Eski eşya pazarı canlandı

Hatırlar mısınız bilmem? Geçen yaz bu köşede Ayvalık ile Altınoluk arasında bulunan 'açık ardiye' bir Antika Pazarı'ndan bahsetmiştim

Haberin Devamı

Hatırlar mısınız bilmem? Geçen yaz bu köşede Ayvalık ile Altınoluk arasında bulunan 'açık ardiye' bir Antika Pazarı'ndan bahsetmiştim.

Oradan aldığım 'el yapımı' açık mavi bardak ve sürahileri anlatmıştım. Bodrum'dan Çanakkale'ye dönerken aynı ardiyede gene durmak istedim. Bir de ne göreyim? Bizim gazetede çıkan yazımdan sonra "İşler bir artmış pîr artmış!" Vallahi tallahi görseniz inanmazsınız! O koskoca 'ardiye' çok muntazam toparlanmış ve üzerinde üç adet (sayı ile 3 adet) koskocaman eski eşya dükkânı açılmış! Neler var, Neler! Eski emaye sahanlar, rengârenk çiçekli desenleriyle üç dükkânın duvarlarını süslüyor. Eski evlerden tahta tavan oymaları. Eski demir işçiliği örneklerinden kapılar, duvar süsleri. O kadar güzeller ki! Nerede şimdi o işçilik, o ustalık? Hepsi sabır ve sebat örneği.

Devam ediyorum. İğne oymaları, eski kumaşlar, incecik bardaklar, sandıklar... Yanlız sandıklar üzerinde biraz durmak istiyorum. Birçok sandığın üstü sade tahta görünümünde ama kapağı açtığınızda, kapağın altında hep aynı yağlı boya resme rastlıyorsunuz. Nedir bu?

İki bacalı bir gemi. Bacadan da dumanlar tütüyor. Kim yapmış? Neden hep aynı resim yapılmış? Bilemem. Ama işte oradalar. Benim aldığım, sizlere önerdiğim açık mavi el yapımı sürahi ve bardaklara gelince.

"Abla sen yazdıktan sonra bu bardak ve sürahilere çok talep geldi be! Her köyü araştırdık alıp getirdik. Elimizde kala kala ha şu iki sürahiyle bu birkaç bardak kaldı. Köylü de değerini anladı tabii."

"Bu yüzden mi bir sürahinin fiyatı 45 milyon lira oldu?"

"Eeee! Ne yaparsın. Çok aranıyor, fiyatlar da yükseliyor Ayşe Abla."

Baktım aynı cins camdan bir de su sürahisi duruyor masada. İçini iyice bir yıkayıp temizlemek gerek tabii. Dükkân sahibi sevgiyle baktığımı gördü.

"Al Ayşe Abla. Bu da sana hediyemiz olsun. Sayende buraları oluştu."

"Bakıyorum, gene fiyatların Horhor seviyesinde?"

"Biliyorsun bizim dedemiz orada eski Çanakkale'ler satıyor. Biraz biliyoruz bu işi be abla."

"Bu Avrupa süt mavisi vazo ve pudra kavanozlarını, hele hele bu Çin tabaklarını nereden buldunuz?"

"Ablacım getirtiyoruz biz artık. Belçika'dan Hollanda'dan getirtiyoruz. Meraklısı var abla. İşlerimiz gelişti dedim ya?"

"Bereket versin. Bir şey söyleyeyim mi? Şimdi eve varınca gene burası hakkında bir yazı yazacağım, işleriniz gene artacak. Bu harikulade gelişmenizi yazmadan duramam. Benim de katkım oldu çünkü."

"Oldu abla, oldu tabii. Sağolasın!"

Dikkat... Dikkat...
"Kardelen programının etkisi oldu"
AKP İzmir Milletvekili Sayın Serpil Yıldız Hanım arayıp, "Ayşe Hanım, belediyelerin Kadın ve Çocuk Sığınma Evleri açmasının asli görevleri haline girmesi için verdiğim ve kabul edilen önergenin gerçekleşmesinde sizin de payınız olduğunu belirtmek isterim" dedi. Açıklamasını rica ettim. Şunları söyledi: "Bundan bir müddet evvel bir taraftan belediye kanunu üzerinde çalışırken diğer taraftan da sizin TRT'deki Kardelen programınızı izliyordum. Sanırım Bursa'dan bir konuşmacı, bir iki de yetkili vardı. Sığınma Evleri'nin gerekliliği üzerine fevkalâde konuşmalar yaptınız. Derhal elimdeki yasaya maddeyi eklemenin uygun olduğunu düşündüm ve ekledim." Çok sevindim. Yıllardır hem ekranlardan hem de köşe yazılarıınızla bu eksikliğin belediyelerce giderilmesinin gerekliliği üzerinde duruyorduk. Sayın milletvekilimiz bir çırpıda önergeyi hazırlamış ve çok daha önemlisi, kimbilir hangi muhalefete göğüs gererek sabırla geçirilmesini sağlamış. Eminim bu çok uzun ve dinlemeye değer bir hikâyedir. Milletvekilimizi, eylül ayında Kardelen programımıza davet etmeyi planlıyor ve yaşadığı deneyimleri öğrenmek için sabırsızlanıyorum. A. Ö.

DİĞER YENİ YAZILAR