Yaz dostlarımızdan, Avukat Burhan Akıncı ve eşi Reyhan Hanım köyümüze geldiler. Burhan Bey bizim olta takımlarını elden geçirdi. Hem karagöz hem de efsanevi sinarit avını denemek için sinek iğneli ve yapay oltalarımız hazırdı.
Dün akşam üstü 19.30'da hayatımda hiç tutmadığım ustaların ve deneyimli balıkçıların ayrı bir yetenek ve beceriyle yakaladıklarına inandığım sinarit avına çıkmaya karar verdik.
Haluk motorda ben oltadaydım. Sırtı uskumru çizgileriyle dolu, hem göbek altında hem de kuyruğunda dörtlü çengel bulunan yapay balık oltasıyla Morto Koyu'nda gezmeye başladık.
Takriben 20 dakika sonra denize 20 - 25 metre koyverip arkadan çeke-durduğum oltanın ağırlaştığını hissettim. Gözlerini faltaşı gibi açıldı, Necmettin Erbakan'ın yetkili pozisyona her geldiğinde fır fır dönen gözleri var ya, benimkiler de öyle dönmeye başladı.
"Haluk Haluk! Durdur moturu, rölantiye al!" diye bağırdım. Hemen rölantiye geçtik ve oltamı çekmeye başladım. Elimde ağırlaşmış adeta direnen ve gerilen misinaya inanamıyordum. 'Ya kaçırırsam Haluk?" "Çabuk çek, istersen bana ver." Hemen oltayı Haluk'a verdim. Güçlü güçlü çekmeye başladı. Kalın misinanın iyiliği de burada. Karışmıyor. Önce demir girdi sandala, arkadan epey sonra, dudağının iki yanından yakalanmış en aşağı 600 gram ağırlığında pespembe, bembeyaz, güpgümüş, batan güneş ışıklarında harikulade parlayan dünyanın belki de en güzel sinariti aramıza katıldı.
Çok büyüktü çok! Eldiven benim elime çabuk geçtiğinden hemen giydim ve sırt hizasından yakaladım. Haluk da iğneyi dudağından kolaylıkla
kurtardı, livara attık. İnanamıyorduk!
Bu akşamki yemeğimiz çıkmıştı çünkü bu koca balık ikimize de yeterdi. Ama henüz güneş batmamıştı. Bir tur daha atabilirdik. Haluk moturu artırdı, ben de oltayı arkamızdan 20-25 metre kadar salıverdim. Abideye doğru bir volta atıp u dönüşü yaptık. Az sonra zınk diye bir ağırlık yapıştı.
"Haluk bir tane daha, bir tane daha!" diye bağırdım.
Hemen rolantiye alınan motor ve çekilen olta ucunda daha da iri (800 gram kadar), daha da pembe - beyaz, daha parlak bir sinarit! İnanılır gibi değil! Bu bizim ilk sinarit avına çıkışımızdı ama iki tane yakalamıştık!
"Yeter!" dedik. Bu bize yeter! Hemen Veysel temizledi, fileto çıkardı. Filetolar, kekikli sızmaya yattılar. İki tanesi kızgın ızgaraya gelip ısındılar. Her taraftan bembeyaz pamuklara benzedi. Yanında sadece Eceabat'da bulunan yumruk kadar büyük, içi etli etli, kan kırmızısı, mis gibi kokan, hormonsuz domates dilimleriyle akşam yemeğimizi afiyetle yedik.
Okuyucu mektubu
'Yalnız yaşayanlar sizden yardım bekliyor'
* Biz eşleri vefat etmiş veya ayrılmış bir grup dul bay ve bayanız. Sizden ricamız gazetenizin bir köşesinde "Arkadaş Arıyorum" bölümünün kurulması. Evlenmek isteyenler, yalnız yaşayanlar yardım görmüş olur, İstedikleriyle konuşup mektuplaşabilirler. Hepimiz sizden yardım bekliyoruz. Ben, 1952 doğumluyum. Kilom 63, boyum 1,78, gözlerim yeşii. SSK emeklisiyim. Sağlıklıyım, Kitap okumayı, gezmeyi severim, seminerlere giderim. Evim kiradır. 19 yaşındaki müzisyen oğlumla birlikte Alanya civarında yaşıyorum, Hayat sigortam var. Sigara ve içki kullanmam. Evleneceğim hanımın emekli olması şart. 18 yıllık evliliğim sonunda eşim benden ayrıldı ve para için patronuyla evlendi. Allah onları bildiği gibi yapsın. Kader değil nankörlük. Hiç bir günah Allah katında cezasız kalmaz. (A. O. A)
* VATAN Gazetesi'nin yayın politikalarını belirleyebilecek mevkide değilim. Size bir kısmet çıkarsa iletişim kurdurabilîrim. Teşekkürler.
Hiç sinarit avına çıktınız mı?
Yaz dostlarımızdan, Avukat Burhan Akıncı ve eşi Reyhan Hanım köyümüze geldiler. Burhan Bey bizim olta takımlarını elden geçirdi. Hem karagöz hem de efsanevi sinarit avını denemek için sinek iğneli ve yapay oltalarımız hazırdı
Haberin Devamı

