Hıristiyan ve Müslüman ülkeler!

Geçenlerde Bekir Coşkun beyin köşesini her zamanki gibi zevkle okudum. Türkiye ve diğer Müslüman ülkelerin, gelişmiş Batı Hıristiyan ülkelerine kıyasla niçin henüz gelişemediğini sorup cevabını veriyor. Yani Allah'ın tam istediği gibi durumu sorguluyor. "Müslümanların ayağına hurafeler ve tesettürün zinciri vurulmuş bir kere" diyor.

Haberin Devamı

Geçenlerde Bekir Coşkun beyin köşesini her zamanki gibi zevkle okudum. Türkiye ve diğer Müslüman ülkelerin, gelişmiş Batı Hıristiyan ülkelerine kıyasla niçin henüz gelişemediğini sorup cevabını veriyor. Yani Allah'ın tam istediği gibi durumu sorguluyor.
"Müslümanların ayağına hurafeler ve tesettürün zinciri vurulmuş bir kere" diyor.

Doğrudur. Fakat gelişmekte olan ülkeler incelendiğinde din mevhumundan ayrı olarak başka ortak paydalara da rastlanabiliniyor. Örneğin Hıristiyan inançlı birçok Orta ve Güney Amerika ülkesinde ve Afrika'nın değişik inançlı topluluklarında gördüğüm aşağıdaki dinamikler ilgimi çok çekiyor.
1- Müslüman halkı arasında dinden kaynaklanmadığına emin olduğum "birbirini çekememezlikle" karşılaşıyoruz. Güney Amerikalı Hıristiyan ülkelerinde de bu tür yaklaşımlara çokça rastlanmaktadır.
2- Kamplaşmaya çok uygun yapılara sahibiz. Ya şundanız ya bundan! ikisinin arası genellikle olmuyor. Dolayısıyla devamlı gerginliklerle yaşama tutkusuna alışmış bünyelerimiz var.
3- İdarecilerimiz "kontrolü" çok seviyorlar, ellerine bir geçirdiler mi bırakmak istemiyorlar. Eğitimsiz vatandaşlar da yokluk ve geriliği "normal" addedip hamaset edebiyatına inanarak yaşıyorlar.
4- Topyekûn bilimsel eğitim sistemleri ve sanayi yatırımları tüm ülke sathına eşit biçimde yayılamıyor.
5- Yolsuzluk ve rüşvet neredeyse "yaşam biçimi. "
6- Aşın personelden battallaşmış kamu sektörleri.
7- Halkın büyük bir çoğunluğu
"devlet baba"dan yardım bekliyor.
8- Göç, büyük kentleri felç etmiş.
9- Güney Amerika'nın Hıristiyan halkıyla, "Akdeniz"li olduğumuzu iddia ettiğimiz için söylüyorum, kişilik benzerliklerimiz var. Örneğin hırslıyız, inatçıyız ve gururluyuz. "Kestirme" yolları seviyoruz. "Bildiğim bildik, dediğim dediktir" tarzı yaklaşımları tercih ediyoruz.
10- Üstümüzde etkin bir otorite yoksa çok kolay şekilde birbirimize düşüp, çekişmelere girebiliyoruz. Sanırım tüm bunlar ve daha birçok faktör Güney Amerika ile Orta Doğu halkı arasında ortak payda olarak görülebilir.
Oysa bir toplum Hıristiyan, diğeri Müslüman'dır. Tüm Müslüman ülkeler arasında Türkiye'ye bakılınca, Mustafa Kemal'in imzasıyla gerçekleştirilmiş reformlar ve onunla yaşanan kısa yıllar gene de Türkiye'yi diğer Müslüman ülkeler arasında sivriltip yükseltmiş, demokratik, laik platforma oturtmuştur. Ama bakacağımız istikamet durmadan koşturup ilerleyen "muasır medeniyetler" seviyelerinde olduğundan, içimiz içimizi yemektedir.

DİĞER YENİ YAZILAR