Salı günü, Türkiye Büyük Millet Meclisi milletvekillerinden 356'sı Recep Önal ile Hüsamettin Özkan'ın Yüce Divana sevklerini onayladı. Halk Bankası adı üstünde, halkın bankası olması lazım değil mi? Yıllar önce ben, televizyon programlarıma bu bankanın yetkililerini defalarca davet etmiş fakat bir türlü katılacak birisini bulamamıştım. Neden davet ettiğimi de sizlere açıklayayım.
Benim seyircilerim hanımlar, Halk Bankası'na müracaat edip evlerinde küçük işler kurmak için kredi talebinde bulunmuşlar ancak bir türlü başaramamışlardı. Kimisi 60 milyon TL'lik bir örgü makinesi almak için, kimisi de küçük bir dükkân kiralamak için 30 milyon TL'lik kredi talebinde bulunmuştu. Halk Bankası bütün bu talepler karşılığında ipotek edilebilecek gayrimenkul istemiş, gösteremeyenlere de "Size kredi veremeyiz çünkü geri ödeyemezsiniz. Elinizden alabileceğimiz bir mülkünüz yok" demişti. Hanım seyircilerim bana, "Bizim mülkümüz olsa Halk Bankası'na neden gidelim? Bize güvenmesi gerekmez mi? Biz kazandığımız her kuruşla ilk önce borcumuzu geri öderiz. Dürüst insanlarız" demişlerdi. Söyledikleri doğruydu. Neden doğruydu biliyor musunuz? Çünkü benim seyircilerim fakir ve namuslu insanlardı.
Halk Bankası'ndan hiçbir yetkili benim programıma gelmeyince, onların yerine dönemin yetkili iki bakanını davet ettim. Konu döndü dolaştı Halk Bankası'nın vatandaşa vermeyi reddettiği küçücük kredilere geldi. Hiç unutmuyorum, bakanlardan biri şöyle dedi: "Ne yani? Halk Bankası size para verecek. Ne malum geri ödeyeceğiniz? Öyle her isteyene paralar verilir mi? Biz sizi nereden tanıyacağız?"
Stüdyomdaki seyirciler bu tutuma son derece kızmış, "Biz borcumuza sadık, namuslu vatandaşlarız. İlk işimiz borcumuzu ödemektir. Bize neden güvenmiyorsunuz?" diye sormuşlardı. Sesler yükselmeye başladı. Bakan da altta kalmadı. Çekimden sonra eve vardığımda beni telefonla aradı ve dedi ki:
Düğümü çözemedim
"O programı katiyyen oynatmayacaksın. Senin patronunu arar seni oradan attırırım." Gözü dönmüş bir biçimde konuşuyordu. Program yayınlanmadı. Halk Bankası'nın yaptığı başka usulsüzlükler üzerine Sayın Emin Çölaşan'ın bir makalesini programımda okumuştum. Program yayınlandıktan sonra üst yönetimden telefon geldi. Gelecek programda Halk Bankası yetkililerinden özür dilemem ve gönderdikleri bir metni okumam istendi.
Yoksa reklamlarını kanaldan çekerlermiş! Bunu da yapmak zorunda kaldım. Bugün öğreniyoruz ki sade ve dürüst vatandaşa lâyık görülmeyen paralar başkalarına çuvallarla, küreklerle dağıtılıyormuş. Ne kadar? Trilyonlarla, yetmedi Katrilyonlarla! Hem de ipoteksiz!! Karşılıksız!!
Peki, bu kredileri Halk Bankası'ndan alanlar borçlarını faizleriyle geri ödemişler mi? Yoooo! Ödememişler. Peki, bu geri ödememe durumunda alanların malları ipotek edilmiş mi? Edilmemiş! Yani Halk Bankası, tanımadığı küçük, sade ve önemsiz vatandaşa para vermedi ama tanıdıklarına verdi. Öyle mi? Tastamam öyle! Bu denklemde bir eksiklik var ama ben çözemiyorum. Çözüme en yakın geldiğim yer şurası: Halk Bankası'ndan kredi almak isteyenlerin çok güçlü yerlerde tanıdıkları olması gerekir. Belki bunlarla iş birliği bile şarttır. Bir takım alışveriş terazileri. Belki de çok trilyonlar istemezsen vermiyorlardı! Binleri, minik milyonları riske atamazlardı!
Riske atacaksan; sunturlu, trilyonlu, cesametli atacaksın! Öyle atacaksın ki, karşıya çarpıp, sebeplendirip, belki de sana birazı geri gelecek! Ne bileyim ben? Bu denklemde bir eksiklik var diyorum ya hep? Bir türlü çözemiyorum düğümü. Çünkü düğüm, kumaşın altında kalmış. Kumaş, düğümün üstüne örtülmüş.
Recep Önal ve Hüsamettin Özkan'ın düğümün üzerindeki kumaşı atıp çözeceklerini umut ediyorum! Şayet kumaşı atmak için kendi güçleri yetmezse, onlara bu talimatları verenlerin yardıma koşacaklarından da eminim. Bütün vatandaşlar bunu bekliyoruz! Haberiniz olsun!
Halk Bankası düğümünü acaba kim çözecek?
Salı günü, Türkiye Büyük Millet Meclisi milletvekillerinden 356'sı Recep Önal ile Hüsamettin Özkan'ın Yüce Divana sevklerini onayladı
Haberin Devamı

