Haluk'la saatlerce yüzüp, güneşlendiğimiz deniz kenarında, geçtiğimiz perşembe günü, "Güz gülleri gibi" rüzgârlar esmeye başladı. Kapıları, bacaları kapattık. Gökyüzü grinin değişik tonlarıyla boyandı. Masmavi parlaklığı aldı götürdü, süpürdü, sakladı.
İğde ağaçları, çok tesirli bir fırtınanın etkisinde bir sağa bir sola savruluyordu. Rüzgâr, o güzelim yaprakları bir bir koparmak için olanca gücüyle uğraşıyordu. Deniz, turkuaz ve lacivertlerini yok etti. Kılavuz motorları gemilere gidip gelirken yüksek dalgaları inip çıkarak geçiyor, bembeyaz fıskiyelerle su saçıyorlardı.
Köpeğimiz kulübesine yumuldu. Sabahların neşe kaynağı serçeler ve diğer kuşlar, gelip havuzlarından su içmediler. Gece demirde hiçbir balıkçı yatmamış. Oysa her gece sabahlarlardı.
İlk taneler düştüğünde koşup koltukları, yatakları içeri aldık. Buralara güneş ve sıcak yaraşıyor, her tarafa yaraştığı gibi! O gece Ayşe Hanım'ın çay bahçesinde son defa o muhteşem çiğ böreğinden yiyip, harikulade çayını içtik. Muhtarla dertleştik. Bakanımız Sayın Erkan Mumcu'nun yolladığı 40 milyar liranın, aylar geçmesine rağmen Köy Odası'na neden verilmediğini tartıştık. Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan köyümüze tahsis edilen paranın hangi sebeple kırpıldığını ben doğrusu merak ediyorum ve bilmek istiyorum.
Çünkü o para, biz vatandaşların vergilerinden oluşan bir paradır. Kırpan kurumun özel olarak çalışıp kazandığı para değildir.
"Yazıp sorayım mı muhtar?"
"Aman yazma Ayşe Hanım. Ne olur yazma."
Ben gene de yazıyorum, Sayın Erkan Mumcu. Bizim uçta çalışkanlık, sizin uçta haklı masraf karşılanması için para yönlendirilmesi, hem de bakanlık bütçesinden... Orta yerde, "Dur bir kırpalım şu miktarı" uygulaması.
Hani işin ehilleri iş başına gelecekti? Hani vatandaşın yanında olunacakta? Hani haksızlık yapılmayacaktı?
Hey Yarabbim! Gene mi "Eski hamam eski tas." Gene mi?
Encümen üyemiz Nami Bey katılıyor aramıza.
"Duydunuz mu? Raci Bey vefat etmiş."
"Ne diyorsunuz? Raci Bademli mi? O sıhhatli, zeki, çalışkan, işinin erbabı Raci Bey? Şimdi milli park projesiyle kim meşgul olacak?"
"Adamcağızın ömrü vefa etmedi."
"Allah rahmet eylesin.Evet, nur içinde yatınız Raci Bademli Bey."
Okuyucu mektubu
Güvenlik, otoparktan sorumlu değil mi?
* Peugeot marka arabamla Tepe Nautilus Alışveriş Merkezi'ne gittim. Emniyetli olsun diye oranın güvenlikli otoparkına bıraktım. Döndüğümde kapıları açık ve direksiyon üstündeki "air bag"in çalınmş olduğunu gördüm. Güvenliğe sordum, "Arabanızın alarmı yoksa tabiî çalarlar" dediler. Yönetime çıktım. Sevilay Yıldız Hanım üzgün olduğunu fakat masrafı tazmin edemeyeceğini belirtti. Durumu dava ediyorum ancak köşenize de yansısın istiyorum. Başkalarının canı yanmasın. (İnci Erdem)
* Gerçekten güvenlik şirketleriyle yapılan anlaşmalarda böyle durumlarda kimin sorumlu olduğunu öğrenmek isterim. Tepe Nautilus, bir güvenlik şirketiyle antafarak otopark kontrol altına almış görünüyor. Anlaşma metninde böyle bir durum vukuunda tazminat güvenlik ödemeli mi? Tabu hukukî durumları bilmem ancak benzer olayların daha birçok otoparkta yaşandığını biliyorum. Bence şirketler arası anlaşmalarda benzer durumları kapsayan bir madde olmalı. Bu masraf da otopark ücretlerini yükseltebilîr. Ama konu yasa kapsamına girmiş olur. Teşekkürler.
Gene mi eski hamam eski tas?
Haluk'la saatlerce yüzüp, güneşlendiğimiz deniz kenarında, geçtiğimiz perşembe günü, "Güz gülleri gibi" rüzgârlar esmeye başladı
Haberin Devamı

