Şu çağdaş ülkelerin bilimadamları da olmasa birçok bilgiden yoksun kalacağız! Ağacın halk arasındaki adı mendil ağacı (handkerchief tree)! Bilimsel adı ise Davinia. Fransızlar, 1897 yılında Çin Hindi'nden tohumlarını getirip kendi ülkelerine dikmişler de bugün dünyanın birçok yerinde izleyebiliyoruz. Bir kere son derece güzel bir ağaç. Nasıl yani? Anlatayım.
Mendil ağacının gövdesi yok. Topraktan yukarıya doğru çok kollu şamdan misali, kalın dallar her istikamette açılıp yayılarak yükseliyor. Ama öyle eften püften dallar değil! Muntazam ve kalın dallar. Simetrik ve koyu kahverengi dallar. Nisan ayında yapraklar patlamaya başlıyor. Açık yeşil renkli yaprak bunlar. En fazla 8 yaşında bir çocuk eli büyüklüğüne ulaşıyorlar.
Eee ne var bunda diyenler olabilir. Bakınız her yılın tam 1 mayısında bu dallardan bizim, başı çeken folklorcumlarımızın elinden sarkıttığı mendile çok benzeyen bembeyaz çiçekler açıyor mendil ağacında. O kadar zarif, o kadar narin, o kadar doğal bir mendil köşesi havası var ki, bu sarkık çiçeklerde, şaşarsınız. Mendilin dala bağlandığı merkezde bir çekirdek var. Dışı elma yumuşaklığında, iki parmakla ittirilip kayısı çekirdeğine benzeyen kitleye ulaşılabiliniyor.
Bu çiçeklerin ömrü çok kısa, sadece 4 gün! Dört gün içinde gördün gördün, yoksa bir yıl daha beklemek zorundasın. BBC Prime'da izlediğim bu belgeselde, yurdun dört bir yanından turistler gelerek dört gün içerisinde açıp yok olan bu mendil çiçeklerini görmek için savaşıyorlar. Yetişemeyenler çok üzülüyorlar. Çünkü mendil çiçeklerinin petalleri yere düşünce alelade bir şey oluyor. Önemli olan onların dallardan sarkan hallerinin görülmesi.
Bu ağaçtan bizim ülkemizde var mı? Bilmiyorum! Keşke benim köydeki bahçemde olsa. Dolmabahçe Sarayı'nın bahçesi çok ilginçtir. Orada dikili yüz yıllık ağaçların her biri, dünyanın dört köşesinden getirilmiş, ihtimamla büyütülmüştür. Yıllar önce TRT'ye saray bahçesindeki ağaçlar hakkında belgesel hazırlarken çok deneyimli bahçıvanlardan bilgi almıştım. "Dünyadaki her görkemli ağaçtan bizde örnek vardır" demişlerdi. "Maymun çıkamaz ağacı"nı bile hatırlıyorum. Biliyorsunuz Dolmabahçe Sarayı doldurulmuş arazi üzerine kurulmuştur. Asırlık bir ağacın üst dallarından kurumaya başlamış olması dikkatimi çekmişti ve bahçıvana sebebini sormuştum. "Kökü tuzlu suyu bulduğu için kuruma başladı" dediğini hatırlıyorum. Kurtulması imkânsızmış. Yazık ki, ne yazık! inşallah diğerlerini etkilemez.
Mendil ağacı, Dolmabahçe Sarayı bahçesinde olsaydı muhakkak görürdüm. Ülkemizin herhangi bir köşesinde yukarıda anlattığım ağaç varsa ve sahibi kimse bir tohum rica ediyorum. Kendi bahçeme dikmeye ve yetiştirmeye çalışacağım. Bilmem bizim Seddülbahir iklimine ve sert rüzgârlarına dayanabilir mi? Bir fidanı toprağa ekmekle işin bitmediğini yıllar önce üzülerek öğrendim. Doğanın zenginliği ve estetik güzelliği karşısında saygıyla eğiliyor ve mendil ağacı Davinia'yı belgeselde olsa bile görüp öğrendiğim için kendimi mutlu addediyorum.
Okuyucu mektubu
Tüketici hakları yavaş yavaş yerleşiyor
* Ankara Kızılay'da bulunan Shoe Center Ayakkabı Merkezi'nden Puma marka spor ayakkabısı aldım. 20 gün geçmeden sol ayakkabının topuk iç astarı yırtıldı. Geri götürdüm. 10 gün sonra gidip aldığımda, topuğa yapıştırıcıyla deri parçası koyduklarını gördüm. Bu parça kabarıklık yaptığı için ayağımı vurdu. Tekrar götürdüm. Baktılar ve paramı iade ettiler. Köşenizden Shoe Center'a teşekkür etmek istiyorum. (Meral Susam)
* Puma çok önemli bir markadır ve müşteri memnuniyetinden de haberdar oldukları belli oluyor. Tüketici Hakları ülkemizde yavaş yavaş yerleşmeye başlıyor. Ben de çok memnun oluyorum.
Hiç mendil ağacı gördünüz mu?
Şu çağdaş ülkelerin bilimadamları da olmasa birçok bilgiden yoksun kalacağız! Ağacın halk arasındaki adı mendil ağacı (handkerchief tree)! Bilimsel adı ise Davinia
Haberin Devamı

