Amerikalı bir çift
"Miami'de oturuyoruz. Nerelisiniz?"
"Türk'üm. İstanbul'dan geldim."
"Benim dedem de Türk! Amasya'dan gelmiş Amerika'ya."
"Dünya küçük!"
"Size bir şey danışmak istiyorum. Biz buraya gelince müthiş bir şeyin farkına vardık."
"Nedir o?"
"Kimse Amerikalıları sevmiyor artık. Irak savaşını yaptık diye çok kızıyorlar."
"Neden böyle düşünüyorsunuz?"
"Amerikan medyası bize gerçekleri yansıtmıyormuş. Burada gazete ve dergileri okuduk. Şaşırdık kaldık. Bush'a kızıyorlar. Acaba Saddam'ı devirmek yanlış bir hareket miydi?"
"11 Eylül olayının çok etkili olduğunu düşünüyorum."
"İnanır mısınız, 11 Eylül olayında Miami'de oturmamıza rağmen bir hafta korkudan sokağa çıkamadım."
"İnanırım. Dehşet verici bir olaydı."
"Bir arkadaşımın eşi asker. Dört buçuk aylığına diye Irak'a gönderdiler. Eğitim süresi dahil bir buçuk yıl geçti. Hâlâ eve dönme şansı yok. Arkadaşım çok üzgün."
Eşi söze karışıyor: "Benim endişem başka. Bush ve ekibinin yarattığı bu, kötü Amerikalı imajını yok etmemiz çok güç olacak."
"İsrail ve Filistin arasının sükûnet bulması çok önemli."
"Farkındayız. Ama ne yapılacağını bilmiyoruz."
Hanım taksi şoförü
"Kaç yıldır bu meslektesiniz?"
"Küçük kızken bu mesleğe girmek istemiştim. Lisede İspanyolca eğitmenliği yaptım beş sene. Sonra boş ver deyip ayrıldım öğretmenlikten. O gün bu gün taksi şoförlüğü yapıyorum. Ailem çok kızdı ama aldırmadım."
"Hep Mercedes mi kullanırsınız?"
"Evet. Hem de beyaz olacak!"
"Neden?"
"Başka bir renk işleri karıştırır diye düşünüyorum. Beyaz, yalın ve basit. Hiç vazgeçmem."
"Kaç yılda bir değiştiriyorsunuz?"
"6 yılda bir yenilerim."
"Hep gündüz mü çalışırsınız?"
"Bir kaç sene gece çalıştım. Ama şimdi bir köpeğim var. Akşamları yalnız bırakmak istemiyorum."
"Gece çalışınca zor olabilir. Sarhoşlar binebilir arabanıza..."
"Sarhoş müşteri zor değildir. Tehlikeli hiç değildir. Atarsın arkaya, zaten hemen sızar. Teslim edersin evine."
Havalimanına vardık. Yollarımız ayrıldı.
Tur rehberi
"Otobüsten inmeden önce hepinize bir uyarıda bulunmak istiyorum. Gireceğiniz alışveriş merkezinde marka çanta kopyalarının çok cazip fiyatlarda ve mükemmel kalitede olduklarını biliyorum. Fransız emniyet yetkilileri, bu kopyacılık işinden hiç hoşlanmıyorlar.
Dönüş yolumuzda otobüsümüzü bir polis durdurup, alışveriş poşetlerini kontrol edebilir. Şunu iyi bilmenizi istiyorum. Bu kontrolde poşetlerinizde korsan çanta bulursa derhal imha edecektir. Hah! Bu bilgiyi veriyorum. Alıp almamak sizlerin bileceği iştir. Karışamam. Ama tehlikesi vardır. Bilmenizi istedim. Kapıyı açabilirsiniz şoför bey!"
Dönüşte etrafıma baktım, değil kol veya omuz çantası, koskoca tekerlekli bir Ferre bavul, poşete sığmadığından sahibinin yanındaki koltuğa yerleşmişti.
Düzeltme: Dünkü yazımda, Iraktı bayan mimarın adı dizgi hatası sonucu "Halid" olarak yazılmıştır. Doğrusu "Hadid"dir. Düzeltir özür dilerim. A.Ö.
Ambulanslar niçin geçiş kuyruğuna giriyor?
* Avrupa yakasında, Kadıköy'e geçmek için köprüde otomobilimle sırada bekliyordum. Birden arkadan canhıraş bir ambulans sesi gelmeye başladı. Bende bir heyecan başladı. Çünkü ölümle yaşam arasındaki ince çizgide, saniyeler hatta saliseler bile önemli. Gelgelelim, ambulans şoförü köprü geçiş ücretini ödemek İçin sıraya girmez mi? Olacak şey mi bu? Köprülerden geçecek ambulans, itfaiye, emniyet arabaları gibi vasıtalardan para alınmasın. Devletin, onların ödeyeceği 2,5 milyon liraya mı ihtiyacı var? Veya başka bir sistem uygulanabilir. Bilmiyorum, Yeter ki bu vasıtalar kuyruklara girip beklemesinler. (Metin Gürsoy)
* Bu konuda size yüzde yüz katılıyorum. Böyle bir beklemeyle hasta yaşama veda edebilir. Bu nedenle İstanbul trafik yetkilileri, otoban ve köprülerde, acil durumlar için en sağdaki kulvarın her zaman açık olmasını istiyorlar. Bu kulvarda, böyle bir ambulans rahatlıkla ilerleyebilir, köprüden de ücret ödemeden geçebilirdi.
Fransa'dan insan manzaraları
Hanım taksi şoförü... "Kaç yıldır bu meslektesiniz?" "Küçük kızken bu mesleğe girmek istemiştim. Lisede İspanyolca eğitmenliği yaptım beş sene. Sonra boş ver deyip ayrıldım öğretmenlikten..."
Haberin Devamı

