu bilgiler kamuoyuna açık tutulmalıdır. Hükümetler hiçbir zaman şirketlere 'şüpheci' gözlerle bakmamalı, hükümet ve iş alemi işbirliği içinde bulunmalıdır. Panele başkanlık eden İshak Alaton da "insanlar yarı melek, yarı şeytandır. Gelişmiş ülkelerde insanın melek tarafı teşvik edilir, şeytan tarafı cezalandırılır. Cezaları hukuk verir toplum ise 'ayıplar!' Ancak ülkede 'adalet sistemi' zayıfladığında şeytan taraf daha hareketlenir ve toplumda ahlaksızlık artar. Türkiye Etik Değerler Vakfı'na bu çalışmasından dolayı teşekkür ediyorum.

Gazeteci Ruhat Mengi aleyhine açılan davalar haksızdır!
Ord. Prof. Sulhi Dönmezer ile Prof. Doğan Soyaslan, yukarıda İshak Alaton'un altını çizdiği gerçeğe dikkat etmenizi rica ediyorum! "Adalet sistemi zayıfladığında insanın içindeki şeytan tarafı meydanı boş bulup hareketlenir! "Nasıl olsa cezam 'hafifler* yasalara göre suçum 'ortadan kalkabilir' düşüncesiyle herkesin içindeki şeytan azıttıkça azıtır, aklına geleni uygulamaya geçer. Bu gerçeği sizler bizlerden çok daha iyi bilen kişiler olmalısınız. Sayın Soyaslan Basın Kulübü programında söyle demişti: Siz istediğiniz kadar yasa koyun, toplumun gelenek, töre ve eğilimlerini gözardı edemezsiniz. Tecavüze uğramış kızı kurtarmak lazım. Gelenekler onu ezer. isterse tecavüz eden delikanlıyla evlenmesi doğrudur. Biz de gelenek ve alışkanlıklara uygun yasalar çıkarıyoruz. Türkiye gerçekleri değişmeden başka türlü yapamayız. Benim ve benim gibi yüzlerce izleyicinin Sayın Soyaslan'ın konuşmasından anladığı şayet gelenekler tecavüze uğramış kadına toplumun olumsuz yaklaşmasını emretmekteyse o zaman geleneklere uygun hareket edelim çünkü törelerin önüne geçmek gerçekçi değildir. Hiç olmazsa bu ikiliyi evlendirelim de kızcağız 'açıkta kalmasın'. Sayın Dönmezer, şahsen sizin bu fikirde olabileceğinize inanamıyorum.

Yasalar yanlış gelenek, töre ve alışkanlıklardan toplumu korumak ve böylelikle toplumu geliştirmek için düzenlenmez mi? Şayet olaya 'gelenek ve töre' penceresinden bakıp onlara uygun yasalar çıkartırsanız önümüzdeki nesilere bu yasa gevşekliğinden faydalanan, gözü dönen tecavüzcülerin yapacakları saldırıların artmasından endişelenmez misiniz? Yasalar insanın içindeki yıkıcı eğilimleri önlemek, haksızlığa uğramışların hakkını teslim etmek en azından cezalandırmak için çıkartılmaz mı? Bizleri korumak için elinize yetki verilmiş SİZLER yasaları törelerin önüne geçecek biçimde hazırlamazsanız bunu anlamakta ÇOK AMA ÇOK ZORLANIRIZ! Anlamak ne kelime? SİZLERE İSYAN EDERİZ... Çünkü elimizde zavallı durumlarımıza hukuk ve adalet getirecek bir tek siz varsınız ve olaylara BİZİM PENCEREMİZDEN bakılmadığını Sayın Soyaslan'ın açıklamalarından ANLADIK! Sayın Dönmezer! Anladık! Korktuk. Telaşlandık. Tüm kadın kuruluşları ve Türkiye'nin kadın nüfusunun önemli neferlerinden biri olarak 15 yıldır Ruhat Mengi arkadaşımız yukarıdaki sakıncaları köşesinde yazar ve yasalara getirilmesi gereken düzenlemelere dikkat çeker. Bazen bu yazılarında sadece etkili olabilmek için kışkırtıcı kelimeler kullanır. Birer 'erkek' olarak sizlerin durumları bir 'kadın' penceresinden görebilmeniz için yardımcı olacağını düşündüğüm bu kışkırtıcı yazıların dava konusu olması, benim gibi Türk kadınlarını çok şaşırtmış ve üzmüştür.

DİĞER YENİ YAZILAR