Bahar gelince çoğu ev hanımlarında bir değişiklik başlar. Aslında uzun sürmez bu değişiklik ama hemen hemen her hanımın başına gelir. Güneşli bir bahar sabahı, hanımlar çocuklarını okula gönderdikten eşlerini de durağa postaladıktan sonra birden bire alev alev evi değiştirme duygularına kapılırlar. Sağdaki koltuk sola geçse, masayı duvara yapıştır-sa, koltuklara yeni yastıklar alsa, hatta perdeleri yıkasa bir değişiklik bir değişiklik? Sormayın!
Böyle bir dönemi hatırlıyorum. O hafta çalışmıyordum. Çocukları okula bırakmış, mutfağı toparlamış, elime bir çay alıp günlük gazeteye bakmaya başlamıştım ki bir fotoğraf gördüm. Güzel manzaralı bir dairenin penceresi açılmış, Boğaz'dan esen tatlı bir rüzgâr iki kenardaki tül perdeleri havalandırmış, sehpadaki bahçeden toplandığı belli güller vazoya gelişigüzel yerleştirilmişti. "Ahh, bizim ev neden böyle değil acaba?" diye hemen içimde alevler oluşmaya başlamıştı.
Etrafa bakındım. Gazeteliğimizin kenarındaki hasır sökülmeye başlamışta. Haluk'un Afrika'dan getirdiği köpekbalığı dişinden yapılmış heykelciği yan yatmıştı. Koltuğun oturma yerinde çocukların sürdükleri kırmızı boya izi, o kadar silmeme rağmen belli oluyordu. Kapatmalıydım. Muhakkak kapatmalıydım. Ama neyle? Ninemden kalma uçları püsküllü, kirli sarıyla bakır rengi karışımı bir şal vardı.
Sandığı açıp buldum. Naftalin kokuyordu. Olsundu! Tam lekeyi ortalayarak, koltuğun sol koluna ve arkaya doğru gelişigüzel serdim şalı. Koltuğun rengi bejdi ve üzerine serpiştirdiğim mavi ve lacivert bej yastıklar sırıtmıştı. Derhal ceketimi kapıp Nişantaşı'na koşturduğumu hatırlıyorum.
Dolaş dolaş, ayağıma kara sular inmişti ama sonunda kirli sarı ve bakır rengi karışımlı üç yastık bulmuştum. Öyle pahalı öyle pahalıydılar ki sormayın. Ama aldım işte. Çünkü içim alev alevdi dedim ya! Eve dönüp yastıkları koltuğa yasladığımda o kadar yakışmışlardı ki, odanın ortasında kendi kendime kahkahalar atmaya başladım. Artık her şeyi değiştirmek istiyordum.
Annemden bize gelen ilginç iskemleyi boş duvara dayadım. Baktım bir şey oturmuyordu ama ne? Sonunda keşfettim. Perdeler temizlenmek istiyordu. Derhal merdiveni getirdim, kornişten bir bir söktüm ve doğruca çamaşır mekinesine!
Yıkadıktan sonra o ağır parçaları bir bir balkona astığımda belim kopuyor sanmıştım. Perdeler kurur kuru-maz gene kornişlere bin bir güçlükle taktığımı hatırlıyorum. Sonra merdiveni katlayıp tekrar balkona bıraktığımı ve salona geri gelip, yeni yarattığım çağdaş dekoruma bakmaya başladım. Bir de ne göreyim? Benim sakız gibi yıkadığım perdelerin güneşlik astarları pazar torbası gibi her bir taraftan sarkmışlardı.
İşte içimdeki alevi bu söndürdü. Bir daha da yanmadı. Ama çok arkadaşımın tam bu mevsimde bu hastalığa yakalandığını görüyorum.
Okuyucu mektubu
Hiçbir zaman umutsuz olma!
■ Ayşe Hanım, size bir şiirimi gönderiyorum. Durumumu bu şiirden anlayabilirsiniz. Bir gün bir yerlerde karşılaşırsak Sakalım da uzamışsa "Ne iş yapıyorsun?" diye sorma Mutlaka işsizim! (Murat Demirci)
* Murat, seni anlıyorum. Ancak iş aramaya devam et. Sakallı olmanın işsizlikle ilgisi olmaması gerektiğine inananlardanım.
Bazı insanlar tanıyorum, işleri olduğu halde sevgililerinden ayrılınca kendilerini bırakırlar, saçlar sakallar uzar, hijyen sıfır! Ama bir gün bakardık ki arkadaş tertemiz, saçlar, sakallar kesilmiş, dişler fırçalanmış. İşte o zaman sevgilisiyle tekrar barıştığını anlardık. Kendisine sorardık "barıştınız mı?" diye. Utanır önüne bakar, "Evet barıştık gene işte" derdi. Umutsuz olma.
Dikkat... Dikkat...
Özürlüler için iş imkânı
Medikal bir firma için bölüm müdürüne ve medikal müdürlere asistanlık yapmak üzere "özürlü" eleman aranmaktadır. Bu konuda bilgi almak isteyenlerin www.tsd.org.tr adresiyle iletişim kurmaları rica ediliyor.
Hanımların bahar temizliği
Bahar gelince çoğu ev hanımlarında bir değişiklik başlar. Aslında uzun sürmez bu değişiklik ama hemen hemen her hanımın başına gelir
Haberin Devamı

