Bilim adamlarının belirttiğine göre doğduğumuz andan 25 yaşımıza kadar vücudumuz hummalı bir çalışmayla milyon kere milyon kere milyon yepyeni hücre üreterek büyümemizi sağlıyor. Bu yaşımızdan sonra ise duraklama devrine girmiş oluyoruz. Üretim, azalarak devam ediyor.
Bu azalmanın etkisi ne oluyor? Derinin gittikçe kırışması, beliren yaşlılık çizgileri, vücudun yağ bağlaması, hareketliliğin yavaşlaması. İşte çoğu insanın uzaklaşmak istediği durum.
Yaşam uzayamaz mı? Örneğin ortalama yaşam 150 yıla çıkartılamaz mı? Çizgiler, kırışıklıklar, yok gibi, olmamış gibi olamaz mı? İnanınız bana, insanoğlunun bu arzusunu biyolojik olarak yerine getirmek için dünya üzerinde çok sayıda bilim adamı, kimyager, biyolog, fızyolojist bir ordu, dur durak bilmeden çalışıyor.
"Hiç belli olmuyor"
Bu yüzdendir ki, on yıl öncesine kadar duyulmamış, botoks türü uygulamalar, yaşları ilerlemiş hem erkek hem de hanım kullanıcılar tarafından alkışlarla karşılandı. Artık spor salonları gençten çok orta ve yaşlı üyelerle dolu. Evlere alınan jimnastik aletlerini daha çok yaşları ilerlemiş kişiler kullanıyorlar. Acı ve ıstırap tabii. 20 yaşındaki bir kızın vücut hatlarına sahip 75 yaşındaki Diane'i dinliyorum:
"Her gün aksatmadan, 3 saat ter içinde, acı ve ıstırap içinde jimnastik yapıyorum. Genç kalmak istiyorum. Yaşlanmak istemiyorum. Daha uzun yaşamak istiyorum. Ancak kalça kemiklerim eridi. Ameliyat olup protez taktırdım. Hiç belli olmuyor. 20 yaşındaki genç kızlarla aynı tempoda dans edebiliyorum. Ama halledemediğim bir derdim var! Bu beni çok üzüyor. O da el, boyun ve kollarımdaki derinin yaşlı görüntüsü. Bunu bilim halledemedi. Etten ayrılmış gibi kaldırabiliyorum, yerine yerleşmesi için çok uzun zaman geçiyor. Bundan kurtulmak istiyorum. Çünkü etrafa karşı gerçek yaşımı ele veriyor."
Şimdi de 56 yaşında olan fakat 18 yaşındaki bir genç kızdan farkı bulunmayan bir başka hanımı dinliyorum: "40 yaşıma gelince kendime söz verdim. En doğru gıdayı alacağım, jimnastiğimi ihmal etmeyeceğim, faydalı kremleri kullanacağım. Hepsini de yaptım ama bir de baktım yetmedi! Doğayla savaşamadım. Beni yeniyordu. Bel kısmım yağ bağlamaya başladı. Çok üzüldüm. Doktora başvurdum. Bir yolu vardı ama riskliydi. Günde iki kez yapılan bir iğne bu. Terkibi ne biliyor musunuz? Büyüme hormonu.
Hani küçükken büyümemizi sağlayan hormon. Ben, tüm riskleri kabul ettim. Benim için güzel olmak ve uzun yaşamak önemliydi. Altı ay boyunca her gün iki kez bu iğneyi yaptırdım. İlk önce ne oldu biliyor musunuz? Sanki saati durdurursunuz ve ters dönmeye başlar ya? Öyle oldu. Önce duruldum sonra bir değişmeye başladım.
Şaşarsınız. Belimde birikmiş yağlar yok oldu. Doktorum, içimdeki organ üzerine bağlanmış yağların da eridiğini söyledi. 18 yaşındaki halime döndüm. Enerjiyle dopdoluyum. Görünüşüm harikulade. Kimse bana 56 yaşında demiyor. Gencecik bir kız gibiyim."
Peki riski neymiş bu iğnenin? "Haa riski mi? Şey, kanser olma ihtimalin varsa gelişmesini hızlandırıyormuş! Doğrusu bunu düşünmüyorum bile. Günümü gün ediyorum. 150 yaşıma kadar yaşamaya niyetim var!"
Okuyucu mektubu
"Halime şükretmem gerekiyormuş"
* İstanbul Ataköy'de oturuyorum. Şubat-mart aylarına ait telefon faturalarım çok yüksek geldi. Dökümde Şili ve Amerika konuşmaları olduğunu gördüm. "Ben bu konuşmaları yapmadım" dediysem de bir işe yaramadı. Bu arada fatura mağduru sadece ben olmadığım ve halime şükretmem gerektiği tembihini de yetkililerden aldım. Bu ülkede her şey yapanın yanına kâr kalıyor Ayşe Hanım. (G.P.T.)
* Çok üzüldüm. Oysa Sayın Başbakanımız, vatandaşın sorunlarına titizlikle eğilinmesini tüm bürokrat ve hizmetlilerden istemişti. Nasıl oluyor, kim yapıyor. Gerçekten anlaşılır gibi değil!
Gençliğine dönmek isteyenler!
Bilim adamlarının belirttiğine göre doğduğumuz andan 25 yaşımıza kadar vücudumuz hummalı bir çalışmayla milyon kere milyon kere milyon yepyeni hücre üreterek büyümemizi sağlıyor
Haberin Devamı

