Johannesburg 2000 metre yükseklikteki bir dağın üzerinde bulunuyor. Civarda keşfedilen altın madenine koşturan ahalinin yörede yoğunlaşmasından dolayı kurulmuş bir kent. Modern, temiz, çağdaş bir görünümü var. Avrupa kentlerinden farksız. Trafik düzeni sağ taraftan. Siyah vatandaşların etrafta tek tük göründüğü bir kent. Oysa nüfus oranı tam tersini söylüyor. Nasıl yani?
Tüm Güney Afrika nüfusu 44 milyon. Bunların sadece 4 milyonu beyaz ırktan. Johannesburg'da gittiğimiz Sun City'de, tek tük siyah görebildiğimi belirtmek isterim. Sun City'de bir otel var. Gerçek adı "The Lost City" yani "Kayıp Kent", Atlantis'e ithaf edilmiş ancak adı "Palace" olarak tanımlanıyor. Yani saray. Gerçekten de muazzam bir mimari, olağanüstü bir yapı.
Büyü bozulurmuş
Oyulup süslenmemiş hiçbir duvar parçasına, kapıya, pencere kenarına rastlayamazsınız.
Bu otele 5 dakika mesafede casino'lar var. Şimdi size çok özel bir deneyim anlatacağım. Johannesburg'un çok kuzeyine ciple gidiliyor. Balta girmemiş orman tarzı yöreler. Buralarda inançlar hâlâ pagan, insanların ruhunun bir bakıma reenkarne olduğuna inanılıyor.
Köye varıldığında yaşlı bir kişi zaten ölmüştü ve kenarda uzanıyordu. Tüm kabile etrafında toplanmıştı. Büyücü, bedenin yanında eğilmiş elindeki kocaman yaprağı vücuda yaklaştırıyordu. Sol elinde tuttuğu yaprağı yanak hizasında tutarken sağ eliyle de yaprağın sathını okşuyordu. Anlattıklarına göre büyücü, o anda ruhu, "organik" kabul edilen yaprağa geçiriyormuş. Sonra bu yaprağı bir ineğe yedirtti. Daha sonra da 4-5 erkek ineği kurban ettiler ve kor gibi ateşin üzerinde pişirdiler. Tüm kabile halkı, pişmiş etten yedi. Böylelikle ruh tekrar beden bulmuş oluyor. Şayet ölene düşman birisi varsa ve ineğin etini yemeyi reddederse büyü bozulurmuş ve ruh huzura eremezmiş. Genellikle herkes yermiş, o gün de yediler.
Yüksel Uzel'in müthiş bir resim zevki var. Yanlış söyledim. Yüksel Uzel'in resim zevki Oya ve benimkine çok uyuyordu. Evinde gördüğümüz bir kaç tablonun ressamını sorduğumuzda hemen telefona sarıldı ve Hester ile Philip'i ellerindeki eserlerle eve çağırdı. 25 eserle geldiler. Afrikalı ressamların eserleri son derece canlı renklerden oluşuyor. Oya da ben de tek kelimeyle resimlere "vurulduk" ve 21 adedini aldık. Çünkü hem çok güzeldiler hem de fiyatları uygundu.
Ben bir dükkânda sadece iki adet "Zulu Savaşçı" heykeli gördüm ve aldım. Tahtadan yapılmış bedenlerinin büyük bölümü boncuk tarzı şeritlerle sarılmış, taarruza hazır vaziyette duruyorlar. Yıllardır arayıp da bulamadığım çok değer verdiğim bir eşya da çerçevelenmiş kelebeklerdir. Johannesburg'da bunlara rastlayabiliyorsunuz.
Güney Afrika, başta Japonlar olmak üzere turist kaynıyor! Sabah saat 06.30'da kahvaltılarını yapıp aslanları, zürafaları, zebraları görmek için ciplere binip meçhule doğru gidiyorlar. Bir çoğu da sayısız golf sahalarında "club" sallıyorlar. Gençlerin birçoğu windsurf yapıyor. Ülkede altın, pırlanta, demir gibi tabii kaynakların yanında, şarapçılık çok ilerlemiş durumda.
Sefirimiz Sermet Bey'in söylediğine göre Güney Afrika'da Alarko (elektronik eşya) ve Zorlu Holding (battaniye) yatırım yapmışlar. Yörede 1000 kadar Türk varmış. Yöre parasının adı Rand. 1 Amerikan Doları, 800 Rand'a eşit. Güney Afrika Cumhuriyeti Türklerden vize istemiyor.
Güzel bir yatırım
Saddam, canlı kalkanlar, ABD baskıları, Chirac'ın tutumu, muhtemel Ortadoğu Savaşı, ekonomik zorluklar, Siirt seçimleri, Güney Afrika'dan çok ama çok uzaklarda konular. Yörede yaşayanların bu konulara ilgileri yok. Sanki ayrı bir alemde yaşıyorlar.
Yüksel Uzel, yaşamının bu noktasında fevkalâde bir yatırım yaparak butik, otelcilik işine girmiş ve çok üstün başarıyla devam ettiriyor. Zulu köylerine, pırlanta ve altın madenlerine turlar düzenleyen yardımcılarıyla Güney Afrika'yı ziyaret etmek isteyeceklerin, kendisiyle irtibat kurmalarını tavsiye ediyor. Bizlere gösterdiği dostluk, ilgi ve samimiyet için de çok teşekkür ediyorum.
Fax: 00 27116465125
e-posta: yukseluzel@mweb.co.za
G. Afrika'daki sosyal durum
Johannesburg 2000 metre yükseklikteki bir dağın üzerinde bulunuyor. Civarda keşfedilen altın madenine koşturan ahalinin yörede yoğunlaşmasından dolayı kurulmuş bir kent
Haberin Devamı

