Güle güle aziz dostum Pasiner!

Papa Hemingway'e benzer tarafları vardı Ali'nin. Her şeyin en iyisini bilen İstanbul, Osmanlı, Paris, Lozan, Monte Carlo kültüründe rahat, balık ve olta üzerine yoğunlaşmış, kitaplar yazan, yayına hazırlayan, konferanslar veren, doğaya saygılı ...

Haberin Devamı

Papa Hemingway'e benzer tarafları vardı Ali'nin. Her şeyin en iyisini bilen İstanbul, Osmanlı, Paris, Lozan, Monte Carlo kültüründe rahat, balık ve olta üzerine yoğunlaşmış, kitaplar yazan, yayına hazırlayan, konferanslar veren, doğaya saygılı, harikulade armonika üfleyerek caz yapan, Tony Bennett hayranı, kültürlü, dost canlısı, Atatürkçü, çok çaplı bir "Baba" kişilikti Ali.

Los Angeles'ta otururken Türkiye'yi tanıtıcı bir etkinlik yapmak istediğimde Ali'yi aramış, ülkenin tekne turizmi ve balıkçılık konusundaki potansiyelini Amerikalılara duyurmak istediğimi belirtmiştim.

"Above&Below the Turkish Waters - Türkiye Sularının Üstü ve Altı" adı altında ülkenin sayılı marina uzmanlarından Erbil Töre ile bir konferans hazırlamalarını rica etmiştim.

Kılıç kalkan ekibinin dışına çıkacaktık! California'nın belli başlı yat kulüp üyelerine unutamayacakları geceler yaşatacaktık. Sırayla California Yacht Club, Redondo Beach Harbour Yacht Club, Newport Beach Yacht Club ve yat kulüplerinin anası sayılan ve America's Cup'ı o yıl kazanmış (Dennis O'Conner) San Diego Yacht Club'ta yemekli geceler hazırlatmıştım.

Tam tahmin erliğim gibi Ali ve Erbil müthiş profesyonel bir hazırlık sonucu slide show ve özgün müzikli bir programı Amerikalı yat meraklılarına sundular. Aradan üç yıl geçtikten sonra Ali Özgün, LAX Havalimanı'ndan İstanbul'a gelirken kuyruğun uzunluğunu farkedince önündeki hanıma, nereye seyahat ettiklerini soruyor. Hanım, "45 kişilik grubumuz, Türkiye'de Ege Denizi'nde yat seferine çıkıyoruz. Bundan 3 sene önce kulübümüzde bir konferans verilmişti. Biz de ona uyarak Türk kıyılarını keşfetmeye gidiyoruz" diyor.

İki boğazın suları
Pasiner, merkezi Florida'da bulunan International Gamefish Association'ın tek Türk üyesiydi. Balıkçılık konusunda bu önemli kuruluşun hazırladığı ansiklopedide, Türkiye açık deniz ve kıyılarının balıkları bölümünü hazırlamıştı.

Young&Rubicam Reklamevi'nden emekli olduktan sonra bazı kitapları yayına hazırladı, bazı kitapları da bizzat yazdı. Hazırladıkları şunlardır: "Aşçıların Sığınağı" (Tarihteki ilk Osmanlı yemek kitabı. Galler Prensi Charles'ın eline geçmiş ve Ali ile irtibat kurmuştur). Hüseyin Hatemi ile hazırladığı "Ağrı", "Türk Çeyiz Sandıkları", "Denizlerin Güzelleri" (Kıyılarımızda inşa edilen teknelerle ilgili). Pasiner'in kendi yazdıktan da şunlardır: "Balık ve Olta", "İki Boğazın Suları", "Amatör Balıkçı'nın Cep Kitabı" ve henüz basılmamış son çalışmaları "Büyükada 1936-1956" ve "Balık Yemekleri" (İnşallah bunlar da gazetede tefrika olarak yayınlanır).

Seddülbahir'de haziran ortalarında balıklar kıyı şeridinde zıplamaya başlarlar. Sahne şöyle: Ben cam gibi suda çeneme kadar gömülüyüm. Bembeyaz kumda bağdaş kurmuş oturuyorum. Çok yakınımda bir balık zıplar, arkadan bir daha bir daha... Hemen koşar istanbul'dan Ali ve Sema'yı ararım:

"Çabuk çocuklar gelin buraya, balıklar zıplamaya başladı!" Ali gelir, fiber teknesinde oğlu Ali Kemal ile kaşık'a çıkar. Akşama pembe sinaritler sofraları süsler! Domatesi dilimledikten sonra hafif sızma zeytinyağı, biraz tuz ve limonlu kekikle süslemeden yemez Ali Pasiner. Limonlu kekik de illa Behramkale Assos'tan olacaktır, başkası yaramaz!

Ali harikulade hikâye anlatırdı. Örnek vereyim: "Antalya civarında bir koydaydık. Güneş batmak üzereydi. Sular ayna gibiydi. Oltanın ucundaki canavar çekiyor, biz de inatla bırakmıyorduk. Sonra vazgeçtik, olta kestik. Motorla koydan çıkıyorduk ki tam arkamızdan balık 5 metre havaya sıçradı, bize selam verdi. Teşekkür edip sulara daldı."

Güle güle Pasiner, saygı ve teşekkürlerimizle, güle güle!

DİĞER YENİ YAZILAR