Çamaşır makinesini haznesinden çekmiş, yerleri silmiş ve tam yerine yerleştirmiştim ki, kapı çaldı. Gelen Rukiye'ciğimmiş!
"Sarıp sarmalanmışsın Rukiye'ciğim. Bu karda çıkmazsın demiştim ama çıkmışsın."
"Çıktım Ayşe, çıktım vallahi! Evde her yerleri topladım ama baktım pişirecek kuru mercimek bile yok! Dur bakkala gideyim, Ayşe'ye de uğrayayım dedim."
"İyi de ettin. Geç salona ben çayları getireyim."
ikimizde sıcacık fincanlar elimizde, koltuklarımıza kurulduk.
"Yahu Ayşe, garip bir şey oldu. Sana danışmak istedim. Söylemekten de biraz utanıyorum ama!"
"Söyle Rukiye söyle, akıl akıldan üstündür hayrola?"
"Rüstem! Mesele Rüstem'den kaynaklanıyor. Tutturdu bıyık bırakacağım diye"
"Olabilir şekerim. Belki de çok yakışır. Neden itiraz ediyorsun?"
"Nasıl diyeyim bilmiyorum. Üç gündür bıyık bırakmaya başladı.
Tırtıl tırtıl bir şeyler uzuyor. Bir kıl diğerine uymuyor, bazıları gri, bazıları kahve, bazıları da siyah. Bazdan sağa doğru büyürken diğerleri sola yöneliyor."
"Yavaş Rukiye, dur kızım, yavaş yavaş!"
"Haklısın, heyecanlanıyorum bu konuda. Çok çirkin duruyor"
"Kardeşim, bizim saçlarımız da uzarken garip bir devre geçiririz. Ne uzundur, ne de kısa ama bir kaç haftada hepsi uzar, toparlanır ya!"
"Biliyorum, biliyorum ama Rüstem boyatacak mı yani şu pırtıl bıyığını? Boyanmışlar sana garip gelmiyor mu?"
"Çanım belki de çok yakışır. Bir şans tanışana Rüstem'e. Neden bu kadar rahatsız oluyorsun?"
"Söyleyemiyorum Ayşe, bak sana bile söyleyemiyorum."
"Yahu biz kardeş değil miyiz? Ne var çekinecek?"
"Peki peki! Söylüyorum işte. Kapa gözlerini. Öpüşürken sinir oluyorum da ondan!"
"Olabilir, bundan çekinmene gerek yok. Olabilir!"
"Hem batıyor, hem gıdıklanıyorum, anladın mı?"
"Anladım Rukiye. Bu duygularını Rüstem'e söylemen lazım. Adamın bundan haberi yoksa nasıl bilsin?"
"Nasıl söyleyeyim? Ya gururu kırılırsa?"
"Senin kadar düşünceli eş de her erkeğin başına... Yaşa be Rukiye! Rüstem'in gururunu düşünüyorsun. Kendi gıdıklanan yüzünü düşünsene?"
"Bak de ki: Rüstem, bıyık bırakmak senin kararın ama bu bıyığınla öpüşüp öpüşmemek de benim kararım. Ya bıyık ya öpüş! Seçim senin!"
"İnşallah öpüşü seçer."
"İnşallah! Akşama mercimek mi pişiriyorsun?"
Okuyucu mektubu
Konsolosluğa başvurabilirsiniz
Dr. Bilgehan Esen
* Biz ailece VATAN gazetesi okuruz. 13 Şubafta köşenizde "İngiltere'de doktor açığı var!" başlıklı yazınız dikkatimi çekti. Çünkü ben genç bir pratisyen doktorum ve işsizim. Benim yabancı dilim oldukça iyi. Bu konuda kendimi sürekli yeniliyorum. İngiliz hastalara faydalı olabilirim. Nereye müracaat etmem gerekir?
* Ben İngiltere'deki doktor açığını bir belgeselde öğrenmiştim. Sizin yerinizde olsam herhalde İngiltere başkonsolosluğuna veya sefaretine müracaat ederdim. Bu konuda size iyi şanslar dilerim.
Eyvah Rüstem bıyık bırakıyor!
Çamaşır makinesini haznesinden çekmiş, yerleri silmiş ve tam yerine yerleştirmiştim ki, kapı çaldı. Gelen Rukiye'ciğimmiş! "Sarıp sarmalanmışsın Rukiye'ciğim. Bu karda çıkmazsın demiştim ama çıkmışsın."
Haberin Devamı

