Garanti belgelerinizi saklıyor musunuz?

Haluk ile bir konuda o kadar farklıyız ki, gerçekten şaşarsınız! Mutfağa elektrikli bir alet aldığımızı farzedin

Haberin Devamı

Haluk ile bir konuda o kadar farklıyız ki, gerçekten şaşarsınız! Mutfağa elektrikli bir alet aldığımızı farzedin. Bu alet ister hamur yoğurma veya ekmek pişirme makinesi olsun, ister ekmek kızartma makinesi olsun, ben aleti derhal fişine sokar, içine iki dilim ekmeği atar mutfaktaki diğer işlerime girişirim.

Haluk ise hiçbir aletin çalıştırma talimatını okumadan hiçbir fişi, hiçbir prize sokmaz. Bu yetmezmiş gibi bütün garanti şartlarını ve kartlarını da gözden geçirmezse o gece uyuyamaz. Bana gelince, garanti belgelerine hiç dikkat etmem. Çoğu yanlışlıkla, aletin geldiği kutunun içinde çöpü boylamıştır. Böylesine müthiş bir fark vardır aramızda. Geçenlerde bir portakal sıkma makinesi aldık. Derhal fişini soktum prize tabii. Portakallan ortadan bölmeye başlamıştım ki, Haluk mutfak kapısından başını uzattı.

"Neeeeee? Ne yapıyorsun Ayşe? Ben daha talimatı okumadan, kullanmaya kalkma o aleti!"

"Amaaan Haluk. Ne var ki bunda? Portakalları ikiye bölüyorum ki, hemen suyunu içebilelim. İşler kolaylaşıyor böylece şekerim."

"Dur, dur bakayım. Bir dakika! Ver şu talimatı bana. Bakalım voltajı doğru mu? Kordonu doğru takılı mı? Garanti kâğıdı nerede, garanti?"

"Amaaaan Haluk! Ne garantisi ayol? Bu alet en aşağı 2-3 yıl işimizi görür. Portakalına buz koyayım mı?"

"Ahh Ayşe ahh! Garanti belgesini ver bana bakayım. Nerede?"

"Bir bakalım önce hem sağa, hem sola dönüyor mu?"

"Ayşe? Garanti belgesi, işletme talimatı... Nerede bu kağıtlar? Yoksa attın mı gene onları?"

"Bilerek bir şey atmadım..."

"Anladım zaten. Kutusu nerede, bu aletin kutusu?"

"Kutusunu aşağıya, çöp bidonuna gönderdim."

"Aşağıya gitti mi bile? Hay Allah, şimdi çöplerin arasında aramam gerekecek kutuyu! Bana sorsana Ayşe? Hep böyle yapıyorsun!"

Bu sözlerle Haluk dört kat aşağıya inip, kutuyu bulur, hem talimatı hem de garanti belgesini alıp yukarı geri gelir. Salona girip en sevdiği koltuğa oturur. Okuma gözlüklerini takar. Kullanma talimatını okumaya başlar.

"Halukçuğum, bardağını sehpana koydum. İçsene portakalını!"

Haluk içmeye başlar ve der ki: "Harika olmuş. Hine sağlık. Şu talimatları okumadan bu aleti işletme Allah aşkına Ayşe! Yıllardır hep aynı şeyi yapıyorsun."

Ben için için gülerim. O da talimatları okuyup durur. Bu konuda farklıyız dedim ya...

Düzeltme: 18 Mayıs Salı günkü, "Yunan mı, ton mu, Türk mü?" başlıklı yazımla ilgili dün bir düzeltme yayınlanmasını telefonla rica etmiştim. Bu düzeltmede, Kral Priamos'un sözlerinin Paris'e ait olduğu belirtiliyordu. Halbuki benim düzeltmem, ağabeyim Uluç'un Kral Priamos değil, Paris olduğunun farzedilmesi gerekliliğiyle ilgiliydi. Bir yanlış anlama sonucu ortaya çıkan bu durum nedeniyle tüm okuyucularımdan tekrar özür diliyorum.

Okuyucu mektubu
"1 milyar 400 milyonumu ödemediler"
■ Hırsızlar, komşumun aracını çalma teşebbüsü sırasında benim park halindeki aracıma çarpıp kaçtılar. Her iki aracın da kaskosu yok. Güneş Sigorta eksperi, hasar ödenir deyince 1 milyar 400 milyon liralık bedeli ödedim. Ama Güneş Sigorta hâlâ ödeme yapmadı. Lütfen mağduriyetimi köşenizden duyurunuz. (Muzaffer Dede)

* Evet, Güneş Sigorta yetkilileri, okurumun iddiası böyle. Niye, önce "öderiz" deyip, müşteri parayı verdikten sonra ödemiyorsunuz? Bunun vebali müşteriye mi aittir? Bir açıklama lütfeder misiniz?

DİĞER YENİ YAZILAR