Eceabat'daki Maydos Restoran'a iki otobüs dolusu uzak doğulu turist girdi ve uzun masalara yerleştiler. Hepsi tertemiz giyimli, pırıl pırıl siyah saçlı, zarif insanlardı. Biraz sonra masalarına gittim ve aramızda şu konuşma geçti:
"Merhaba. Benim adım Ayşe Özgün. Sizleri tanımak isterim." Ortada oturan kısa saçlı hanım konuşmaya başladı: "Biz Güney Kore okullarında eğitmenleriz. Bazılarımız profesördür. İlk olarak böyle bir seyahati gerçekleştiriyoruz."
"Neden Türkiye'yi seçtiniz?"
"Çünkü toprağında bu kadar çok ve çeşitli kültürü barındıran başka bir ülke daha yok."
"Yola çıkmadan evvel tarih bilgilerinizi tazelediniz mi?"
"Hem de nasıl!" Gülüşmeler!
"Yalnız, çok genlere gitmedik. Örneğin Hititleri ele almadık. Üç önemli devirle alâkalıyız."
"Hangileri onlar?"
"Birincisi Hıristiyanlık tarihi"
"Antakya'ya gittiniz mi?"
"Antakiya??!??"
"Antiochus!"
"Yes, yes Antiochus. Tabii ki... İlk klişeyi de gezdik. İkincisi, Bizans tarihi, üçüncüsü de Osmanlı tarihi. Bu üç devri ele aldık." Masanın ucundan bir bey konuşmaya katıldı:
"Biz Türkiye ve Türkleri gerçekten de çok seviyoruz."
"Neden?"
"Futbol maçı oldu ya?" Gülüşmeler!
"Türkler bize karşı çok iyiydi." Kısa saçlı hanım tekrar söz aldı:
"Siz Güney Korelileri seviyor musunuz?"
"Evet seviyoruz."
"Neden?"
"Bir kere ekonomik ve teknik başarılarınıza hayranız. Mutevaziliğinize ve çalışkanlığınıza hayranız. Bence Japonya'ya rakip olacak ülkesiniz. İnşallah Türkiye tarihini öğrencilerinize o kadar olumlu yansıtırsınız ki onlar da büyüyünce buralara gelip sizler gibi gezerler!"
Memnun ve mutlu gülüşmeler... Hepsine iyi yolculuklar dileyip masamıza geri döndüm. Güney Kore güzel güzel ilerliyor dostlar!
Güney Kore güzel güzel ilerliyor
Eceabat'daki Maydos Restoran'a iki otobüs dolusu uzak doğulu turist girdi ve uzun masalara yerleştiler. Hepsi tertemiz giyimli, pırıl pırıl siyah saçlı, zarif insanlardı
Haberin Devamı

